Victoria eyaletinin güneyindeki Buchan kasabasının yakınlarındaki bir tepede yer alan Cloggs Mağrası’na giriş, devasa bir katedralin kapısına benzemektedir. Bu mağra, nesilden nesile Avustralya Yerli halkı olan GunaiKurnai topluluğu tarafından ziyaret edilmiştir. Onların varlıklarına dair doğrudan kanıtlar, mağaranın duvarlarında ve tavanında bulunan sayısız ateşin izlerinde göze çarpmaktadır. 19. yüzyıldan kalma etnografik raporlar ve GunaiKurnai’nin sözlü gelenekleri, “mulla-mullung” olarak adlandırılan, toplulukları tarafından saygı gören “Eski Atalar” ruhani liderlerinin bu alanı şifa, büyü ve hatta lanet ritüelleri için kullandığını detaylandırmaktadır.
Bu uygulamalar genellikle yerel otların yakılmasını içeriyordu ve bu otların mikroskobik kalıntıları, Avustralyalıların bu mağarayı ne kadar uzun süredir ziyaret ettiğine dair önemli bilgiler sunmaktadır. Frontiers in Environmental Archaeology dergisinde bugün yayınlanan bir çalışmaya göre, insanlar Cloggs Mağrası’nı en az 25.000 yıldır kullanmaktadır.
“Çalışmamızda, Eski Ataların daha geniş bölgeden otları topladığını ve bunları Cloggs Mağrası’na getirerek ince katmanlar halinde yaydıklarını ve yaktıklarını gösteriyoruz” diye açıklayan çalışma ortak yazarı ve Avustralya Ulusal Üniversitesi arkeoloğu Elle Grono, “Zamanla, tortular bu yanmış katmanları kaplayarak binlerce yıl boyunca her birini diğerinin üzerine korumuştur.”
Çalışmanın ortak yazarları, saha çalışmalarını yürütürken ve bulgularının analizinde ve yayımında GunaiKurnai topluluk temsilcileriyle yakın işbirliği içinde olmuşlardır. Önemli kanıtlar, bitki dokularından elde edilen mikroskobik silika kalıntıları olan fitolitler şeklinde ortaya çıkmıştır. Polen genellikle böcekler, hayvanlar ve rüzgar tarafından taşınırken, fitolitler genellikle bitkinin kendisinin ayrıştığı yerde kalır. Cloggs Mağrası’na güneş ışığı ulaşmadığından, mağara içindeki fitolitlerin neredeyse kesin olarak ya insanlar ya da hayvanlar tarafından getirilmiş olmasıdır.

“Yarı yanmış fitolitlere odaklandık; bunlar sadece insanlardan gelebilir çünkü yanmamış olanlar böcekler veya rüzgar yoluyla taşınabilirdi” diye Grono ekledi.
İki kazı çukurundaki en üstteki 73 aşma katmanında bulunan fitolitlerin karbon tarihlendirmesi, Clogs Mağrası’nda yaklaşık 4.400 ila 1.600 yıl önce bitki yakmalarının yapıldığını göstermiştir. Araştırmacılar, otlar ve yabani çiçeklerden ağaçlı bitkilere kadar 29 farklı bitki türü buldular. En yaygın türler, ılıman iklimlerde bulunan Poaceae (paspal) ailesine ait otlar ile daha sıcak ve nemli bölgelerde görülen Panicoideae ailesine aittir. Bu otların birçoğu kasıtlı olarak mağara girişinin yakınından toplanmış ve fitolitlerin neredeyse beşte biri erimiş veya yakılmıştır. Ek olarak, tarihlendirilmiş yanmış bitki kanıtları, yerel toplulukların malzemelerini 25.000 yıl öncesine kadar mağaraya getirmeye başladığını göstermektedir.
En şaşırtıcı keşiflerden biri, bitkilerle ilgili değildi; bu kayalardı. Bir kazı çukurunda, arkeologlar ayrıca törenlerde kullanılan yaklaşık 30 santimetre yüksekliğinde bir taş sütun buldular. Bu eser, benzer fitolit külleriyle çevrilidir.
“Küllün kullanımı, GunaiKurnai’nin büyü ve ritüellerde kullandığı geleneksel uygulamalarla tutarlıdır; aynı zamanda içeri giren herkesin ayak izlerini takip etmek için kullanılmıştır” diye Monash Üniversitesi arkeoloğu Bruno David ekledi.