Pankreas kanseri genellikle tedavisi en zor olan ileri evrelerde yakalandığı için ölümcül bir hastalık; ancak şimdi geliştirilen yeni bir kan testi, bu kanserin erken aşamalarında ve hatta kanser öncüsü belirtilerde doğru şekilde tespit edilmesini sağlayabiliyor. Bugün Nature Medicine dergisinde yayımlanan çalışma sonuçlarına göre, PAXEON adlı kan testi ile doktorların hastalığı hızla müdahale edip tedavi etmesi için gerekli olan erken teşhis imkanı doğuyor.
Pankreas kanseri, bu hastalığın en zor biçimlerinden biri olarak kabul görüyor; çünkü tespit edilmesi son derece zor. Hastaları yıllarca etkileyebilen bu kanserde erken belirtiler o kadar hafif oluyor ki, çoğu zaman hiç yok sayılabiliyor ya da ihmal edilebilir düzeyde kalıyor. Meme veya bağırsak kanserinde olduğu gibi rutin bir tarama testi bulunmuyor ve vakaların büyük kısmı ancak kilo kaybı, karın ağrısı ve şeker hastalığı gibi belirtiler artık görmezden gelinemez hale geldiğinde, yani ileri evrelerde teşhis ediliyor.
Kanser öncüsü belirtilerde de umut
Bu nedenle beş yıllık hayatta kalma oranı ancak yüzde 13’e ulaşabiliyor. Yeni kan testi ise bu tabloyu değiştirmeyi hedefliyor. Nature Medicine’de bugün yayımlanan sonuçlarda bilim insanları, PAXEON adlı kan testinin pankreas kanserini erken evrelerinde doğru şekilde tespit edebildiğini ve hkansancer öncüsü işaretleri bile belirleyebileceğini gösteriyor; bu da doktorların hastalığı hızla müdahale edip tedavi etmesine olanak tanıyor.
Sonuçlar, ABD Gıda ve İlacı Dairesi’nin (FDA) pankreas kanseri için daraxonrasib adlı bir ilacı onaylamasının hemen ardından geldi. Kemoterapi görmüş ileri evre kanser hastalarına yönelik ilaç, uzmanların “çıkış yolu” olarak nitelendirdiği bir tedavi olmasına rağmen yalnızca kemoterapiden bağımsız kullanımda hayatta kalma süresini 6,7 aydan 13,2 aya çıkararak yarım yıla yakın bir artış sağladı.

Klinik deneyler ve çalışma yöntemi
PAXEON’un etkinliğini test etmek amacıyla ABD, Avrupa ve Asya’da yaklaşık 1.800 kişi erken evreklinik deneye katıldı. Test, ilk ve ikinci evre pankreas kanserini zamanın yaklaşık yüzde 87’sinde doğru şekilde tespit etti ve olumsuz yan etkilerin düşük oranda olduğu görüldü. Kan testi ayrıca yüksek riskli pankreas kistlerine sahip kişilerde kansancer öncüsü durumlar olan ileri displaziyi zamanın yüzde 64’ünden fazlasında belirledi. Birlikte değerlendirilen bu sonuçlar, testin kanseri daha erken uyarı verip doktorların hastalık diğer organlara yayılmadan müdahale etmesi için fırsat sunabileceğini gösteriyor.
Kan testi, pankreas kanserinin üç moleküler işaretini tarıyor. Araştırmacılar ardından yapay zekayı kullanarak bireyin kanser riskini ölçen bir risk skoru belirliyor. Doktorlar bu skorları kullanarak daha fazla inceleme veya tedavinin gerekli olup olmadığını belirleyebiliyor; özellikle pankreas kanseri için kalıtsal riske sahip ya da örneğin pankreatit geçmişi olan kişilerde bu yaklaşım önem taşıyor. Bu kan testinin klinikte kullanılması mümkün olabilmek için daha ileri klinik deneylere ihtiyaç var, ancak son derece zor yönetilen bir hastalıkta sonuçlar umut verici.
“Pankreas kanserini ne kadar erken bulursak, anlamlı bir müdahalenin hâlâ mümkün olma ihtimali o kadar artar.”
Ajay Goel, çalışmanın kıdemli yazarı ve Kaliforniya’daki kanser araştırma ve tedavi merkezi City of Hope’ın Moleküler Teşhis Deneysel Tedavi Bölümü Başkanı
Bu sözler, hastalığın erken teşhisinin hayatta kalma şansını doğrudan etkilediğini vurguluyor. PAXEON’un klinik kullanımına giden yol uzun olsa da, şu ana kadar yalnızca ileri evrede müdahale edilebilen bir kanserde elde edilen bu başarı, sahada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.





1 yorum
Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.