Günlük kullandığımız kişisel bakım ve temizlik ürünlerinde gerçekten hangi kimyasalların olduğunu tam olarak biliyor muyuz? Çeşitli ABD araştırma kurumlarından bir ekip, “Environment & Health” dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmada bu konuya dikkat çekti. Önceki çalışmalar, ürün üreticilerinin ve etiketlerin, günlük kullanılan ürünlerdeki içerikler hakkında her zaman eksiksiz bilgi vermeyebileceğini gösteriyordu. Bu durum, ekipleri daha detaylı bir inceleme yapmaya teşvik etti.
Araştırmacılar, 12 farklı kategoride yer alan 113 kişisel bakım ve temizlik ürününü analiz ettiler. Ürünler arasında çamaşır deterjanları, güneş kremleri, bebek losyonları, şampuanlar, deodorantlar ve diş macunları gibi ürünler yer aldı. Test edilen ürünlerin markaları belirtilmedi, ancak Target, Amazon, Walmart ve Dollar Tree gibi büyük perakendecilerden satın alındı.
Araştırmanın çarpıcı sonucu, bu ürünlerin %98’inde en az bir adet, %85’inde ise en az bir adet insan sağlığına zararlı olabileceği bilinen kimyasalın etiketlenmediği ortaya çıktı.
“Temel sorun şu ki, ‘temiz’ ürünler olarak pazarlanan ürünlerde bile gizli ve potansiyel olarak zararlı kimyasallar bulunabiliyor,” diyen çevresel sağlık bilimcisi Jenna Hua, “Tüketiciler, okudukları içerik listelerine güvenerek ‘sağlıklı’ ürünler seçebilirken, aslında bilmeden maruz kaldıkları kimyasallara devam ediyorlar. Etiket, bazen tüketicileri korumakta yetersiz kalabiliyor.”
Araştırmacılar, özellikle endokrin bozucu kimyasallara (EBK) odaklanarak, hormon sistemini taklit eden veya bloke eden maddeleri araştırdı. EBK’lar, meme kanserinden obeziteye kadar çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir.

“Tüketicilerin bilinçli olarak EBK’lardan kaçınmaya çalışırken bile, bu kimyasallara maruz kalabilecekleri gerçeği önemli bir halk sağlığı sorunu teşkil ediyor,” denildi.
Hua, “İnsanların evlerine veya cildine uyguladığı ürünlerde neler olduğunu anlamak için bir kimya laboratuvarına ihtiyaç duymamalı” dedi. “Ürün güvenliğinin geleceği, etiketi aşan ve gerçekte içerdiği şeyleri test eden daha kapsamlı yaklaşımlara odaklanmalı.”
Araştırma ekibi, ürünlerdeki beklenmedik kimyasal reaksiyonlar veya üretim ve depolama sırasında oluşabilecek kontaminasyon gibi durumların da bu duruma katkıda bulunabileceğini belirtiyor. Ancak, daha sıkı düzenlemeler ve bağımsız analizlerin önemine vurgu yapıyor.
Araştırmacılar, “Bazı kimyasal kategorilerde, şirketlerin tüm içerikleri yasal olarak açıklamalarına gerek yoktur,” diyorlar. “Örneğin, ‘parfüm’ terimi altında birçok kimyasal bir araya getirilebilir ve ‘ticari sır’ gerekçesiyle açıklanmayabilir. Benzer şekilde, bitkisel ürünler yüzlerce farklı bileşen içerebilir ve bu maddelerin ‘doğal kaynaklı’ olsalar dahi zararlı olabileceği unutulmamalıdır.”

Araştırma sadece kimyasalların varlığını tespit etmiş olup, bu maddelerin potansiyel sağlık etkilerini ölçmemiştir. Gelecekte yapılacak çalışmaların, bu kimyasalların insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha detaylı araştırması bekleniyor.
Tüketicilerin satın aldığı ürünlerde neler olduğuna dair daha fazla bilgiye sahip olması, halk sağlığı açısından kritik önem taşıyor. Araştırmacılar, gelecekteki çalışmaların, daha geniş bir ürün yelpazesini kapsayan analiz yöntemlerinin geliştirilmesini ve kontaminasyon kaynaklarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar yapılmasını öneriyorlar.
“Environment & Health” dergisinde yayınlanan bu araştırma, tüketici güvenliği konusunda önemli bir uyarı niteliği taşıyor.