Japonya merkezli Ehime Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, memelilerde estrogen receptor alfa (ERα) proteinini merkeze alarak kimyasalların canlı türlerine farklı şekillerle etkisinin ardındaki moleküler mekanizmayı aydınlattı. Ekip, biyoinformatik, bilgisayar destekli 3 boyutlu yapı modelileme, yapay zeka ve hücre deneylerini birleştiren Yaklaşım Metodolojileri (NAMs) çerçevesini kullanarak, türlerin yaşam biçimleri ve ERα’daki amino asit farklılıklarının kimyasal tepkileri nasıl yönlendirdiğini ortaya koydu.
Araştırma, çevresel kimyasal risklerin değerlendirilmesinde karşılanan temel zorluğu hedef alıyor. Kimyasallar biyolojik türlere farklı şekillerle etki ettiği için çevresel risk değerlendirmeleri büyük bir zorluk oluşturuyor; ancak bu farklılıkların ardındaki mekanizmalar büyük ölçüde aydınlatılamamıştı.
169 türün dizisi ve 107 ekolojik özellik analiz edildi
Environmental Science & Technology dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, 169 memeli türünden gelen ERα dizilerini ve beslenme, yaşam alanı ve üreme stratejisi gibi 107 ekolojik özelliği inceledi. Analizler, türlerin yaşam biçimleriyle uyumlu belirgin gruplandırmalar ortaya çıkardı. ERα proteininin 3 boyutlu yapı analizi, omnivorların (her şeyi yiyen türlerin) etçiller ve otçillere göre daha büyük “bağlanma cepleri” sahip olduğunu gösterdi. Bağlanma cepi, kimyasalların reseptöre oturduğu bölge olarak tanımlanıyor.
Altı memeli türünden gelen ERα hedef alan hücre deneyleri, doğal ve sentetik estrojenik kimyasallara karşı belirgin duyarlılık farklılıklarını ortaya koydu. Bu çalışmalar arasında yunus ve balinalardan oluşan balinalılar (cetaceans) benzersiz bir mutasyona sahipti: ERα’nın 349. amino asiti, insan ERα’da bulunan asparagin yerine serin idi.





1 yorum
Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.