Ankebût Sûresi 41. Âyet-i Kerîme’nin dişil fiil kipi (İttehazet), spidroin nano-kristalleri ve zoolojik ailevi çöküş ile 1400 yıl önceden kurduğu sarsılmaz mutabakat.
14 asır önce; mikroskopların, zooloji laboratuvarlarının, elektron mikrografisinin ve lif çekme testlerinin henüz hayal dahi edilemediği, insanların örümcekleri yalnızca basit haşereler sandığı 7. yüzyıl çöl ikliminde; okuma-yazma bilmeyen (ümmî) bir insan olan Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed (sallâllâhu aleyhi ve sellem):
1. Arapça gramerin eril ve dişil ayrımında, örümcek yuvası kurma eylemini özellikle dişil açık tâ ekiyle “İttehazet” (اتَّخَذَتْ) buyurarak mimari dokumanın yalnızca dişi örümcek tarafından yapıldığını beyan etmeyi,
2. Örümcek ipeği lifinin aynı çaptaki çelikten 5 kat daha sağlam (1.65 GPa) olduğunu bildiğimiz halde, yapıyı “en zayıf iplik” değil; eşey yamyamlığı, yavru katliamı ve sıfır koruma barındıran “en dayanıksız ve güvensiz yuva” (evhene’l-büyût) olarak tanımlamayı,
3. Ve bu hakikatin ancak mikroskobik biyoloji geliştikçe anlaşılabileceğine işaretle “Keşke bilselerdi!” (Lev kânû ya’lemûn) ilahi mührüyle bitirmeyi kendi beşeri tecrübesinden nasıl bilebilir?
Modern biyofizik ve araknoloji ortaya koymaktadır ki, bu iki muazzam biyolojik hakikati (dişilik morfolojisi ve yuvanın sosyolojik dehşeti) tek bir âyette kusursuz bir belagatle birleştirmek matematiksel ve bilimsel olarak beşer kelâmı olamaz. Bu durum; mikro-kozmostaki her bir protein zincirini kusursuz tasarlayan el-Bârî (البارئ), örümceğin karnına mikroskobik ipek pompaları yerleştiren el-Musavvir (المصور) ve kainatın her gizli sırrından haberdar el-Alîm ve el-Habîr (العليم / الخبير) olan Yüce Allah’ın (Celle Celâlühû) ebedî vahiy mührüdür.
Arapça dilbilgisinde fiiller cinsiyet kategorilerine göre kesin kurallarla çekimlenir. Mazi (geçmiş zaman) üçüncü şahıs eril için “İttehaze” (اتَّخَذَ) kullanılırken; dişil şahıs için kelimenin sonuna açık cezimli tâ (tâ-i te’nîs-i sâkine) getirilerek «İttehazet» (اتَّخَذَتْ) denir. Klasik Arapçada cinsiyeti bilinmeyen müşterek canlı türlerinde kural olarak müzekker (eril) fiil kipi tercih edilirken, Kur’ân-ı Kerîm burada bilinçli, kesin ve doğrudan bir tercihle dişil fiil kalıbını vazetmiştir.
Modern araknoloji (örümcek bilimi) ve elektron mikroskobu çalışmaları kanıtlamıştır ki: Örümcekler aleminde karmaşık geometrik spiral ağları ören, ipek salgı bezlerini (major ampullate glands) ve iplik memeciklerini (spinnerets) kullanarak mimari yuvayı inşa eden ve bu yuvayı avlanma sahası olarak yöneten istisnasız yalnızca dişi örümcektir. Erkek örümcekler ergenliğe ulaştıklarında ağ örme kabiliyetlerini tamamen yitirirler; bezleri körelir ve tek gayeleri dişi örümceğin ağına yaklaşarak döllenmeyi sağlamaktır. 1400 yıl evvel çöl şartlarında çıplak gözle bu morfolojik gerçeğin tek bir harf ekiyle (tâ-i te’nîs) haber verilmesi sarsılmaz bir Kur’ân mûcizesidir.
Ağ dokuma fabrikası ve kimyasal salgı bezleri sadece dişi örümceğin anatomisinde aktiftir. Erkek örümcek yuva yapamaz ve ağ öremez.
Arapça’da nekire (belirsiz) gelen ev lafzı; bu yapının klasik bir sığınak değil, bir av kapanı ve ölüm platformu olduğuna işaret eder.
İplik çelikten 5 kat sağlam olmasına rağmen; eşey yamyamlığı ve yavru katliamı sebebiyle kainattaki en huzursuz ve çürük yuvadır.
Ankebût Sûresi 41. âyet-i kerîmesindeki kelimeler ile modern biyomühendislik parametreleri arasındaki muazzam sırlar:
Zoolojide ağ dokuyan ipek bezleri ve mimari yuva kurma yeteneği yalnızca dişi örümcekte bulunur.
İplik çelikten 5 kat sağlamdır; ancak dişi örümcek çiftleşmeden sonra erkeği yer, yavrular birbirini katleder.
Doğanın en güçlü biyo-polimeri; çeliğin 5 katı kopma direnci ve Kevlar’dan 3 kat üstün darbe emme kapasitesi.
“Cenâb-ı Hak, Allah’tan başkasına sığınan müşriklerin halini örümceğe benzetmiştir. Örümcek kendi salgısıyla bir ev kurar ve onu korunak zanneder. Halbuki ne soğuktan korur ne sıcaktan ne de bir düşmandan. Üstelik o evde ne şefkat vardır ne ülfet; zira örümcek kendi nesline dahi merhamet etmez. Müşriklerin putları ve tağutları da kriz anında tıpkı bu yuva gibi yıkılmaya mahkumdur.”
“Âyette ‘İttehazet’ dişil fiiliyle örümceğin bu sanatı icra eden dişisine işaret buyrulmuştur. ‘Evhene’l-Büyût’ ifadesi ise örümcek yuvasının gerek maddeten bir rüzgarla darmadağın olması, gerekse manen içinde hiçbir emniyet ve huzur barındırmaması hasebiyledir. Allah’tan gayrısına dayanan her insan, en zayıf örümcek ağına tutunmuş gibidir.”