Financial Times gazetesi, Pakistan’ın giderek daha fazla önem kazanan bir “menteşe ülke” haline geldiğini belirtiyor. Bu ifade, Pakistan’ın Washington, Pekin, Körfez ülkeleri ve Tahran ile aynı anda ilişkiler kurarak, diğerlerinin taraf seçmek zorunda kaldığı konularda arabuluculuk yapabilme yeteneğine sahip olduğunu vurguluyor.

İslamabad, doğrudan ABD-İran görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Ayrıca Suudi Arabistan ve Türkiye ile Makkah Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalayarak, askeri anlamda Körfez güvenliği planlamalarına dahil oldu. Geçen yıl, Pakistan, genellikle bir sorun olarak görüldüğü dönemlerin aksine, büyük başkentler tarafından “ders vermek” yerine “davet edilerek” karşılandı.

Ancak bu diplomatik başarıların yanı sıra, Pakistan’ın karşılaştığı daha zorlu bir soru da var: Diplomasiyle elde edilen avantajları ekonomik kazançlara dönüştürebilecek mi?

Eylül 2025’te, Missouri merkezli US Strategic Metals şirketi, Pakistan’ın Frontier Works Organization’ı ile 500 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma, Pakistan’ın Washington’a mineral tedarikçisi olarak konumlanma çabalarının ilk somut sonucu oldu.

Şubat 2026’da ise ABD İhracat-İthalat Bankası, Balucistan’daki Reko Diq bakır-altın projesine 1.25 milyar dolarlık bir finansman sağladı ve Pakistan’ı 10 milyar dolarlık “Project Vault” girişiminin bir parçası haline getirdi. Bu proje, ABD’nin Çin dışındaki kritik mineral tedarik zincirlerini yeniden inşa etmeyi amaçlıyor.

Pakistan’ın enerji bakanı, Şubat ayında Washington’da düzenlenen Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı’nda, 54 ülkenin heyetleriyle birlikte yer aldı. Nisan ayında ise Islamabad, kendi Pakistan Maden Yatırım Forumu’na ev sahipliği yaptı ve hem Washington’dan hem de Pekin’den temsilcilerin katılımını özellikle davet etti.

Bu detay, konunun özünü ifade ediyor: Pakistan, bir mineral ortağı seçmek yerine, aynı rezervleri hem Washington’a hem de Pekin’e satmaya çalışıyor. Şu anda, Reko Diq’in finansman koşulları hala belirleniyor ve Pakistan’ın mineral ihracatı (çoğunlukla bakır, kromit ve kaya tuzu) sadece birkaç yüz milyon dolarlık bir gelir sağlıyor. Bu rakam, sektörün potansiyel olarak 6 ila 8 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Anlaşmalar var, ancak henüz beklenen gelirler gerçekleşmedi.

Bu fark, Pakistan’ın “menteşe ülke” unvanının gerçek anlam kazanması için kapatması gereken en önemli boşluktur. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), coğrafi ve finansal avantajlarını, onlarca milyar dolarlık doğrudan yatırımlara dönüştürüyor. Pakistan ise, şu ana kadar coğrafi avantajını, anlaşma metinlerine, bakanlık pozisyonlarına ve henüz müzakere aşamasında olan “finansman taahhütlerine” dönüştürüyor. Bunlar aynı şey değil ve uluslararası yatırımcılar da bunun farkındalar.

Makkah Anlaşması, durumu daha karmaşık hale getiriyor. Pakistan, Washington’un Körfez ülkelerinden (Pax Silica teknolojisi bloğunun parçası olan Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile birlikte) hangi teknoloji ve tedarik zinciri ekosistemine dahil olacakları konusunda karar vermelerini talep ettiği bir dönemde, Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler kurmuş durumda. Pakistan, yeni stratejik ilişkisinin Riyad üzerinden geçtiği için, bu durumdan etkilenmeyeceği varsayımı yapılamaz. Diplomatik önem, Pakistan’a o masada bir yer kazandırdı, ancak orada neler olduğuna dair bağışıklık sağlamadı.

Peki, “menteşe ülke” hipotezi ne zaman test edilecek? Önümüzdeki yıl içinde, Islamabad’ın hangi başkentlerle görüşeceğine değil, şu üç şeye bağlı olarak değerlendirilecek:

  • Reko Diq’in finansmanının mevcut koşullarda tamamlanıp tamamlanmayacağı – büyük altyapı projelerinde sıkça görülen aksamaların yaşanmaması.
  • Pakistan’ın mineral ihracatının mevcut seviyeden anlamlı bir artış göstermesi, sadece ilan edilen anlaşmalarla sınırlı kalmaması.
  • Islamabad’ın Washington ve Pekin arasındaki dengeyi koruyabilmesi, her iki gücün de farklı sektörlerde ortaklardan belirli tercihlerde bulunmasını talep ettiği bir dönemde.

Pakistan, daha önce kapalı olduğu odalara girmeye başlayarak önemli bir başarı elde etti. Ancak önümüzdeki yıl, Islamabad’un bu odalardan gerçek gelir getiren sözleşmelerle çıkıp çıkamayacağını gösterecek.

Coğrafya, Pakistan’ı yeniden ilgi çekici hale getirdi. Sadece ekonomi, bunun anlamlı olmasını sağlayacak.

Mansoor Qaisar, Islamabad merkezli olarak çalışıyor ve Pakistan ile bölgeyi etkileyen dış politika, kamu politikası ve sosyal konular hakkında yazılar kaleme alıyor. Onunla
[email protected]adresinden iletişime geçebilirsiniz.

Kaynak: Asiatimes