İçeriğe geç
NEBİLİM AĞI ÇEVRİMİÇİ06.10.2026 · BİLİM, EVREN & TEKNOLOJİ
NeBilim.net

Her cevap,
yeni bir soru açar.

OBSERVATION / 573

Antik DNA kanıtları, insanların Amerikalara ilk ulaşma zamanını daraltıyor

Amerika kıtasının tarihindeki çözülmemiş gizemlerden biri olan "İlk insanlar buraya ne zaman geldi?" sorusuna dair yeni bir ipucu, antik DNA...

Yayın:

Amerika kıtasının tarihindeki çözülmemiş gizemlerden biri olan “İlk insanlar buraya ne zaman geldi?” sorusuna dair yeni bir ipucu, antik DNA analizlerinden geliyor. Kansas Üniversitesi’nden liderliğini Bethany Potter’ın yaptığı araştırmacılar, genetik, arkeolojik ve çevresel kanıtları yeniden değerlendirdikten sonra, insanların kıtaya büyük olasılıkla buzul maksimumu döneminde, yani yaklaşık 14.000 ile 20.000 yıl önce geldiği sonucuna ulaştı.

Son buzul çağı bilimin dilinde “Son Glasyal Maksimum” olarak adlandırılan ve dünyanın soğuk dönemlerinden biri olan bu dönemde buzullar Kuzey Amerika’nın büyük bölümünü kapatmıştı. Araştırmacılar, bugüne kadar öne sürülen üç ana göç modelini gözden geçirerek her birinin hangi kanıt dizisine ne kadar uyduğunu test etti ve bulguları Current Opinion in Genetics & Development dergisinde yayımladı.

Üç göç modeli yeniden sınandı

Araştırmacıların değerlendirdiği modeller, günümüz Yerli Amerikalılarının atalarının Son Glasyal Maksimumdan önce (25.000 yıldan fazla bir süre önce), sırasında (14.000 ile 20.000 yıl arasında) veya ardından (14.000 yıldan az bir süre önce) kıtaya geldiğini öne sürüyor. Bu üç senaryoyu test etmek için araştırmacılar, her zaman çizgisinin üç farklı kanıt türüne ne kadar iyi uyduğunu inceledi.

Bunun için antik DNA bulgularından popülasyonların ne zaman ikiye ayrıldığına dair genetik ipuçları alındı, arkeolojik sitelerden insan faaliyetine dair kanıtlar tarandı ve buzulların ile iklim koşullarının yolculuk için uygun olduğu dönemin belirlenmesi amacıyla çevresel veriler göz önüne alındı. Örneğin Son Glasyal Maksimumda buzullar Kuzey Amerika’nın büyük bölümünü kapatınca, bazı bilim insanlarının ilk yolcuların Pasifik kıyı rotalarını izlediğini savunduğu biliniyor.

DNA zaman çizgisini daraltıyor

Araştırmacıların makalesinde belirttiği gibi, kanıt dizisi birkaç nedenden dolayı 14.000 ile 20.000 yıl öncesine en iyi uyuyor. 14.000 yıldan sonra bir gelişin genetik kanıtların büyük bölümüyle çeliştiğini aktaran araştırmacılar, önemli popülasyon soylarının buz yolu açılmadan çok önce ikiye ayrıldığı görülüyor; bu durum da insanların o noktaya kadar zaten kıtaya ulaşmış olma ihtimalini artırıyor.

NeBilim sitesini Google’da tercih edilen kaynak olarak seç

25.000 yıldan daha erken bir geliş ise farklı sorunlarla karşılaşıyor. Bazı arkeolojik siteler daha eski faaliyetlere işaret etse de, güncel genomik veriler o kadar geriye giden bir popülasyon ayrışığını göstermiyor. O dönemde Amerika’da yaşayan grupların günümüze soy bıraktığına dair bir kanıt olmayabileceği ya da DNA’larının henüz bulunamadığı söylenebilir; alternatif olarak yalnızca daha sonraki popülasyonlarda iz bırakmış olmaları da mümkün.

Araştırmaların işaret ettiği bulgu, yaklaşık 15.000 yıl önce gerçekleşen büyük bir ayrılma olayının eski yolcuları Kuzey ve Güney Amerikalı Yerli soyları olarak ikiye böldüğü. O noktadan itibaren torunlarının tek bir hareket yerine ardışık göçlerle Kuzey ve Güney Amerika’ya yayıldığı tahmin ediliyor.

Kanıtların birlikte çalışması bekleniyor

Araştırmacılar, bu çalışmaların konudaki son söz olmayacağını kabul etmekle birlikte, farklı kanıt türlerinin bir araya getirilmesinin nihayetinde faydalı olacağına inanıyor. Araştırma ekibi, “Arkeolojik ve genomik veriler, popülasyon tarihinin ince ayrıntılarını ortaya çıkarmak için yan yana çalışabilir” biçiminde bir değerlendirme yapıyor.

Paleogenomik araştırmaların arkeologlar ve kabile tarihçileri tarafından dile getirilen soruların temeline oturması ve böyle araştırmaların soy topluluklarının ihtiyaçları ile öncelikleriyle uyumlu olması kritik önem taşıyor.

Bethany Potter ve arkadaşları

Araştırma, yaşayan insanların atalarıyla ilgilendiği için etik işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu da hatırlatıyor. Bu nedenle araştırmacılar, genetik arkeolojinin yalnızca sayısal bulgularla değil, aynı zamanda bu topluluklarla kurulacak sağlıklı ilişkiyle de beslenmesi gerektiğini vurguluyor.

Araştırma, “Genomic insights regarding early migrations into the Americas” başlıklı makalesinde, 2026 yılında Current Opinion in Genetics & Development dergisinde ve DOI: 10.1016/j.gde.2026.102534 numarasıyla yayımladı.

İlginizi Çekebilir: Geko Ayağı, Kuantum Van der Waals Kuvvetleri ve Kuru Yapışma Fiziği: Tîn Sûresi 4. Âyet ve Biyomekanik Kıvam →
Kaynak: PHYS ↗
Forumda sor / tartış
AÇIK LABORATUVAR / TARTIŞMA

İlk yorumu siz yazın

Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.

Tartışmaya katıl

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.

SEARCH / 001

En az 3 karakter yazın.

ATLAS / NAVIGATION

Bilgi alanları