İran ve ABD arasındaki gerilimin bir nevi donuklaşmasına rağmen, İran’ın Pers Körfezi’ndeki altı deniz kablosu ağına yönelik saldırı tehdidi bölgeyi ve küresel veri trafiğini derinden endişeye sürükledi. ABD Donanması, İranlı gemilerin ve diğer taşıtların İran limanlarına giriş-çıkışı için kısıtlamayı sürdürürken, İran karşılığında Körfez üzerinden geçen ticarete yönelik baskıyı artırıyor. Wall Street Journal’ın 16 Ağustos’ta aktardığına göre İran hükümeti, bölgenin dış dünyayla bağlantısını sağlayan bu kritik altyapıya yönelik saldırıları değerlendirdiği yönünde açıklamalar yaptı. Körfez’in nispeten sığ sularında yer alan bu kabloların kesilmesi, Körfez devletleri ve dünya için somut bir risk oluşturuyor.

Bu kablolar, günlük internet ve telefon kullanımının ötesinde, finansal işlemleri, devlet iletişimini ve giderek veri yoğunlaşan küresel teknoloji sektörünün işleyişini destekleyen küresel ekonominin büyük ölçüde görünmeyen temelini oluşturuyor. Uzmanlar, İran’ın bu altyapıyı ne kadar ciddiye aldığına dair açık işaretler veriyor. İran’ın son dönemde Körfez’e uzanan yeni bir “kısıtlı bölge” kuracağını duyurması, bölgedeki deniz altı kablo ağının stratejik önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak detaylar henüz net değil.

Kablolar Küresel İnternetin Omurgası

İnternette aktarılan uluslararası veri trafiğinin %95’ten fazlası bu deniz altı kablolar üzerinden sağlanıyor. Bu bağlantılar yalnızca sıradan bir web gezintisini değil, bankacılık işlemlerinden hükümet iletişimine kadar geniş bir yelpazeyi besliyor. Google, Amazon, Meta ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka taleplerinin artmasıyla veri merkezlerini genişletirken deniz altı bağlantılara ciddi yatırımlar yapıyor. Körfez devletleri ise fosil yakıtlardan uzaklaşarak ekonomilerini çeşitlendirmek amacıyla yapay zekaya yüzlerce milyar dolar yatırımda bulunuyor.

Bu bağlamda, altyapıda bir kesinti ya da kopukluk, yalnızca iletişim kesintisiyle sınırlı kalmayacak, bölgenin daha geniş ekonomik hedeflerine de dokunabilecek boyutlarda sonuçlar doğurabilir. İran’ın bu kabloları kesme tehdidi, devletlerin bu altyapının merkezinde yer alan ekonomik vizyonlarının bir parçasını hedef alması anlamına geliyor.

Stratejik Bir Boğazın Yeni Önemi

Bölgenin bu bağlantı ağını Hormuz Boğazı üzerinden yönlendirmesi, uzun yıllardır petrol ve gaz açısından stratejik bir öneme sahip olan uluslararası su yolunun, artık küresel deniz altı altyapısı açısından da bir boğaz haline gelmesi anlamına geliyor. İran’ın bu ağın stratejik ve operasyonel önemini açıkça kavradığı, bölgedeki kablo ağını detaylı bir şekilde haritaladığı tahmin ediliyor.

Körfez’in sığ suları, bu altyapıya yönelik saldırılarda özel yeteneklere ihtiyaç duyulmamasının en büyük nedeni. Ortalama derinliği 50 metre, maksimum derinliği ise 100 metreden az olan bu sular, saldırıyı planlayacakların yüksek teknolojili yeteneklere başvurmasına gerek bırakmıyor. Petrol ve gaz sektöründe binlerce metre derinliğe kadar çalışan uzaktan kumandalı araçların (ROV) yaygın kullanıldığı görülmekte. Bu araçların benzer parametrelere sahip otonom deniz altı araçları (AUV) da artıyor ve ikisi de savunma amaçlı yeniden kullanılabiliyor.

İran’ın ROV’ini maden temizleme operasyonları için tasarladığını biliyoruz ve muhtemelen destek amacıyla diğer varlıkları da kullanıyor. Bu suların sığlığı, Pers Körfezi’nin çoğunu askeri dalışçıların operasyonlarını gerçekleştirebilecek derinliklerde bırakıyor.

John Aitken, RAND Europe’den Araştırma Görevlisi

İran, zaten kendi maden temizleme ROV’ini tanıtmanın yanı sıra, kamuoyuna yansıtmadığı başka yeteneklere de sahip olabileceği değerlendiriliyor. Suların sığlığı, Pers Körfezi’nin çoğunu askeri dalışçıların erişebileceği derinliklerde bırakıyor. Bölgeye yönelik somut bir tehdit, bir geminin “kaza” biçiminde çekiçini çekerek kabloları kestiği, Baltık Denizi’nde de tanık olunan türden bir yaklaşım olarak da ortaya çıkabilir.

Tehditin Somut Etkileri

İran’ın bu altyapı ağına yönelik saldırıyı gerçekleştirmesi tamamen mümkün görünüyor ve bu tehdit, zaten planlanan uzantıların ya da yeni elemanların durdurulmasına yol açtı. Birkaç proje, sahiplerinin ya da yüklenicilerinin Körfez’de güvenli biçimde operasyon yürütemeyeceklerini açıklamasının ardından askıya alındı. Bu durum, dünyadaki ticaretin ve iletişimin büyük bir kısmını taşıyan kabloların bakımı ve genişletilmesi açısından çatışmanın etkisini açık biçimde ortaya koyuyor.

Bölgesel bağlamda bu durum, Körfez devletlerinin yapay zekaya dayalı ekonomiler olma hedeflerine doğrudan bir etki yaratacak. Bölgenin bu kritik altyapısının kesilmesi, yalnızca iletişim kesintisiyle sınırlı kalmayacak, devletlerin daha geniş ekonomik vizyonlarının bir parçasını da hedef alabilecek boyutlarda sonuçlar doğurabilir.

Ne Kadar Uzağa Gidecek İran?

En önemli soru, İranlıların neye kadar hazır olacağı yönünde. Bu kablo ağına yönelik bir saldırı, Orta Doğu’daki ticaret ve iletişimde çok ciddi bir etki yaratabilir ve küresel yankılar doğurabilir. İran küresel kınanmadan kaçınmak istiyorsa saldırının hedefe yönelik ve sınırlı olması gerekir. Ancak mevcut izole durumları göz önüne alındığında, alabilecekleri bir risk olarak görülebilir.

Bu “belki yaparlar” belirsizliği, yeni bir caydırma biçimini gündeme getiriyor: bir ülkenin diğerinin ya da daha geniş ağların deniz altı altyapısını etkileyebilme kapasitesi. Bu yaklaşım, Nixon’ın nükleer caydırma için kullandığı “deli teorisi”nin bir uzantısı niteliğinde. Yeterince çaresiz bir ülke, deniz altı altyapısı alanında aşırı adımlar atmaya hazırdır.

Bu durumun bir dereceye kadar şaşırtıcı olmaması gerekir. Deniz altı altyapısı, askeri planlayıcıların uzun yıllardır bir rakibin savaşma kapasitesini ve istekliliğini bozmak için hedef aldığı yolların, köprülerin ve demiryollarının dijital çağdaki karşılığı niteliğinde. İran’ın bu tür operasyonları gerçekleştirmeye yönelik kapasitesi ve arzusu belirsiz olsa da, tam da bu belirsizlik bölge üzerinde önemli bir etki yaratabilir.

Kaynak, bu tür bir operasyonun bölge için ne kadar risk taşıdığını ve küresel veri trafiğinin omurgasını oluşturan kabloların güvenliğinin neden bu kadar kritik olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Bölgenin istikrarı, artık yalnızca petrol ve gazla değil, küresel iletişimin ve ekonomik geleceğin taşıyıcıları olan bu görünmez altyapıyla da iç içe geçmiş durumda.

İlginizi Çekebilir: Myanmar’da Direniş, Orduyu En Güvenli Savaş Alanı Saydığı Gökyüzüne Taarruza Geçti →
Kaynak: Asiatimes ↗