İçeriğe geç
NEBİLİM AĞI ÇEVRİMİÇİ04.10.2026 · BİLİM, EVREN & TEKNOLOJİ
NeBilim.net

Her cevap,
yeni bir soru açar.

OBSERVATION / 237

Rusya ile gelecek savaşın Avrupa’daki yıkım haritası: NATO, AB ve E3’ün 2030 planının gerisindeki riskler

NATO, Avrupa Birliği (AB) ve Fransa-Almanya-İngiltere üçlüsü (E3) liderlerinin Rusya ile savaş hazırlığını 2030 yılına kadar tamamlamayı hedeflediği bir...

Yayın:

NATO, Avrupa Birliği (AB) ve Fransa-Almanya-İngiltere üçlüsü (E3) liderlerinin Rusya ile savaş hazırlığını 2030 yılına kadar tamamlamayı hedeflediği bir dönemde, bu yolun Avrupalıları yıkıma sürükleyebileceğine dair uyarılar yükseliyor. Sitenin yazarına göre, Avrupa’nın saldırgan tavrı Rusya’yı savaşı planlandığından çok daha erken başlatmaya itebilir; böyle bir durumda ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Rusya’ya karşı Avrupa’nın savunmasını üstlenmeyeceği öngörülüyor.

Rusya’nın balistik ve süpersonik füzelerine karşı etkili biçimde savunulamayan Avrupa’nın kısa sürede ağır kayıplarla mağlup edileceği, barış talebinin ardından enerji sisteminin yıkımının kıta ekonomisini krize sürükleyeceği hesaplanıyor. Yazar, Avrupalıları bu risklerin açıkça tartışılması ve görüşlerinin dinlenmesi için çağırırken, senaryonun 2026’nın ikinci yarısından itibaren nasıl işleyebileceğini detaylandırıyor.

Savaşın doğası anlaşılmalı

Rusya ile savaş hazırlığı çağrıları giderek yükselirken, sitenin yazarı bu konuyu Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün kurucusu ve “Güçün Akıllıcı Kullanımı” adlı kitabın (2011) yazarı Commodore (Emekli) Steven Jermy tarafından kaleme alındığı belirtiliyor. Yazar, savaşın en büyük filozofu General Carl von Clausewitz’in şu sözlerini hatırlatıyor:

Savaşlar, amaçlarının ve onları doğuran durumların niteliğine göre değişmelidir. Devlet adamının ve komutanın yapması gereken ilk, en üstün ve en geniş kapsamlı yargılama eylemi, giriştikleri savaşın türünü bu ölçütle belirlemektir; onu yanlış anlamamak ya da kendi niteliğinden uzak bir şeye dönüştürmeye çalışmamak. Bu, tüm stratejik soruların ilk ve en kapsayıcısıdır.

General Carl von Clausewitz

Sitenin yazarına göre Rusya ile savaşın doğası dikkatle düşünülmesi gereken konulardan oluşuyor: Liderlerin açıklamalarının Rusya’da nasıl karşılandığı, böyle bir savaşın ne zaman başlayabileceği, nasıl işleyebileceği ve sonuçlarının maliyetleri. Bu makalenin ise böyle bir senaryoyu inşâ ettiği vurgulanıyor.

Stratejik bağlam

Durumun nasıl buraya geldiğini anlamak gerektiğine dikkat çizen yazar, krizin kökenlerinin 1989 yılına dayandığını savunuyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının, Rusya’nın meşru güvenlik çıkarlarını da içeren dayanıklı ve kapsayıcı bir Avrupa güvenlik mimarisi kurma fırsatı doğurduğu belirtiliyor.

Bu firsatin israf edildiği vurgulanan metinde, 1990’lar ve 2000’lerde Rusya’ya verilen ilk güvenceye rağmen NATO’nun doğuya doğru durdurulamaz şekilde genişlediği aktarılıyor. Kennan, Matlock, Burns ve Kissinger ile Mearsheimer gibi uyarıda bulunan seslerin görmezden gelindiği ya da yok sayıldığı ifade ediliyor; benzer biçimde Rusya’nın açık ve tekrarlanan kırmızı çizgi uyarılarının da dikkate alınmadığı belirtiliyor.

Rusya-Ukrayna Savaşı‘nın bu bağlamda anlaşılması gerektiğine işaret eden yazar, Batı’daki yaygın görüşün Rusya’yı imparatorluk hırsıyla müdahale etmekle suçladığını aktarıyor. Buna karşılık güvenilir kanıtların, Rusya’nın NATO genişlemesini varoluşsal bir tehdit olarak değerlendirdiği için savaşa başladığına işaret ettiği savunuluyor.

Rusya’nın gözünde bu savaşın – ve hâlâ böyle olduğu vurgulanarak – bir hayatta kalma savasını temsil ettiği aktarılıyor. Sitenin yazarı, AB dış politika sorumlusu Kaja Kallas’ın Rusya’nın parçalanmasını açıkça istediğini hatırlatarak, Rusya’nın yöntemleri hakkında ne düşünülürse düşünülsün, motivasyonunun anlaşılmasının gelecekteki savaşımızın doğasını anlamak için kritik olduğunu savunuyor.

Rusya’ya Avrupa’nın tırmanışına yanıt

Bu temel içgörüye rağmen E3 liderlerinin açık niyetinin, Ukrayna’ya derinlemesine vuran uzun menzilli hassas füzeler ve seyir füzeleri sağlama yönünde olduğu aktarılıyor. Bu silahların tümünün Rusya topraklarına derinlere ulaşabildiği belirtiliyor.

Moskova’nın uyarısının belirsiz olmadığı vurgulanan metinde, durumun böyle devam etmesi halinde Avrupa’daki üretim tesislerine doğrudan saldırının dışlanmayacağı bildiriliyor. E3 liderlerinin bu uyarıyı ciddiye almayı seçmemeyi tercih edebileceği öngörülüyor; bunun mantıklı bir varsayım olduğu çünkü Rusya’nın önceki tüm uyarılarını görmezden geldikleri aktarılıyor.

Bu nedenle çatışmanın, Avrupa’nın planladığı 2030’dan çok daha erken, bu yıl içinde başlamasının oldukça olası olduğu savunuluyor. Böylece senaryo için başlangıç çizgisi olarak 2026’nın ikinci yarısı alınıyor.

Sitenin yazarına göre Eylül 2026’da uyarılarının görmezden gelindiğini ve E3 silah teslimatları arttıkça Rusya’nın içlerine yönelik saldırıların yükseldiğini gören Rusya harekete geçiyor. Balistik füzeler ve süpersonik darbelerle İngiltere’nin Midlands bölgesindeki, Ruhr’daki ve Bordeaux yakınlarındaki ana drone ve füze üretim tesisleri yıkılıyor.

NATO’nun 5. Maddesi devreye sokuluyor; ancak bu madde askeri eylem zorunluluğu getirmiyor, her üyeye “gerekli gördüğü tedbirleri alma” yükümlülüğü yüklüyor. E3 liderlerinin dayanabileceğini varsaydığı güvencenin ne kadar sığ olduğu şimdi ortaya çıkıyor.

İspanya ve Macaristan kuvvet bağlamayı reddederken; İtalya, Polonya ve birkaç Doğu Avrupa ülkesi belirsiz bir tutum alıyor. Daha da önemlisi, son dönemde Rusya’ya karşı operasyonları destekler biçimde görünen Beyaz Saray’da acil tereddütler oluşuyor.

Rusya’nın İran’daki savaşı kaybetmiş, cephane stoklarının büyük ölçüde azalmış, Atlantik’in öbür tarafında savaşıp ölmesi için iç siyasette bir istek kalmamış ve orta dönem seçimlerinin önünde olduğu aktarılıyor. Bu koşullarda “Rusya’yı uzatma” fikrinin pek iyi göründüğü savunulmuyor.

Beyaz Saray’ın, Rusya ile kıta Avrupasında bir savaşa katılmanın ABD milli çıkarına olmadığına hızlı biçimde vardığı belirtiliyor. Yıllarca stratejik otonomiyi konuşup onu yaratamayan E3’ün artık bunun ne anlama geldiğini bildiği aktarılıyor.

Savaşın ilk üç ayı

Bu arada kendi inşa ettikleri politika anlatısına sıkışan E3 ve Hollandalılar, İskandinav ülkeleri ile Baltık devletleri gibi küçük “istekli” ülkelerin liderlerinin karşılık verdiği aktarılıyor.

Sadece havada mümkün olan bir taarruz için Avrupa’nın darbe gruplarının, Ukraynalı pilotların yıllardır bildiği şeyle karşılaştığı belirtiliyor. Avrupalı pilotlardan küçük bir kısmının seyir füzelerini hedefe ulaştırırken; çoğunun Rusya’nın katmanlı ve iyi pratik yaptığı S-400 ve S-500 ağları tarafından imha edildiği aktarılıyor.

NeBilim sitesini Google’da tercih edilen kaynak olarak seç

Bu ağların Avrupa pilotlarını ve hava araçlarını sürdürülemez bir kayıpla karşılaştığı vurgulanan metinde, düşman hava savunmalarını bastırma yeteneğine sahip olmayan (hatta buna sahip olsa bile) Avrupalılar için hava üstünlüğü ya da etkili bir karşılık saldırısı umudu kalmadığı savunuyor.

Hava darbelerine yanıt olarak Rusya’nın eldivenlerini çıkardığı ve Avrupa’dan kendilerine halkına ile yurtlarına yönelik tehdidi son kez ortadan kaldırmaya karar verdiği aktarılıyor. Rus kuvvetleri havaalanlarını, eğitim üslerini, tersaneleri, lojistik merkezlerini ve vagon istasyonlarını vurarak Avrupalı kuvvetlerin konuşlandırılabilmeden önce binlerce askeri kayıp verdirdiği belirtiliyor.

Avrupalıların artık ABD’nin Körfez’de yeni öğrendiği dersi öğrendiği aktarılıyor: Avrupalı orduların balistik füzelere karşı çok az, süpersonik füzelere karşı ise hiç koruması yok. Bu arada Rusya’nın aynı titizlikle Ukrayna’nın enerji ağını 2022’den itibaren parçaladığı gibi, Avrupa’nın enerji altyapısını da sistematik biçimde yıktığı aktarılıyor.

Dünyanın en büyük bölgesel hidrokarbon ithalatçısı olan ve günde yaklaşık 12,8 milyon varil tüketen Avrupa’nın enerji sisteminin zaten ciddi baskı altında olduğu belirtiliyor. Bu durumun Rusya petrol ve gazına yönelik kendini yok eden yaptırımların sonucu olduğu; son dönemde de Hürmüz Boğazı’ndaki enerji şokunun bu tabloya eklendiği aktarılıyor.

Denizde Rus denizaltılarının Kuzey Denizi ve Atlantik’e yerleştiği ve savaş durumu blokajı ilan edildiği aktarılıyor. Ticari gemilerin kaybedilmesi tehdidinin, deniz sigortacılarını güvenceden çekmeye ve şirketleri hareketsiz kalmaya yeterince etkilediği savunuyor.

Avrupanın hidrokarbon ithalatının durduğu ve enerji sisteminin çözmeye başladığı belirtiliyor. Işıkların sökmeye başladığı aktarılırken; daha da önemlisi, yakıt olmadan Avrupa’nın tarım, balıkçılık ve gıda lojistik sistemlerinin çökeceği vurgulanıyor. Çışma henüz ancak iki üç aylık olsa bile, Avrupa’nın ekonomik durumunun artık tehlikeli boyutlara ulaştığı savunuyor.

Bariş, maliyetler ve sonuçlar

Nükleer silahlarla tırmanış ya da mağlubiyeti kabul etme ikili seçeneğiyle karşı karşıya kalan İngiliz ve Fransız liderlerinin durduğu aktarılıyor. Her iki ülkenin de nükleer caydırıcılığının kendi topraklarına yönelik nukleer saldırıyı caydırmak için var olduğu; ancak milli intihara varan bir eylemle çöken konvansiyonel bir kampanyayı kurtarmak için olmadığı belirtiliyor.

Bu sırada yan taraftaki pozisyonunu net biçimde belli eden ve artık Rusya ile nukleer savaş riskinden ciddi şekilde endişelenen ABD’nin, savaşı kapatmak için her iki tarafla acil çalışmalara başladığı aktarılıyor. Bu ancak Rusya’nın şartlarıyla mümkün olabileceği vurgulanıyor.

ABD ve küçük Avrupalı ülkelerden gelen yoğun baskıyla E3, NATO ve AB liderlerinin barış istediği belirtiliyor. Çatışmanın yalnızca üçüncü ayında insani maliyetlerin zaten ciddi olduğu aktarılıyor; askeri kayıpların Irak ve Afganistan’daki 25 yıllık Batı ve NATO operasyonlarında yaşananlardan çok daha yüksek boyutlarda olduğu savunuyor.

Askeri teslim olmanın son değil, yalnızca başlangıç olduğu vurgulanan metinde; enerji sisteminin yıkılmasıyla Avrupalı sanayi üretiminin çöktüğü ve işsizliğin tırlandığı aktarılıyor. Almanya dışındaki Avrupa’nın en büyük ülkelerinin borcun GSYİH’ye oranının yüzde 100’ün üzerinde olduğu belirtiliyor.

Avrupalı kamu maliyetlerinin, acil enerji sübvansiyonlarının, gelecekteki yeniden inşâ maliyetlerinin, çöken borsa piyasalarının, daha yüksek devlet faiz maliyetlerine yol açan tahvil piyasası koşullarının ve kaybedilen vergi gelirlerinin hızla artan yükü altında bükülüp kırıldığı aktarılıyor.

Suçlu devlet haline gelen Ukrayna’nın, bundan sonra ne olacağının kanıtsı olduğu belirtiliyor. Bir buhranın standart ölçütünün yüzde 10’luk ekonomik daralma olduğu; Ukrayna’nın ise bunun üzerinde olduğu savunuyor.

ABD’nin mali açıdan bir Marshall Planı sunamayıp, dünyanın geri kalanının ise siyasi açıdan bunu yapmaya isteksiz olduğu aktarılıyor. Böylece Avrupalıların, Büyük Buhran’dan daha büyük ekonomik darma ile baş başa kaldığı vurgulanıyor.

Siyasi sonuçların da az derin olmadığı belirtiliyor; savaşı başlatan koalisyonların çöktüğü ve önderlik eden liderlerin hızla ve acımasız biçimde tahttan indirildiği aktarılıyor. Savaşın işbirliğinde bulunduğu gerekçesiyle hem NATO’nun hem de AB’nin tamir edilemeyecek kadar bölündüğü savunuyor.

Solcu ve milliyetçi hareketlerin yükseldiği; nesiller boyu inşa edilen ve 1945’ten beri kendi topraklarında savaş yaşamayan topluluklarda elitlerle halklar arasındaki sosyal sözleşmenin kırılma noktasına geldiği aktarılıyor. Bir zamanlar tutarlı bir siyasi ve ekonomik bölge olan Avrupa’nın artık distopik bir hesaplaşmayla karşı karşıya olduğu vurgulanıyor.

Sonuç – Avrupalıların yüzleştiği seçim

Bu senaryo makulse – ya da en azından kısmen böyleyse, E3 liderlerinin kabul etmemizi istediği risklerin değip değermediği sorusu öne çıkıyor. Hiçbir kamu tartışması olmadan mı?

Sitenin yazarına göre alternatif var: adı diplomasi. Tehdit diplomasisi ya da bir tarafın zaferle dışlandığı anlamsız barış konferansları değil; her iki tarafın diğerini dinlediği dürüst bir konuşma diplomasisi.

Rusya’nın güvenlik ihtiyaçlarının anlaşılması zor olmadığı belirtiliyor. Çünkü bu ihtiyaçları 20 yıldır tekrarlıyorlar; dinlemeye hazır olanların çoğu için neredeyse yorulmak bilmeden tekrarlanıyor.

İlginizi Çekebilir: Etiyopya’daki Siyasi Yeniden Düzenlenme Ortasında Ato Eshete Moges ve Fano’nun Anısı →
Kaynak: Asiatimes ↗
Forumda sor / tartış
AÇIK LABORATUVAR / TARTIŞMA

1 yorum

Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.

Tartışmaya katıl

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.

SEARCH / 001

En az 3 karakter yazın.

ATLAS / NAVIGATION

Bilgi alanları