Nükleer savaş, iklim değişikliği, salgınlar, yapay zeka ve süpervolkanlar… Bazen insanlığın karşı karşıya olduğu felaketlerin sonu olmadığı gibi görünüyor. Ancak böyle bir küresel felaket yaşanması durumunda nereye sığınılmalı? Bilim insanları, “Global Challenges” dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmayla, bu sorunun cevabını arayanlara yol gösteriyor.

“Avustralya, küresel yıkım riskleri konusunda Dünya’nın en dayanıklı yeri gibi görünüyor,” diyor ilk yazar ve çevresel bilimci Florian Ulrich Jehn. Ancak dikkat: Avustralya bile tüm felaketlere karşı tamamen güvende değil.

Araştırmacılar, “Global Catastrophic Risks” olarak adlandırılan bu riskleri üç ana kategoriye ayırıyor:

  1. Güneş Işığını Engelleme Senaryoları (ASRS): Volkanik patlamalar, nükleer kışlar veya asteroit çarpması sonucu güneş ışığının azalmasına neden olan olaylar.
  2. Toplumsal Sistemleri Etkileyen Olaylar: Elektrik, ulaşım ve gıda üretimindeki aksamaların yanı sıra jeomanyetik fırtınalar, siber saldırılar ve salgınlara yol açabilen durumlar.
  3. Küresel Biyolojik Riskler (GCBR): Doğal veya insan kaynaklı büyük ölçekli biyolojik tehlikeler.

Araştırmacılara göre, ülkelerin bu tür felaketlere karşı daha dayanıklı olması için belirli coğrafi, kurumsal ve altyapısal faktörlerin rolü önemli. Demokratik, zengin, düşük eşitsizlik oranına sahip, güçlü bir sanayi tabanına sahip, uzak konumlarda bulunan (büyük adalar gibi), merkezi olmayan ve çeşitli yapısıyla öne çıkan ülkeler, ticaretin yoğun olmadığı veya coğrafi olarak yakın ticaret ortaklarına sahip olanlar daha dayanıklı olabilir.

Mysterious 'Disease X' could be the next deadly global epidemic, WHO warns
Küresel bir biyolojik felaket, kıtadan dünyaya yayılabilen büyük kayıplara ve toplumsal yıkıma yol açabilir (Grandfailure/iStock)

Bu faktörler göz önünde bulundurulduğunda, araştırmacılar Avustralya’nın izolasyonu, gıda üretimi, fosil yakıt kaynakları ve sanayi kapasitesi gibi özellikleriyle öne çıktığını belirtiyor. “Hiçbir yer tüm küresel yıkım risklerine karşı dayanıklı olmasa da, Avustralya en sık olarak dayanıklı olarak tanımlanan ülkedir.”

Avustralya’nın büyük ada statüsü bazı risklere karşı koruma sağlasa da, aynı zamanda belirli kritik malların ithalatı için uluslararası ticaret sistemlerine olan bağımlılığını artırıyor. Bilim insanları, Avustralya’yı genel olarak GCR’ler bağlamında gezegenin en dayanıklı ülkesi olarak tanımlarken, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri de göz ardı edilmemeli.

Avustralya’dan sonra, Yeni Zelanda, Japonya, İsviçre ve Arjantin gibi ülkeler de dayanıklılık açısından öne çıkıyor. Ancak bu ülkelerin bile belirli risklere karşı savunmasız olduğu belirtiliyor. Örneğin, tüm bu ülkelerin uzun kıyı şeritleri nedeniyle tsunami riskiyle karşı karşıya olabileceği, volkanik patlamalar veya ticaret bağımlılığı gibi sorunlar yaşayabileceği ifade ediliyor.

The Rock That Killed The Dinosaurs Was One of The Rarest Types in The Solar System – Which Made It Even Deadlier

Araştırmacılar, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi yapısal olarak dayanıklı ülkelerin, küresel dayanıklılık çabalarına destek sağlayabilecek önemli merkezler olabileceğini vurguluyor. Bu ülkeler, gıda stokları veya tohum bankaları barındırabilir ve sanayi kapasiteleri sayesinde felaket anında bile işlevselliği koruyarak uluslararası bir müdahale için temel oluşturabilir.

En önemli nokta hazırlıklı olmak. Bilim insanları, “Önleme her zaman dayanıklılıktan daha iyidir” diyerek, bazı felaketlerin önlenemeyeceğini ve bu nedenle yatırım yapılması gereken alanların farkında olunması gerektiğini belirtiyorlar. Bu bulgular, “Global Challenges” dergisinde yayımlandı.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et