Çile sığırında, güneş ışığının ulaşamadığı okyanusun derinliklerinde bilim insanları, minik kabuklu hayvanların dev deniz örümceklerine binerek uzun mesafeleri nasıl kat ettiğini gözlemledi. Schmidt Okyanus Enstitüsü’nün uzaktan kumandalı aracı SuBastian’ın 24 Kasım 2024’te 3.155 metre derinlikte kaydettiği bu eşsiz görüntüde, üç adet Mesopleustes abyssorum türü amfipod, Colossendeis colossea adlı dev deniz örümceğinin uzuvlarına sıkıca yapışmış şekilde görüldü.

Bu yalnızca bir kez değil; dört gün sonra ve yaklaşık 225 kilometre uzaklıkta, 2.698 metre derinlikte aynı davranış tekrar gözlemlendi. Araştırmacılar, bu durumun rastgele bir karşılaşma olmadığını, amfipodların deniz örümceklerini bilinçli biçimde tercih ettiğini öne sürüyor.

Bir Yolcu, Bir Buluşma Noktası

Pek çok hayvanın okyanusun derinliklerinde zorlukla var olabildiği ortamda yiyecek bulmak ve eş bulmak ayrı bir mücadele. M. abyssorum türü amfipodlar ise yüzmekte pek başarılı değil ve onları okyanus akıntılarının uzaklara taşıyacak planktonik larva aşamasına sahip değiller. Yine de bu canlılar Pasifik, Atlantik, Hint ve Güney Okyanusu’nda 690 ila 3.500 metre derinlikler arasında kaydediliyor.

Bu kadar geniş bir yayılım alanı, kendi başlarına dağıtım yetenekleri zayıf bir canlı için çözülemeyecek kadar büyük görünüyor. İşte tam bu noktada deniz örümceği, M. abyssorum için beklenmedik bir çözüm sunuyor.

Deniz örümcekleri gerçek örümcekler değil; vücudu çok az, uzuvları ise oldukça uzun olan deniz kabuklularıdır. Bu kadar fazla bacak ve o kadar az vücut olması nedeniyle organlarının bazıları uzuvlarına kadar iner. Uzun bacaklı türler hem yaya olarak derya tabanında sürünürken hem de devasa bacaklarını yayarak akıntıları yakalayabilecek biçimde yüzebilir.

“Burada gözlemlenen etkileşimin rastgele olma ihtimali elbette atıf yapılamaz; ancak görünen özgüllük ve nispeten kısıtlı bir arama alanında tekrarlanma, bunun yerine tanınmayan bir ekolojik strateji olduğunu işaret ediyor.”

Jorge Pérez-Schultheiss, Çile Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nin Omurgasız Zooloji Bölümü’nden deniz biyoloğu

Araştırmayı yürüten Jorge Pérez-Schultheiss’in ekibi, bu durumu bir yolculuk biçimi olarak tanımlıyor. Hayvanlar aleminde buna “förezis” adı veriliyor; yani bir canlının başka bir canlıyı taşıma aracı olarak kullandığı yolculuk.

Sadece Taşımacılık Değil

Ekip, M. abyssorum’un deniz örümceklerine binerek kendi başına yapamayacağından çok daha uzak mesafelere ulaşabileceğini düşünüyor. Bu tür yolculuk biçiminin aslında uzun süredir gözlerimizin önünde ama fark edilmeden sürdüğünü belirtiyorlar.

Bu ilişki ilk kez 1927’de raporlanmış olsa da, o dönemde fotoğrafik kanıt olmadan ve ekolojik literatürde pek dikkat çekmemişti. Şimdi ise canlıların kendi yaşadıkları yerde yakalanmış hâllerine tanık olunuyor.

İkinci karşılaşmada birlikte bulunan iki büyük amfipod bir erkek ve dişi çiftiyken, ilk karşılaşmadaki üçüncü amfipod da yumurtalarını taşıyan bir dişi olarak tespit edildi. Araştırmacılar, deniz örümceklerine binmenin yayılmış popülasyonların birbirini bulması ve eşleşmesi için hareketli bir buluşma noktası sağladığını öne sürüyor.

Kabukçukların deniz örümceğinin uzuvlarına, kendi uzuvlarının ucundaki uzun pençe benzeri yapılarla muazzam bir tutunma gücüyle sarıldıkları görüldü. Bu sıkı tutunma, canlılar toplanıp laboratuvara götürüldükten bile sonra dahi korunmuştu.

“Enerji kaynaklarının az olduğu ve çevresel koşulların aşırı olduğu ekosistemlerde, hatta en ince biyolojik ilişkiler bile hayatta kalma ve kaynak edinmede kritik roller oynayabilir.”

Schmidt Okyanus Enstitüsü ekibi

Bu bulgular Ecology dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, örneklemin çok küçük olduğunu ve iki karşılaşmanın hipotezi kesin bir gerçeğe dönüştürmek için yeterli olmadığını kabul ediyor. Amfipodların deniz örümceklerini bilinçli biçimde mi aradığı, yoksa rastgele uygun bir yapıya mı tutunduğu henüz net değil.

Ekip, bu merak uyandıran ortaklığın aydınlatılmasına katkı sağlayacak ek araştırmaların gerekeceğini vurgulayarak konunun bilimsel incelemeye açık olduğunu belirtti.

İlginizi Çekebilir: İlk Kez: Bağırsakta Üretilen Türev Phag ile Salmonella Enfeksiyonuna Karşı Koruyucu Tedavi Farelerde Başarılı Oldu →
Kaynak: Sciencealert ↗