
Kehf Sûresi’nde anlatılan Ashâb-ı Kehf kıssası, yüzyıllar boyu süren mucizevi bir biyolojik askıya alınış tablosudur. Kur’ân-ı Kerîm, bu hadiseyi salt mitolojik bir donukluk olarak değil; canlının canlılık emarelerini koruduğu halde biyolojik saatini durduran harikulade fizyolojik tedbirlerle anlatır: “Ve tahsebühüm eykâzan ve hüm rukûd” (Onları uyanık sanırdın oysa uykudaydılar) ve “Ve nukallibühüm zâte’l-yemîni ve zâte’ş-şimâl” (Onları sağa ve sola çeviriyorduk).
Modern kriyobiyoloji, anesteziyoloji ve uzay tıbbı; canlıların aşırı soğukta, oksijensiz ortamda veya kuraklıkta metabolizmalarını sıfıra yaklaştırarak asırlarca canlı kalabildiği kriptobiyoz ve vitrifikasyon (camlaşma) fenomenlerini araştırmaktadır. Aynı zamanda yoğun bakım tıbbının en temel kuralı olan “bası yarası ve iskemik doku nekrozunu önlemek için hastayı düzenli çevirme protokolü”, Kur’ân’ın bu mucizevi tabloda dahi biyolojik fizik kanunlarına gösterdiği riayeti ve sebep-sonuç ahengini gözler önüne serer.
Âyetteki kelimelerin etimolojik kökleri dikkatle incelendiğinde:
Kriyobiyolojinin en kritik keşfi, dondurulan hücreleri öldüren şeyin soğuk değil, suyun donarken oluşturduğu jilet keskinliğindeki hekzagonal buz kristalleri olduğudur. Doğada tardigradlar (su ayıları) ve bazı amfibiler, hücre içini trehaloz disakkariti ve antifriz proteinleri (AFGP) ile doldurarak suyu kristalleşmeden amorf bir cam fazına (vitrification) sokarlar:
Sıvı Sitoplazma —Trehaloz / AFGP→ Tg (Camsı Geçiş Sıcaklığı) &implies; Sıfır Buz Kristali • %99.99 Metabolik Durma
Tıp dünyasının diğer hayati gerçeği ise dekübitus ülseri (yatak yarası) ve pozisyonel iskemidir. İnsan vücudu kendi ağırlığı altında saatlerce aynı pozisyonda kaldığında, kemik çıkıntıları (trokanter, sakrum) altındaki kılcal damarlar ezilir; kapiller perfüzyon basıncı 32 mmHg’nin altına düşer ve doku anoksisi başlar. Periyodik olarak sağa ve sola çevrilmeyen bir canlı, aylar değil birkaç hafta içinde iskemik kangren ve sepsis sebebiyle hayatını kaybeder. Kur’ân’ın bu ilahi koruma mucizesinde periyodik çevrilmeyi zikretmesi, tıp fizyolojisinin şaşmaz bir yasasıdır.
Oksijen tüketimi ve enzim kinetiği ölçülemeyecek sınırlara iner; biyolojik saat durur ancak hayat potansiyeli silinmez.
Ağırlığın periyodik yön değiştirmesi sayesinde venöz göllenme önlenir, dokuların oksijenlenme ve beslenme döngüsü korunur.
Moleküler yapıyı dondurucu soğukta parçalanmaktan koruyan amorf matriks, organ nakli ve uzay biyolojisinin geleceğidir.
Sabit yatmaktan kaynaklanan derin ven trombozu (DVT) ve akciğer embolisi, ritmik çevrilme ile fizyolojik olarak bertaraf edilmiştir.
İmam Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) Tefsîr-i Kebîr eserinde bu âyeti tahlil ederken hayranlık uyandırıcı bir hekim ferasetiyle der ki:
“Cenâb-ı Hakk’ın ‘Biz onları sağa ve sola çeviriyorduk’ buyurması, yerin onların etlerini ve tenlerini çürütmesini engellemek içindir. Çünkü canlı ceset uzun süre tek bir tarafı üzerinde hareketsiz kalırsa, o taraftaki kan ve rutubet baskı altında kalır, bozulur ve yerle temas eden temas noktaları kokuşup çürümeye başlar. Çevrilme sayesinde beden çürümeden sıhhatini muhafaza etmiştir.”
Evrenin dondurucu soğukluğunda mikroskobik canlıların uzay boşluğunda asırlarca hayatta kalabilmesi bu kanuna dayanır.
Modern yoğun bakım ünitelerinde komadaki hastalara 2 saatte bir uygulanan pozisyon protokolü âyetin canlı teyididir.
Cenâb-ı Hak mûcizelerinde dahi yarattığı fıtrî biyoloji kanunlarına riayet ederek insana tedbiri ve ilmi ders verir.