Amerika Birleşik Devletleri’nin borçlanma maliyetleri, Hazine Bakanlığı verilerine göre üç çeyreğe yaklaşan 2026 mali yılında net faiz giderlerinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 artışla 1,05 trilyon dolara ulaşırken, aynı gün 10 yıllık Hazine tahvili faiz oranı 2007’den bu yana görülen en yüksek seviye olan %5,11’in üzerinde, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,40’ı kapattı. Bu gelişmeye paralel olarak Uluslararası Para Fonu, küresel hükümetlerin faiz yükü üç yılda neredeyse yarı yarıya yükseldiğini ve ABD’ye “öncelikli bütçe sıkılaştırması” çağrısı yaparak borç yolunun sürdürülemez olduğunu dile getirdi.
Kongre Bütçe Ofisi’nin aylık bütçe değerlendirmesine göre, federal hükümet bu mali yılın ilk 11 ayında Medicare’ye harcadığı 976 milyar doları ve Savunma Bakanlığı’nın askeri giderleri olan 833 milyar doları aştı. Yani ABD, vatandaşlarına sağladığı sağlık güvencesinden ve ordusundan daha fazlasını, sadece borç faizi karşılığında ödüyor. Bu durum, ülkenin bütçe dengesiyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Borç Faizinin Sıralama Değişimi
10 yıllık Hazine tahvili faiz oranının 4,96’dan 5,11’e yükselmesi, yatırımcıların risk primine verdiği işaret olarak yorumlanırken, 30 yıllık tahvil faizinin de iki çeyreğe yaklaşan 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaşması, uzun vadeli maliyetlerin arttığını gösteriyor. Hazine Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, kısa vadeli tahviller Ağustos ayında satılabilir borçların %22,8’ini oluşturdu ve bu oran bir yıl önceki %21,7’den yükseldi. Kısa vadeli tahvillerin 879 milyar dolarlık artışla 7,25 trilyon dolara ulaşması, faiz giderlerindeki artışın bir kısmını dengeledi.
Kongre Bütçe Ofisi, bu yılki faiz giderlerindeki yükselişi kısmen kısa vadeli faiz oranlarındaki düşüşle telafi ettiğini belirtti. Önceden göreve gelmeden önce kısa vadeli borçlanmaya dayalı yaklaşımı eleştiren Hazine Bakanı Scott Bessent’in, bu eleştirinin geçerliliği tartışmaya açık bir konu olarak öne çıkarken, Hazine Bakanlığı bu konudaki sorulara yanıt vermedi.
Uluslararası Para Fonu, ABD’ye sürdürülemez bir kamu borcu yolunda olduğunu, bu yolun “gözyaşlarıyla sona erebileceğini” uyardı. Ne yazık ki IMF’in tavsiyeleri kulaklara çan gibi çalmıyor gibi görünüyor.
Desmond Lachman, eski IMF yetkilisi, Amerikan İşletme Enstitüsü (AEI)
Desmond Lachman’ın bu değerlendirmesine karşın, Hazine Bakanlığı ve IMF, The Center Square’a açıklamada bulunmadı. Fon’un ABD ekonomisini değerlendiren Şubat raporunda, ABD borcunu düşüş eğrisine sokmak için “açık, öncelikli bütçe sıkılaştırma planı” talep ettiği hatırlanıyor.
Stablecoin Riski ve Küresel Boyut
IMF’in 2026 yıllık raporuna göre, hükümetlerin faiz ödemeleri dünyada üç yılda neredeyse yarı yarıya yükselerek brüt içsel ürünün %3’üne ulaştı. Raporda, ABD gibi açık borçluluk durumuna sahip ülkeler için “güvenilir bütçe sıkılaştırması, ithalat talebini ve dış finansmanı azaltarak” durumu iyileştirebileceği vurgulandı.
Fon, küresel borçlanma piyasasında dikkat çeken bir başka gelişmeye de işaret etti: En büyük iki stablecoin (dijital dolar) yayıncısı olan Tether ve Circle, 30 Haziran itibarıyla 123,5 milyar dolarlık Hazine tahvili tutarken, bu rakam Suudi Arabistan’ın 34 milyar dolarını geride bıraktı. IMF, stablecoin yayıncılarının elindeki devlet tahvillerine yönelik “büyük ölçekli iade taleplerinin piyasalara risk oluşturabileceğini” uyardı.
Bu durum, dijital varlık piyasası ile geleneksel devlet borçlanma piyasası arasındaki bağlantının ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Bir stablecoin’ün topluluğundan büyük ölçüde varlıkların iadesi, kısa vadeli tahvil piyasasında dalgalanmaya yol açabileceği endişesi, fonun dikkatini bu alana çekti.
Uzun vadede, ABD’nin borç faizi 2007’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşması, ülkenin mali konjonktüründe dönüm noktası niteliğinde bir gelişme olarak öne çıkıyor. IMF’in uyarıları ve Kongre Bütçe Ofisi’nin verileri, siyasetçilerin ve ekonomistlerin önünde somut bir tablo sunarken, çözümün bütçe sıkılaştırması ve borç yönetimi stratejisi üzerinde şekillenmesi bekleniyor.