Standart kozmolojik model, evreni anlamak için harika bir iş çıkarıyor; ancak bazı noktalarda sayılar uyuşmuyor. Bu durum, perde arkasındaki karanlık güçler olduğu teorilerine yol açtı.
Bu teorilerden biri, karanlık maddenin “yoğunluğu” sorununu açıklamaya çalışıyor. Karanlık madde, galaksilerin ve daha büyük kozmik yapının oluşumunda önemli bir rol oynuyor. Ancak bazı gözlemler, kozmik yapının beklediğimizden daha hızlı yoğunlaşmış olabileceğini gösteriyor.
Son araştırmalar, yerçekimine ek olarak, karanlık sektör içinde etkileşim gösteren başka bir gücün de devreye girebileceğini öne sürüyor. Bu güç, karanlık maddenin birbirine çekilmesini sağlıyor.
Kanada ve ABD’li uzmanlardan oluşan bir ekip, bu fikrin en basit versiyonlarından birini titizlikle inceleyen bir çalışmayı Journal of Cosmology and Astroparticle Physics dergisinde yayınladı. Araştırmanın sonucu, başka bir çekici gücün eklenmesinin, gözlemlenebilir evrenin daha yoğun hale gelmesine neden olmayabileceğini gösterdi.
“Beklenecek ilk şey, karanlık maddeye ek bir çekici güç verilmesiyle yapıların daha hızlı büyüyeceğidir,” diyor Perimeter Institute for Theoretical Physics’ten teorik fizikçi Zachary Weiner. “Ancak aynı zamanda devreye başka bir etki giriyor.”
Araştırmalara göre, karanlık maddenin ana işlevi evrenin yapısını oluşturmak olduğundan, bu parçacıkların birbirine daha fazla çekilmesi, bu inşaat sürecini hızlandırmalıdır. Ancak araştırmacıların modellemelerine ve cosmic microwave background (kozmik mikrodalga arka planı) ile büyük ölçekli yapıdaki gözlemsel verilerin karşılaştırılmasına göre, önerilen karanlık güç, karanlık maddenin yoğunlaşmasını artıracaktır. Ancak bu etkinin, aynı zamanda karanlık madde parçacıklarının kütlesinin zamanla azalmasına neden olarak, dark matter density (karanlık madde yoğunluğu) etkisini azaltacağı bulundu.

“Evren genellikle sezgilerimizden daha karmaşıktır,” diyor Weiner. “Bu nedenle bu fikirleri test etmeye devam etmeliyiz.”
cosmic microwave background verileri ve evrenin genişleme oranıyla uyumlu olması için, daha fazla dark energy (karanlık enerji) bulunması gerekiyor. Karanlık enerji, evrenin hızlanmış genişlemesiyle ilişkili bilinmeyen bir bileşendir; karanlık madde ise galaksilerin ve kozmik yapının oluşumunda rol oynayan “tutkal” görevi görür.
Araştırmacılar, karanlık bir gücün varlığını tamamen reddetmiyorlar. Hatta verileri, çok zayıf bir gücün varlığına işaret ediyor. Ancak bu modellerin, her şeyi bir araya getirmek için önemli ölçüde yeniden düşünülmesi gerekiyor.
“Karanlık madde hakkında bildiğimiz şeylerin çoğu, sadece yerçekimi etkileri yoluyla öğrenilmiştir,” diyor Weiner. “Bu, karanlık maddenin sıradan maddelerle etkileşim gösteren ek özelliklere sahip olabileceği anlamına gelir.”
Araştırmacılar, kullanılan modellerin yalnızca linear (doğrusal) ölçekleri ele aldığını ve uzayda gördüğümüz daha karmaşık etkileşimleri hesaba katmadığını belirtiyorlar. Bu nedenle gelecekteki çalışmalarda bu simülasyonların detaylarının artırılması potansiyel bir araştırma alanı olabilir.

dark matter ve dark energy, evrendeki toplam kütle-enerjinin %95’ini oluşturuyor. Bu gizemli kozmik bileşenlerle ilgili her yeni keşif, derin sonuçlara yol açabilir.
En son teleskoplar ve gelişmiş hesaplama teknikleri sayesinde düzenli olarak daha fazla ve daha doğru veri elde ediliyor. Bu da hipotezlerin zaman içinde iyileştirilmesine olanak tanıyor.
“Bu fikirleri ve kozmolojik gözlemlenebilirlik üzerindeki olası etkilerini gelecekteki çalışmalarda daha geniş bir şekilde araştıracağız,” diyor araştırmacılar. Araştırma, Journal of Cosmology and Astroparticle Physics dergisinde yayınlandı.
Rebecca Dyer tarafından kontrol edilmiş ve Rebecca Dyer tarafından düzenlenmiştir. Süreçlerimize güvensek de, biz de insanoğluyuz. Bir hata görürseniz, lütfen bize bildirin.