Arkadaşlar, Schrödinger’in kedisi deneyini süperpozisyonun makro dünyaya uzanması olarak anlatırken hep aynı noktada takılıyorum: deney düzeneğinde kediyi gerçekten “hem canlı hem ölüm” durumuna getirmek mi isteniyor, yoksa gözlemcinin bilinç süperpozisyonu bozduğu mu vurgulanıyor? Çünkü iki yorum birbirinden çok fark ediyor. Benim kafamı kurcalayan asıl soru şu: deneyde kullanılan radyo kaynağının yarılma olasılığı (klasik olarak %50 alındığında) ile kedinin gerçekten süperpozisyonda kaldığı varsayımı arasındaki bağlantı, teorik olarak neresinde kopuyor? Yani fotonun ya da parçacığın kuantum durumundan, kedinin biyolojik ölüm sürecine geçişte dekoherans tam olarak hangi zaman ölçeğinde ve hangi fiziksel mekanizmayla süperpozisyonu “çökertiyor”? Bu geçişi adım adım izleyebileceğimiz somut bir protokoller var mıydı?
Soruyu daha da somutlaştırayım: deney kuralını kurarken (1) kedinin süperpozisyon dayaması için gerekli izole edilmiş sistem koşulları, (2) dekoherans zamanının hesaplanmasında kullanılacak sıcaklık, ortam basıncı ve foton-çarpışma kesiti parametreleri ve (3) bu süreci deneysel olarak geriye doğru doğrulayabileceğimiz ölçüm protokolü — bunların herbiri için güncel literatürde hangi sayısal değerler veya referanslar geçerli? Özellikle makro nesnelerde süperpozisyonun korunması için gereken koherentlik süresinin hesaplanmasında hangi denklemler (Örneğin Caldeira-Leggett modeli mi, yoksa daha basit bir dekoherans tahmini mi) kullanılmalı? Bu konuda işe yarar, teknik derinliği olan kaynak ya da hesaplamalı yaklaşım önerisi olan
"Ölçülebileni ölç, henüz ölçülemeyeni ise ölçülebilir kılmanın peşini bırakma." – Galileo"