Güney Afrika’nın başkenti Accra’da, Pan-Afrika İlerici Cephe (PPF) adlı örgütün 18 ve 19 Kasım 2025 tarihlerinde düzenlediği uluslararası zirve, 57 ülkeden 200’den fazla delegenin katılımıyla Kwame Nkrumah Anıt Parkı’nda gerçekleşti. Ghana’nın devlet başkanı John Dramani Mahama, Afrika Birliği’nin onarım (reparasyon) şampiyonu olarak açılışı yaptı ve katılımcılar, Afrika’ya tarihsel adalet olarak ödenmesi gerekenin “yanılmaz bir hak” olduğunu açıklayan Accra Beyannamesi’ni kabul etti. Zirve, 1945’te Manchester’da toplanan beşinci Pan-Afrika Kongresi’nin 80. yıl dönümünü anmak amacıyla “Tarihsel Bellekten Ekonomik ve Siyasi Adalete” sloganıyla düzenlendi.

Organizasyonun kurucularından Humphrey Quaye, Afrika borç krizinin bir kaza ya da kendi kendine gelişen bir durum olmadığını, kölelik, sömürgecilik, yarı sömürgecilik ve imparatorlukçuluğun günümüze taşınmış biçimi olduğunu vurguladı. Sözlerine göre Batı güçleri, Afrika’nın doğal kaynaklarında ciddi çıkarları bulunan taraf olarak geri döndü ve bu kez işleme (processing) operasyonlarının kontrolünü yeniden müzakere etmeye çalışıyor. Afrika hükümetleri ise bu stratejik altyapıyı, onarım talebiyle iç içe bir şekilde sağlıyor.

Kaynakların Yeniden Paylaşımı ve İşleme Savaşı

Quaye, sömürgeci güçlerin 400 yıl boyunca bilgi ve emeği, 100 yıl boyunca toprak, maden ve diğer kaynakları ücretsiz biçimde ele aldığını, bugün ise kendi çaldıkları serveti faizle geri vererek borçlu ilan ettiklerini söyledi. “Borcu konuşmadan sıfırlamayı, tamiri ve tazminatı konuşamayız; tamiri konuşmadan adaleti talep edemeyiz” ifadeleriyle, Afrika borcunu “yeniden döngüye sokulmuş yağma” olarak tanımlayan Quaye, çağrıların ötesinde somut araçların ortaya konulmasını istedi.

Bu bağlamda, Afrika’nın küresel maden servetinin yaklaşık yüzde 30’una sahip olduğu, ancak ileri düzey üretim kapasitesi ve işleme tesislerinin eksik olduğu, aynı zamanda etnik çatışmalar ve liderlerin siyasi güç arayışıyla mücadele ettiği bir dönemden geçtiği belirtiliyor. Batı hükümetleri, bu altyapıyı giderek çeşitli bölgelerde arayışa başladı ve onarım tartışmasıyla doğrudan bağlantılı bir biçimde stratejik bir denge unsuru haline geldi.

“Bugün, sömürgeci yağmanın mimarları, bu ekonomik kötülüğün planlayıcı ve uygulayıcıları, hızlı biçimde muhasebe görüp halledilmelidir. Bugün, sözde çokuluslu devler, kütleci katliam, tecavüz, soykırım ve en kötüsünün yağmasının mirasçıları ve varisleridir. Hatta kölelerin kendileri bile bu ülkelerde, örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde, hâlâ sosyal merdivenin en altındadır ve atalarının acı çektikleri emeğin yarattığı servete erişememektedir. Afrika’lıları suçlayarak bu insanlık tarihinin en çetrefilli suçunun gerçek failini affetmek demektir.”

Humphrey Quaye, Pan-Afrika İlerici Cephe (PPF) Başkanı

Quaye’nin bu değerlendirmesi, örgütün kurumsal kimliğine de yansıyor. PPF, Afrika, Karayipler ve Siyah Diaspora’dan ilerici siyasi partilerin, sendikaların, gençlik ve kadın hareketlerinin, köylü örgütlerinin ve sosyalist oluşumların birleştiği, hükümet dışı bir birlik olarak tanımlanıyor. 30 Haziran 2025’te Accra’da kurulan PPF Uluslararası Merkezi, Accra’yı Pan-Afrika hareketinin yeniden merkezi konumuna yerleştirdi.

1945’in Mirası ve Somut Araçlar

Zirve, katılımcılara resmi beyanname yerine somut enstrümanlar sundu. Katılımcılar, Afrika’nın tam kurtuluşu için kaynak egemenliği, sanayileşme, tarımsal devrim ve finansal bağımsızlığı içeren kapsamlı bir Accra Beyannamesi kabul etti. Bu çerçevede, sömürge mirasının bilimsel, hukuki ve arşivsel delillerini oluşturmak amacıyla “Hasarın Değerlendirilmesi ve Sömürge Mirasının Belgelenmesi Ortak Enstitüsü” kurulması, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yönetilecek “Pan-Afrika Onarım Adaleti Fonu” kurulması ve çalınan kültürel eserlerin iadesi talep edildi. Konferansın yanı sıra düzenlenen özel sergi, hâlâ müzelerinde bu hazineleri barındıran dünyaya, eserlerin ruhunu taşıdıkları hatırlatıldı.

1945 Kongresi’ni Nkrumah, Padmore, Du Bois, Kenyatta ve Banda gibi isimler genç yaşta yönetti ve Afrika’nın özgür olması gerektiğini ilan etti. Quaye, 2026’da bu çağrıyı “borçtan özgür, yarı sömürgeci kontrolün dışında özgür ve Afrika’nın bütününe ödenmesi gerekenin ödendiği” bir çağrıya dönüştürme zorunluluğu olduğunu belirtti. Manchester 1945 Afrika’ya siyasi bağımsızlık verdi; bu nedenle ekonomik bağımsızlık da bu adaleti içeren bir zorunluluk olarak görüldü.

Gençlik hareketleri, “kötü niyetli borcu iptal edin, onarım borcunu ödeyin” taleplerini öne sürerek üç görev belirledi: Birincisi, Accra Beyannamesi’ne gençlik bölümü hazırlamak; İkincisi, her kampüs, her mahalle ve her dijital mekanda örgütlenmek; Üçüncüsü, ulusal ve bölgesel onarım organlarının kurulması için Kıta Kampanyası’na katılmaya hazırlanmak.

Devam Eden Kampanya ve Sahadaki Karşılık

PPF, krizle yüzleşme ve onarım adaletinin tamamlanmayan işi olarak tanımladığı bu dönemin arka planında, ilerici güçlere, sendikalara, kadınlara ve gençliğe aktif biçimde yanıt vermeleri çağrısında bulundu. Örgüt, Afrika’da derinleşen borç köleliği krizine, Sahel Devletleri Birliği’nin Fransız para ve askeri kontrolüyle kopuşuyla ve Afrika’nın kendi iflası, sıkılaştırma ve IMF denetimli ekonomik yeniden yapılandırmasıyla en keskin biçimde ortaya çıkan krizle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Kampanya, PPF’nin sürdüğü kıta çapındaki onarım ve borç iptali kampanyasına dayanarak, Sahel bölgesinde sömürgeci borcun iptali ve onarım için daha geniş bir hareketin yolunda bilinçli bir adım olarak konumlandırılıyor. PPF, bu eylemleri borç iptali, küresel borç tuzağı ve onarım üçlüsü etrafında belirledi.

Bu talepler, siyasi elitlerin desteklediği, gençlik örgütlerinin organize ettiği ve Pan-Afrika birliğini inşa eden eşzamanlı bir çabanın parçası olarak okunuyor. Mahama’nın Afrika Birliği platformunda ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası arenalarda sürdürdüğü kampanya, onarım talebini yalnızca bir nostalji ya da duygu meselesi olmaktan çıkarıp, kaynak egemenliği ve sanayi kapasitesi gibi somut hedeflerle iç içe bir siyasi program haline getiriyor.

Uzmanlar, tartışmanın merkezinde yer alan madenlerin işleme zincirinin kontrolü, Afrika’nın kendi sanayi altyapısının eksikliği ve bu altyapının onarım talebiyle nasıl bağdaştırılacağı sorunu olarak öne çıkıyor. Quaye’nin vurguladığı gibi, Afrika hükümetlerinin sunduğu bu stratejik denge, Batı güçlerinin yeniden müzakere etmeye çalıştığı işleme operasyonlarıyla doğrudan örtüşüyor ve onarım tartışmasının ötesinde, küresel kaynakların yeniden paylaşımı için somut bir mücadele zemini oluşturuyor.

İlginizi Çekebilir: Ses hızında hava ile kurtarılan 300 yıllık meşe: Amerikan İnkılabı’ndan sağ çıkan ağaç yeni bir tehlikeyle karşı karşıya →
Kaynak: Eurasia Review ↗