Kanada Başbakanı Carney, ABD ile yürütülen ticaret görüşmelerinin “Amerikan müzakerecilerin son dakika değişiklikleri” nedeniyle askıya alındığını duyurdu. Bu değişikliklerin “adaletsiz, ekonomik olarak sürdürülebilir olmayan ve herhangi bir anlaşmanın güvenilirliğini sorgulayan” unsurlar içerdiği belirtildi.

Hemen ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni 338 tarifeleri yürürlüğe girdi. Bu tarifelerin, Kanada’dan gelen 28 milyar dolarlık mal üzerine uygulanması bekleniyor. İlk tahminlere göre, bu tarife uygulaması nedeniyle 90 bin Kanadalı’nın işini kaybedebileceği öngörülüyor.

Görüşmelerin tıkandığına kadar, Carney hükümetinin ABD’ye yönelik diplomatik yaklaşımı oldukça yapıcıydı. Mayıs ayında Carney, daha fazla Kanada-ABD entegrasyonu çağrısında bulunmuş ve “Kanada güçlenecek, Amerika da yeniden büyük olacak” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak şimdi, ticaret görüşmeleri sona erdi ve hem Kanadalılar hem de Amerikalılar için yeni ekonomik zorluklar baş gösteriyor. Conciliasyon artık bir seçenek değil. Bunun yerine, öfke ve gerginlik ön plana çıkıyor.

Kanada’ya yönelik bu durumun nedenleri arasında, ABD’nin Kanada ile yapacağı ticaret anlaşmalarında genellikle haksız koşullar getirmesi yer alıyor. Bu durum, Kanadalıların tepkisini çekiyor ve ulusal çıkarların korunması gerektiği mesajını veriyor.

Yeni %50 Tarife

22 Ağustos’e kadar, Trump yönetiminin Kanada’ya uyguladığı tarifeler genellikle belirli bir kalıp izliyordu. Ya da, Kanada diğer ülkelerle birlikte ele alınıyor (gibi), ya da uzun süredir devam eden ticaret sorunları üzerinden (örneğin, yumuşak ağaç). Ancak bu %50 tarife uygulaması bu duruma farklı bir yaklaşım getiriyor. ABD Temsilcisi Jamieson Greer’in belirttiğine göre, amacın Kanada’yı provansiyel alkol yasaklarını kaldırması ve Amerikan otomobillerine yönelik tarifeleri düşürmesi yönünde teşvik etmekti.

Bu durum, Kanada’nın kendi kendini savunma çabalarına karşı bir tepki olarak değerlendirilebilir. Bu durum, ABD’nin Kanada’dan beklentilerinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor ve ulusal çıkarların korunmasının önemini vurguluyor.

Kanada’nın Tepkisi ve Olası Senaryolar

Geleneksel olarak, herhangi bir ticaret anlaşmazlığında ABD’nin Kanada’yı kolayca yenebileceği düşünülüyordu. Ancak bu durum, Kanada’nın elindeki kaldıraçları göz ardı ediyor. Ödüllü ekonomist Paul Krugman’ın açıklamalarına göre, ABD ekonomik açıdan önemli malları (örneğin, petrol, kereste, elektrik ve alüminyum) Kanada’dan ithal ediyor ve bunların yerini tutacak uygun fiyatlı bir alternatif bulunmuyor. Bu durum, Amerikan tüketicileri ve işletmeleri için maliyetleri artırıyor.

Bu durumun, ABD’deki yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçilere zarar verebileceği düşünülüyor. Ayrıca, bu durum, diğer ülkelerin de ABD’ye karşı benzer politikalar izlemesine yol açabilir.

Kanada’nın geleceğine dair iki farklı bakış açısı

Son 18 ayda, Kanada’nın Trump yönetimine yönelik yaklaşımı belirli bir geleceğe dair beklentilere dayanıyordu. Bu beklentiye göre, Trump yönetimi sadece bir anormallikti ve zamanla sona erecekti. Bu durumda, ilişkiler normalleşecek ve bu nedenle Kanada’nın uzun vadeli ilişkiyi tehlikeye atmaması gerekiyordu.

Ancak son gelişmelerle birlikte, farklı bir geleceğe dair beklentiler ortaya çıkıyor. Bu beklentiye göre, Kanada’nın Trump yönetimine karşı sert bir mesaj vermesi gerekiyor. Aksi takdirde, gelecekteki yönetimlerin benzer politikalar izlemesinin önüne geçilemez.

Kanadalıların bu yeni duruma nasıl tepki vereceği ve hangi fedakarlikleri yapmaya istekli oldukları zamanla ortaya çıkacaktır.

Eric Van Rythoven, siyaset bilimi alanında öğretim üyesidir. Carleton University Bu makale, The Conversation tarafından Creative Commons lisansı altında yeniden yayınlanmıştır. Orijinal makaleyi okumak için buraya tıklayın: original article

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et