Avrupa Birliği’nde (AB) yoksulluk, 2015 ile 2023 yılları arasında belirgin biçimde azaldı; yine de üye ülkeler arasında derin eşitsizlikler devam ediyor. Bratislava Ekonomi ve İşletme Üniversitesi’nden Silvia Megyesiova ve Cecilia Olexova’nın, Slovakya’nın Košice şehrindeki üniversitede yürüttüğü çalışma, yoksulluğun azalmasına rağmen ülkeler arası farkların sürdüğünü ortaya koydu. Araştırmacılar, yoksullukla mücadelede tek başına gelir ölçütünün yeterli olmadığını, sürdürülebilir ve ülkeye özel politikalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Çalışma, yoksulluğun çok boyutlu doğasını vurgulayarak, fiziksel ve dijital altyapı, bilgi okuryazarlığı ve çevresel tehditler gibi unsurların da değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini hatırlattı. Araştırmacılar, pandeminin yoksulluğun farklı boyutlarını gözler önüne serdiğini, bu nedenle çok boyutlu bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti.
Ondalık dönemde yoksulluk azaldı, ancak üç dönem ayrı analiz edildi
Araştırmacılar, yoksulluğu ölçmek için Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde belirlenen 10 metriği kullandı. Bu metrikler arasında “sosyal transferlerden sonra parasal yoksuluk riski altındaki kişiler oranı”, “konut maliyetinin aşırı yük oranı” ve “ciddi maddi ve sosyal ayrımcılık oranı” yer aldı. Analiz, üç ayrı dönemi kapsadı: 2015–2019, 2020 (COVID-19 pandemisinden dolayı ayrı incelenerek) ve 2021–2023.
Genel olarak, AB’de yoksulluk 2015’ten 2023’e azaldı. 2015 yılında sosyal transferlerden sonra parasal yoksuluk riski altındaki kişiler oranı %17,4 iken, 2023’te %16,2’ye düştü. Ciddi maddi ve sosyal ayrımcılık ortalaması da %9,7’den %6,8’e geriledi.
Ulusal ilerlemeye rağmen açıklıklar devam ediyor
Bireysel ülkeler benzer bir seyir izledi. 2015 yılında İspanya, Litvanya, Letonya ve Romanya’nın yoksuluk oranları %22’nin üzerindeydi. 2023 yılında ise yalnızca Estonya ve Letonya bu kategoriye girdi. Romanya, 2015 ile 2023 arasında en büyük iyileşmeyi kaydetti: Sosyal transferlerden sonra parasal yoksuluk riski altındaki kişiler oranı %25,4’ten %21,1’e düştü.

2021–2023 döneminde Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve Letonya en savunmasız kümeyi oluştururken, Kuzey ve Batı Avrupa’daki birkaç ülke daha istikrarlı bir seyir gösterdi. Araştırmacılar, sonuçların, dayanıklılığı artırmak ve nihayetinde yoksulluğu ortadan kaldırmak için her ülkenin ihtiyaçlarına uygun sürdürülebilir politikalara ihtiyaç olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

“Yoksulluk ve sosyal dışlanma, AB ülkelerinde yalnızca ekonomik refah üzerinden anlaşılamaz. Gelirin ötesine bakarak, özellikle maddi ayrımcılığa, konut koşullarına ve dijital becerilere odaklanmak, AB genelinde sosyal savunmasızlığın daha bütüncül bir resmini sunar.”
Silvia Megyesiova ve Cecilia Olexova
Araştırmacılar, yoksulluğun genel olarak azaldığı analiz edilen dönemde, AB üye ülkeleri arasında önemli eşitsizliklerin sürdüğünü, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Letonya’nın son dönemde (2021–2023) en savunmasız kümeyi oluşturduğunu ekledi. Çok boyutlu yoksuluk profillerinin zamanla evirdiğini ve Avrupa içindeki geleneksel coğrafi bölünmelere her zaman uymadığını da belirtti.
Yalnızca gelir, savunmasızlığı yakalamakta yetersiz
Araştırmacılar, gelir ölçütünün tek başına yeterli olmadığını, yoksulukla mücadelede çok boyutlu bir yaklaşımın gerekli olduğunu vurguladı. Çalışma, yoksuluk profillerinin zamanla değiştiğini ve bu değişimin coğrafi sınırlara uymayabileceğini, bu nedenle politika yapıcıların ülke özelinde müdahale etmesi gerektiğini kaydetti.
Araştırma, AB’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde yoksulluğu azaltma konusundaki ilerlemesini değerlendirmek için önemli bir veri kaynağı sunuyor. Araştırmacılar, yoksulukla mücadelede uluslararası işbirliğinin ve sürdürülebilir politikalarin önemini tekrarladı.





1 yorum
Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.