Antropologlar ve arkeologlardan oluşan uluslararası bir araştırma ekibi, Güney Afrika’daki San halkına ait kaya resimlerinin dinozorları ya da filgillerden esinlenilen dişli hayvanları betimlediğine dair iddiaların bilimsel kanıtlarla desteklenmediğini ortaya koydu. Araştırmacılar, söz konusu eserlerin fosil buluntularıyla hiçbir bağlantısının olmadığını ve bu imgelerin aslında yağmur tanrısı ya da ateş gibi doğal güçleri temsil ettiğini belirtti. Çalışma, uzun süredir popüler kültürde yankılanan “kaya resimlerinde dinozor var” iddiasının gerçeği yansıtmadığını net biçimde ortaya koydu.
Araştırma ekibi, iddiaların dayandığı metinleri ve görselleri yeniden inceledi. Bu süreçte, daha önce dinozor ya da büyük bir hayvan olarak okunan figürlerin aslında belirli bir kültürel anlam taşıdığı tespit edildi. Ekibin dikkatini çeken konulardan biri de bu eserlerdeki “diş” olarak yorumlanan çizgilerin gerçek birer diş değil, zamanla aşınmış boyama izleri olduğu yönündeydi.
“Veld ateşi” olarak okunan figür
Araştırmacılar, iddiaların dayandığı metinlerden birinde yer alan ǁKhwai-hemm ifadesinin bir hayvan betimlemesi değil, kişileştirilmiş bir veld ateşini (açık alanda çıkan ot yangını) temsil ettiğini belirledi. Bu bulgu, söz konusu imgelerin doğa olaylarını insanî özelliklerle açıklayan sembolik bir dil kullandığını gösteriyor.
Ekipten araştırmacı, iddiaların kökenini ve yanlış anlaşılma zincirini şöyle özetledi:
Bu eserlerde dişli bir canavar ya da dinozor aramak, yüzeydeki aşınmış boyama izlerini bir hayvanın dişleri sanmaktan farksızdır. Asıl önemli olan, San halkının bu imgelerle yağmur, ateş ve doğa güçlerine dair inancını aktarmasıdır.
Araştırma ekibi
Bu açıklama, figürlerin fosillerle değil, kültürel ve spiritüel bir dünya görüşüyle ilişkili olduğunu vurguluyor. Araştırmacılar, iddiaları ortaya atan kaynakların bilimsel yöntemlerden çok popüler beğeniyi besleyen bir anlatıyı benimsediğini savundu.

Fosil bağlantısı belgelenemedi
Araştırma ekibi, San halkının bu motifleri fosillerle ilişkilendiren tek bir sözlü ya da yazılı geleneğin bile mevcut olmadığını kaydetti. Yüzlerce yıllık bu sanat geleneğinde dinozor betimlemesine rastlanmadığı için, söz konusu iddiaların tarihsel ve arkeolojik temelsiz kaldığı belirtildi.
Ekip, figürlerdeki diş benzeri çizgilerin ise doğal aşınma sürecinin bir sonucu olduğunu açıkladı. Yıllarca süren hava koşulları etkisiyle boyanın çözülmesi ve yüzeyin aşındırılması, bu izlerin gerçek bir canavarın dişleri gibi okunmasına yol açmış.
Araştırmanın ardından ekipten bilim insanı, halk arasındaki yaygın inanışa dikkat çekti:
Kaya resimleri muhtemelen bir yağmur hayvanını betimler. İnsanlar bu resmi görüp ilk anda bir canavar ya da dinozor sanmış olabilir; ancak detaylı inceleme farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Araştırma ekibi
Araştırmacılar, bulgularının kaya sanatına dair halk arasındaki romantik anlatıları yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Bu tür iddiaların bilimsel çevrelerde bile yaygınlaşmasının, gerçek arkeolojik verilerin yerine sürükleyici ama temelsiz hikayelerin yer almasından kaynaklandığını savundu.
Araştırma ekibi şimdi, San halkının kaya sanatındaki diğer motiflerin kültürel anlamlarını sistematik biçimde incelemeye devam ediyor. Bu çalışmaların, bölgedeki antik sanatın gerçek anlamının ortaya çıkarılmasına katkı sağlaması bekleniyor.





1 yorum
Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.