1940’li ve 1950’li yıllarda, federal bir zararlı böcek kontrol programı kapsamında, Boston’daki güvercinlere zehirli maddeler içeren mısır dağıtılmıştır. Bu olay, Tom Lehrer’in en ünlü şarkılarından biri olan “Poisoning the Pigeons in the Park” şarkısını yazmasına ilham vermiştir.
Poisoning the Pigeons in the Park Şarkısında, Tom Lehrer, plak şirketi Unicorn Records tarafından şarkının orkestrasyonunu yapmak üzere Richard Hayman’ın işe alınmasını şöyle anlatmaktadır:
İşin garibi, piyano çalan kişinin tepki vermesiyle ortaya çıkan durumdu. Bu kişi, “hoş bir vals” olarak tanımlanan müziğin, şarkı sözleriyle tamamen uyuşmadığını fark etti. Şarkı sözleri, baharın keyiflerinden bahsederek başlıyor, ancak kısa süre sonra daha karanlık bir hal alıyor ve Lehrer’in güvercinleri öldürmekten duyduğu zevki dile getiriyor. Yani, müzik ve şarkı sözleri arasında büyük bir uyumsuzluk var.
Bu tür uyumsuz şarkılar hakkında iki önemli soruya değinelim:
- Hangi özellikler bazı uyumsuz şarkıları komik yapar? Bazı uyumsuz şarkılar neden ciddi, bazıları ise komik?
- Tom Lehrer’in güvercin öldürmeyi kutlayan şarkısına gülmek ahlaki olarak doğru mudur?
Öncelikle, bir şarkıda uyumsuzluk yaratan şeyin ironi mi yoksa mizah mı olduğunu anlamaya çalışalım. Joseph Moore, şarkılardaki müzik ve sözler arasındaki uyumsuzluğun “melodik ironi” olarak adlandırılan bir tür ironiye yol açabileceğini savunmaktadır. Örneğin, Lou Reed’in “Perfect Day” şarkısı, umutlu sözleri ile melankolik melodiyi birleştirerek ciddi bir ironi yaratır.
Peki, “Poisoning the Pigeons in the Park” şarkısı neden komik, “Perfect Day” ise değil? İki önemli fark öne çıkıyor. İlk olarak, komik uyumsuz şarkılar genellikle beklenmedik anlara sahiptir; uyumsuzluk ani ve hazırlıksız bir şekilde ortaya çıkar. “Long been noted” ifadesiyle belirtildiği gibi, sürpriz unsuru mizahın temel öğelerinden biridir. İkinci olarak, daha önemli bir fark ise konunun ciddiyetidir. “Poisoning the Pigeons in the Park” hayvan hakları veya zararlı böcek kontrol politikaları hakkında derinlemesine bir düşünce gerektirmezken, Lou Reed’in “A Perfect Day” şarkısı mutluluğun ne anlama geldiği gibi önemli bir konuya değinir.
Şimdi de, bir şarkıya gülmek ahlaki olarak doğru mudur sorusuna gelelim. Bir şarkıda ifade edilen ahlaki olmayan düşünceleri desteklemek için gülmemiz gerekir mi? Mizah üzerine yapılan çalışmalarda, gülmenin genellikle bir tutumu onaylamak anlamına geldiği savunulmaktadır. Ancak, bu tutumun ahlaki açıdan uygun veya uygunsuz olabileceğini belirtmek önemlidir.
Sacha Baron Cohen’in 2004 yapımı “Da Ali G Show” dizisindeki “Peace” bölümünde, Borat karakteri tarafından seslendirilen “In My Country There is Problem (Throw the Jew Down the Well)” şarkısı da benzer bir konudur. Bu şarkıda, Borat, anti-Semitik, kadın düşmanı ve kaba ifadeler kullanmaktadır. Şarkı, neşeli bir country müziği eşliğinde söylenmektedir.
Bu şarkının “Poisoning the Pigeons in the Park” ile bazı benzerlikleri vardır. Her iki şarkıda da, neşeli müzik ve ahlaki olarak yanlış davranışları kutlayan sözler arasında bir uyumsuzluk bulunmaktadır. Ancak, Borat’ın şarkısı daha karanlıktır çünkü etnik temizlik, hayvan zulmünden çok daha ciddi bir ahlaki yanlıştur.
Bu şarkının ahlaki açıdan değerlendirilmesi karmaşıktır. Bir yandan, bu tür şarkılar anti-Semitizmin yayılmasına katkıda bulunabilir. Öte yandan, bu şarkılar önyargı konusunda farkındalık yaratma potansiyeline de sahip olabilir.
Sonuç olarak, uyumsuz şarkıların ahlaki açıdan değerlendirilmesi bağlama bağlıdır.