Washington merkezli, uluslararası tanınırlığı sınırlı görülen “Defense Priorities” adlı düşünce kuruluşu, ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinden askerlerini geri çekmesini, Tayvan’a yönelik stratejik belirsizliği sona erdirerek açık bir müdahale etmez politikası ilan etmesini ve ilk adacık zincirinden ikinci adacık zincirine askerleri aktararak bölgedeki varlığını azaltmasını öneren bir rapor yayınladı. Bu öneriler, bölge ülkeleri arasında derin bir kafa karışıklığı ve bazı durumlarda endişe yarattı. Raporun yayımlanması, ABD’nin Asya-Pasifik stratejisine dair ciddi bir tartışma ve eleştiri dalgası başlattı.

Rapor, ABD’nin Tayvan’a yönelik açık bir savunma taahhüdünden vazgeçmesini ve bölgedeki varlığını azaltmasını önerirken, Çin‘in bu hamleyi nasıl değerlendirebileceği sorusu da tartışmanın merkezine yerleşti. Pekin’in bu tür bir geri çekilmeyi kendi lehine kullanabileceği, bölge ülkelerini “Amerikalılar artık güvenilir değil, geri çekiliyor ve sizi yalnız bırakıyor” mesajıyla karşı karşıya bırakabileceği endişesi, uzmanların dikkatini çekti.

Çin’in İstediği Senaryo Olarak Değerlendiriliyor

Raporun, ABD’nin Asya-Pasifik’deki ana ilgilerini “Doğu Asya’da Çin’in kesin olarak baskın kalamayacağı bir güç dengesi desteklemek ve ticaret yollarına erişimi korumak” olarak tanımladığını belirtmesi dikkat çekici. Ancak eleştirmenler, bu önerilerin tam olarak ABD Ulusal Savunma Stratejisi’nin son hâlini yeniden aktardığını, fakat aynı zamanda ABD’nin bu stratejinin temelini sarsabileceğini savunuyor. Raporun yazarı, Batı Pasifik’ten ve ileride tüm Pasifik’ten ABD askerlerini çekmenin gerçek bir sorun yaratmayacağını iddia ederken, eleştirmenler bu iddiayı “nasıl olamayacağını sorar” niteliğinde buluyor.

Bölge uzmanları, Çin’in niyetlerini her zaman açık bir şekilde ortaya koyduğunu hatırlatıyor. Pekin’in 2008’de ABD Pasifik Komutanı Timothy Keating amirale “Neden bir anlaşmaya varmayalım? Siz Hawaii’yi doğuya, biz de onu batıya alırız” sözünü sık sık anımsatıyor. Bu ifadelerin ciddiye alındığı, son on yılda Filipinler, Japonya ve Tayvan’a yönelik Çin’in davranışlarından da görülebilir nitelikte.

Bu rapordaki önerilerin uygulanması halinde bölgede yayılacak bir tabloyu görmek istiyorsanız, Çin’in son on yılda Filipinler ve Japonya’ya, son yıllarda ise Tayvan’a yönelik davranışlarına bakmanız yeterlidir.

Bölge Güvenliği Uzmanı

Çin’in, ABD’nin Tayvan’ı satması ve bölgeye yönelik taahhütlerinden vazgeçmesi durumunda, Guam, Kuzey Mariana Adaları ve Amerikan Samoası gibi ABD topraklarında bile Amerikalıları riske atması, bölge ülkelerinin bu önerilere ne kadar ilgi göstereceği konusunda da şüphe yaratıyor. ABD ile resmi ittifakı olan serbest ülkelerden birine “kendi başınıza kalsınız” mesajı vermek, açık bir şekilde bu ülkeleri Çin’in baskın olmasına karşı korumak anlamına gelmiyor.

Mevcut Savunma Stratejisiyle Çelişiyor

ABD’nin 2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nde Çin’i caydırmayı, yıllar boyunca bir numaralı savunma önceliği olmasının ardından ikinci bir öncelik olarak konulduğu iddia ediliyor. Ancak eleştirmenler, Çin’in caydırılmasının aslında birincil öncelik olduğunu, yalnızca strateji belgelerindeki dilin önceki yıllara göre daha az açık ve net olduğunu vurguluyor. NDS’nin ilk adacık zinciri savunmasını ve müttefiklerin daha fazla savunma yükü almalarını öne çıkarması, bu önerilerin Pentagon‘un dikkatini çekeceği ihtimaline karşı da bir endişe kaynağı.

Çin’in hâlâ savunulması gereken başlıca tehdit olarak görüldüğü, ancak bazı yorumcuların “ikinci” öncelik olarak adlandırdığı gerçeği, bu rapordaki önerilerin ciddiye alınma ihtimalini azaltıyor. Uzmanlar, ABD’nin bir Pasifik ülkesi olduğunu ve savunmalarının yalnızca Kaliforniya kıyısından değil, Batı Pasifik’ten başladığını hatırlatıyor. İleri bir savunma, sağlam bir askeri strateji olarak kabul edilirken, rapordaki önerilerin pratikte nasıl işleyeceğini açıklayan hiçbir somut örnek sunulmuyor.

Askeri birlikleri ve askeri tesisleri taşımak, bir akşam yemeği partisi için masa düzenini değiştirmek gibi değildir. Bu tür hamlelerin pratikte nasıl işleyeceği, coğrafi gerçeklikler ve bölgenin insanları göz ardı edilerek düşünülmüştür.

Askeri Operasyonlar Uzmanı

War Bakanlığı’nın, ikinci adacık zincirinde bulunan Yap adasına yaklaşık 2 milyar dolarlık altyapı kurma girişiminin zorlu müzakere süreçleriyle boğuşması ve PACOM’a göre başka bir konuma taşınarak ciddi gecikmelere yol açması, bu tür hamlelerin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Bölge ülkeleri, ABD ile karşılıklı savunma ittifaklarının sona ermesine nasıl tepki verecekleri konusunda da ciddi endişeler taşıyor. Japonya, Güney Kore, Filipinler ve Avustralya’nın, Çin’i yalnız başına karşılayacak kapasitesi olmadığı, bu nedenle de önerilen güvenlik ortaklıklarını müzakere etmeye istekli olmayacakları değerlendiriliyor.

Raporun Eksiklikleri ve Eleştiriler

Raporun, Çin’in küresel gündemine damga vuran Global Times gazetesi tarafından bile sipariş edilmediğine şaşırıldığı belirtiliyor. Önerilerin neredeyse kelime kelime Çin’in konuşma noktalarıyla örtüştüğü, özellikle Tayvan’dan ABD eğitmen ve danışmanlarını uzaklaştırma, Filipinler’den Typhon füze sistemlerini kaldırma ve Okinawa’dan ABD askerlerini çekme gibi somut önerilerin Çin’in istediği senaryoya tam uyduğunun vurgulandığı. Bu durum, raporun bölge ülkeleri arasında Çin’in davetini bir tür “silah malzemesi” olarak kullanma potansiyeli taşıdığını gösteriyor.

Raporun, 23 milyon Tayvanlı’nın Komünist Çin’in köleleştirilmesini kabul etmesini çağırması, soğukkanlılığını da ortaya koyduğu değerlendiriliyor. Eleştirmenler, raporun Çin’in hedeflerini, gözlemlenen davranışlarını ve açıkça ilan ettiği stratejilerini tartışmadığını, somut kanıtları göz ardı ettiğini ve yalnızca “askeri” boyutlara odaklanarak psikolojik ve siyasi etkileri ihmal ettiğini savunuyor. Bölgedeki yerel halkın – Japonya, Kore, Tayvan, Filipinler, Pasifik Adalıları, Avustralya gibi – hiçbirinin bu hesaplamaya dâhil edilmediği de eleştirilerin arasında yer alıyor.

Bu rapordaki fikirlerin çoğu fantastik nitelik taşıyor. Askeri operasyonel bir açıdan hiçbir mantıklı açıklama sunmuyorlar. Yazar, ikinci adacık zincirinin insanları ve coğrafyasıyla da hiç tanıdık gibi görünmüyor.

Bölge Güvenliği Analisti

Raporun şimdi bu kadar dikkat çekmesinin nedeni da merak konusu. Düşünce kuruluşları her türlü rapor üretse de, bu rapor Xi Jinping’in Washington’u ziyaretinden hemen önce yayımlandı ve çoğu rapordan daha fazla ilgi görüyor. Bu zamanlamaya dair bir gizem oluşuyor. ABD politikacılarının ötesinde, Pasifik ve Asya’da Çin’in görüşünü savunmak ve Pasifik’ten ABD ordusunu uzaklaştırmayı desteklemek isteyen kişiler de bu raporu kullanma potansiyeline sahip.

Trump yönetiminin bu raporu ciddiye almayacağı umulsa da, yönetimin yakın çevresinde ve belki de yönetimin içinde bu fikirlerle uyumlu düşünen birkaç kişi olduğu değerlendiriliyor. Bu kişilerin nasıl işe alındığı ise tartışmalı bir konu olarak kalıyor. Bölge, ABD’nin gücünü veya iradesini yitirdiği, yayılmacı bir düşmanla karşı karşıya kalarak ticaret yollarını koruyamadığı ve sözlerini tutamadığı yönünde küresel bir itibar kaybı riski taşıyor.

Bu raporu kaleme alan Grant Newsham, Asya-Pasifik bölgesinde yıllarını geçirmiş, emekli bir ABD Deniz Piyadesi subayı, eski bir diplomat ve iş insanı. ABD Deniz Piyadesi Kuvvetleri Pasifik’in istihbarat başkanı ve Japonya Kendi Savunma Kuvvetleri’ne danışman olarak görev yapmış tecrübeli bir isim. Bölgeye dair derin bir uzmanlığa sahip olan Newsham, bu rapordaki önerilerin askeri operasyonel açıdan mantıklı olmadığını ve pratikte uygulanamayacağını savunuyor.

İlginizi Çekebilir: Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Kilise Krizine İlişkin Raporu “Daha Ciddi” Olduğunu Açıkladı →
Kaynak: Asiatimes ↗