Arkadaşlar, bu konuyu araştırırken gözümün içine bakan en yaygın 3 hatayı netleştirmek istiyorum, çünkü tartışma genelde duvara yazılmış gibi dönüp duruyor. İlki: ışının iyonlaştırıcı/iyonlaştırıcı değil ayrımı görmezden gelinip tüm RF sinyalleri “radyasyon = kanser” denklemiyle aynı kefeye konması. İkincisi: maruziyet miktarını (SAR değeri, W/kg, SFWG/ICNIRP sınır tabloları) hiç belirtmeden “5G tehlikeli” demek. Üçüncüsü ise in vitro hücre deneyleriyle in vivo insan dokusu arasında nedensellik atfetmek — 58 GHz’lik bir milimetre-dalga sinyalinin derinin üst 2 mm’sinden fazlasına inmemesi gerçeğini görmezden gelmek.
Sorum şu: Bu üç hatayı teknik olarak nasıl düzeltiriz? İyonlaştırıcı enerjiyle DNA kesme mekanizmasının (do
🔬 Bilimsel soru ve paylaşımlarda hakemli makale (DOI/arXiv) referansı belirtiniz.