Çin‘in güneydoğu Asya ülkelerine uzun yıllardır sürdürdüğü yatırımlar, artık sadece yollar, binalar ve yeşil enerji gibi altyapı alanlarında kalmayıp, rejimlerin güçlerini pekiştirmesine yardımcı olacak yeni bir araç olarak da kullanılıyor. Bu kez söz konusu araç, yapay zeka ve dijital gözetim teknolojileri. Çin’in bu alandaki hızı, Kamboçya gibi uzun süredir Pekin’e bağımlılığını yeni gözetim yetenekleriyle harmanlayan ülkelerde, ilişkilerin nereye gidebileceğine dair somut bir ipucu sunuyor.

Bağlılığın Yeni Bir Boyutu

Çin yatırımları, birçok güneydoğu Asya ülkesi için uzun süredir gelişim politikasının omurgası olmuştur. Yollar ve binalardan, ülkelerin küresel çevre düzenlemelerini takip etmesine yardımcı olan yeşil enerjiye kadar uzanan bu yatırımlar, Pekin’e önemli gelişim fırsatları yaratırken, aynı zamanda Batı yaptırımlarının ekonomik sonuçlarını sınırlamaya çalışan otoriter rejimler için de bir güvenlik ağı görevi görmüştür. Geleneksel otoriter işbirliği alanları arasında yer alan finansal bağımlılık, askeri koordinasyon ve siyasi hizalanma, artık bir başka boyutla da birleşiyor: yapay zeka.

Bu yıl başında Şanghay’da düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı’nda, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yapay zekaya eşit erişimdeki eksiklikten doğacak “yeni tarihsel adaletsizlikler” uyarısında bulundu. Bu açıklama, Pekin’in teknolojinin gelecekteki yönetimini şekillendirme hevesini işaret etti.

Yapay zekaya eşit erişimden doğacak “yeni tarihsel adaletsizlikler” uyarısı, Çin’in bu teknolojinin gelecekteki yönetimini şekillendirmek istediğini gösteriyor.

Dünya Yapay Zeka Konferansı’nda konuşan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping

Çin’in bu hafta ABD’ye yaptığı ziyarette de önemli bir konu olmaya aday olan teknolojik etkisini güneydoğu Asya’da yayma hızı, daha dikkatli bir inceleme gerektiriyor.

Kamboçya’nın Çin’e Yönelmesi

Çin’in güneydoğu Asya ülkelerinin çoğu gibi Kamboçya’nın Çin ile ilişkisi, uzun süredir ekonomik zorunluluk olarak betimlenmiştir. Üç yıl önce babasından siyasi gücü devralan Başbakan Hun Manet’in, ülkenin Çin’e olan bağımlılığını azaltmak için yönünü değiştireceği umuduyla birçok Kamboçyalı ve yabancı diplomat umutlanmıştı. ABD ve Birleşik Krallık’ta eğitim görmüş Manet’in, babasının döneminde kaybolan bazı demokratik alanları yeniden açabileceğine dair de beklentiler vardı.

Bu umutlar yerine, Phnom Penh Pekin’e daha da fazla yöneldi. Çin, artık ülkenin en büyük yabancı doğrudan yatırımcısı konumuna geldi ve Funan Teho Kanalı gibi büyük altyapı projelerinde derin bir şekilde yer alıyor. Ayrıca Tay Körfezi’ndeki Ream Deniz Üssü’nün genişletilmesi gibi çalışmaların da içinde olduğu projelere katkı sağlıyor.

Çin’in Kamboçya’nın güvenlik mekanizmasındaki artan rolü, Pekin’in uzun vadeli stratejik etkisi konusunda endişeleri beslerken, Kamboçya’nın jeopolitik bağlılıklarının tam olarak nerede yattığı sorusunu da gündeme getirdi.

Gözetimin Yeni Aracı

Ekonomik bağımlılık, askeri işbirliği ve siyasi hizalanma birbirini pekiştiriyor. Bu ilişkiler ne kadar derinleşirse, gelecekteki bir Kamboçya hükümetinin evde ve dışarıda güçlü çıkarları gözetmeden yönünü değiştirmesi o kadar zorlaşır.

Teknoloji bu bağı çözmemizi daha da zor hale getirebilir. Yapay zeka ve dijital gözetim araçları, hükümetlere nüfusları izlemeyi, kimliklerini belirlemeyi ve korkutmayı sağlayan yeni yetenekler sunuyor.

Çin, yeni yapay zeka destekli gözetim teknolojilerini yaymaya başladı. Kamboçya ise Çin’in desteklediği “Akıllı Polis” adlı girişimi aracılığıyla benzer altyapı geliştirmekte ve bu altyapıyı muhalif seslere karşı sert bir şekilde kullanmakta.

Çin gözetim teknolojisinin 2022’den bu yana 50’den fazla ülkede kullanıldığı uyarısı, bu teknolojilerin yayılma eğilimini gösteriyor.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan uzmanlar

Yıllardır bu gelişmeye karşı endişe duyan aktivistler, Çin’in bu teknolojiyi “Dijital İpek Yolu” adlı kavram çerçevesinde dışa aktardığını, yurt dışında siber yasaları ve internet altyapısını şekillendirerek Pekin’in bilgi yönetimi ve kontrolü üzerindeki etkisini genişlettiğini belirtiyor.

Sahte Güvenlik Aracı mı?

Kamboçyalılar için bu tehlike soyut değil. Rejimin muhalif seslerine ve eleştirmenlerine yönelik saldırılar, Kamboçya sınırlarının ötesinde bile artık olağan bir durum haline geldi. Devletlerin bireyleri kimliklendirmeyi, izlemeyi ve izleme yeteneğini genişletmesi, zaten korkutma ve baskıya açık olanları hedef alabilecek güçlü yeni araçlar sunabilir.

Çin’in diğer otoriter hükümetlerle teknolojik işbirliği derinleştikçe, bu baskı daha sistematik, daha az görünür ve daha zor tartışılabilir hale gelebilir. Kamboçya’da demokratik kurumlar düzenli bir şekilde zayıflatılmış, anlamlı bir denetim sınırlı düzeyde kalmış ve halk güvenliğini sağlamak amacıyla sunulan teknolojilerin hükümet eleştirmenlerine karşı dönmesi için az sayıda koruyucu önlem bulunuyor.

Kamboçya’nın genç nesli için bu, derinden rahatsız edici bir yol haritası. Pekin’e olan bağımlılığın yeni bir boyutunun eklendiği bu süreç, genç bir liderin daha büyük siyasi açıklığı benimseyebileceği, bağımsız kurumları güçlendirebileceği ve Çin ile demokratik ortaklarıyla daha dengeli bir ilişki kurabileceği umudunu da gölgede bırakıyor.

Bölge İçin Bir Uyarı

Bu durum güneydoğu Asya için bir uyarı niteliği taşıyor. Çin’in etkisi artık yalnızca diplomasi, yatırım ve askeri işbirliğiyle sınırlı değil; teknoloji ve devlet kurumlarının daha derinine, potansiyel olarak sıradan vatandaşların günlük yaşamlarına kadar ulaşan yönetim modellerinin değişimi aracılığıyla da giderek pekiştiriliyor.

Yapay zeka gözetim altyapısının dünyanın büyük bir kısmında hâlâ genişletildiği göz önüne alındığında, dışa aktarımı ve kullanımının etrafında anlamlı koruyucu önlemler oluşturmak için zaman var. Bu, gazetecileri, aktivistleri ve siyasi muhalifleri korumayı, veri toplama ve gözetim konusundaki şeffaflığı artırmayı ve otoriter uygulamalar dijital altyapıda yerleşmeden önce sınır aşırı istihbarat paylaşımı için net kurallar koymayı gerektiriyor.

Bu koruyucu önlemleri itici bir sorumluluk Washington’a düşüyor. Bu sorumluluk yalnızca küresel yapay zeka yarışındaki konumu nedeniyle değil, aynı zamanda Pekin ile yürüttüğü görüşmelerin teknolojinin uluslararası kullanımını yöneten normları şekillendirmesine yardımcı olmasından da kaynaklanıyor.

Bu haftaki görüşmeler, yalnızca stratejik rekabeti aşmayı değil, daha acil bir sorunu da ele almalı: yapay zekanın, özellikle de güneyde otoriter bir etki aracı haline gelmesini nasıl önleyebileceğimiz sorunu.

Bu işi yalnız başına Amerika Birleşik Krallığı yapamaz. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, ASEAN, Güney Kore, Avustralya ve diğer orta güçler de, demokratik özgürlükleri koruyan bir yapay zeka yönetim çerçevesi oluşturmaya yardımcı olmalıdır.

Bir ülkenin egemenliği yalnızca toprakları kontrol etmekle ilgili değil; teknolojinin nasıl kullanıldığı, kimin verisinin toplandığı ve dijital bir geleceğin vatandaşlara hizmet edip etmediği, hâlihazırda gücü elinde tutanların çıkarlarına hizmet edip etmediği ile de ilgilidir.

Uluslararası ilişkiler yorumcusu

Kamboçya gibi ülkeler için egemenlik tam olarak bu soruların cevabıdır.

Samady Ou, Kamboçyalı bir genç aktivist ve İnsan Hakları Temel Özgürlük Fellows programının üyesidir. Ayrıca ‘The Cambodia Briefing’ adlı haftada bir kez yayınlanan Kamboçya haber özeti Substack’ının yazarıdır.

İlginizi Çekebilir: Pakistan-Afganistan İlişkilerini Kriz Noktasına Çeken Yeni Cihat Koalisyonu Kohat Saldırısı ile Öne Çıktı →
Kaynak: Asiatimes ↗