Bitkisel bazlı beslenmenin sağlığı iyileştirmek isteyenler için iyi bir seçenek olduğu bilinmektedir. Yeni bir çalışma, gerçek dünya diyet uygulamalarına dayanarak, bunun neden böyle olabileceğine dair yeni bilgiler sunuyor.

Bu çalışma, Yunanistan’ın Thessaloniki bölgesinden 200 sağlıklı kişiden oluşan bir grubu inceledi. Bu kişiler, dini inançları nedeniyle her yıl toplamda 180-200 gün boyunca et, balık, süt ürünleri ve yumurtadan uzak duruyor (temel olarak vegan besleniyor).

Bu kişiler, her hafta Çarşamba ve Cuma günlerinde ve ayrıca yıl boyunca dört uzun dönemde oruç tutuyor. Bunlar arasında Noel’den 40 gün önce, Paskalya’dan 48 gün önce (Hıristiyanlık inancına göre önemli bir süre), Aziz Petrus ve Pavlus Günü olarak bilinen dönemde 8 ila 42 gün ve Ağustos ayında Meryem Ana’nın yükselişi için 15 gün yer alıyor.

Study Finds One Kind of Diet Linked to Reduced COVID-19 Infection Risk
Hatta sadece birkaç hafta boyunca et ve süt ürünlerinden kaçınmak büyük bir fark yaratabilir. (AegeanBlue/Getty Images)

“Bu diyet rejimi, dini inançlar tarafından güçlü bir şekilde yönlendirilen ve genellikle bireylerin doğdukları ailenin kültürünün bir parçası olan gerçek dünya diyet desenidir,” diye biyoistatistikçi Alexandros Simistiras ve meslektaşları, dergide yayınlanan bir makalede açıklıyor.

“Genellikle, hayvansal ürünlerin kısıtlanması sırasında, hayvansal yağ alımındaki belirgin azalmanın yanı sıra, periyodik olarak kısıtlama uygulayan kişiler proteinin (toplam enerji alımı oranının bir kısmı) de kısıtlamaya maruz kalır. Bu durum, neredeyse tüm hayvan kaynaklı protein kaynaklarından uzak durulmasıyla ve aynı zamanda toplam enerji alımında azalma olmamasıyla ilişkilidir.”

Araştırmacılar, bu dini geleneğin, gen aktivitesindeki değişiklikleri görmek için oldukça ideal bir doğal deneyim yarattığını düşünüyor.

“Bu diyet deseninin tutarlılığı ve omnivordan hayvansal ürün kısıtlamasına geçişin öngörülebilirliği, bu çalışmayı bir diyet müdahale çalışmasına benzer hale getirir,” diye Simistiras ve ekibi belirtiyor.

Kontrol grubu olarak, aynı bölgeden bu dini kısıtlamaları uygulamayan 211 katılımcı daha dahil edildi.

Araştırmalar, vücudun kimyasında birkaç önemli değişikliğin olduğunu ortaya koydu; özellikle bazı gen ifadesi seviyelerinde değişiklikler gözlemlendi.

Araştırmacılar, zaten hayvansal ürünlerden uzak durmanın “önemli immunometabolik proteinlerin bolluğunda değişikliklere yol açarak sağlığa faydalı etkilere sahip olduğunu” biliyorlardı. Bu etkiler arasında önemli bir metabolik hormon olan FGF21’in seviyelerinde değişiklikler yer alıyordu.

Yeni çalışma, hayvansal ürünlerden uzak duran ve aynı zamanda FGF21 protein seviyelerini ayarlayan belirli bir gen varyasyonuna sahip kişilerin, araştırmacıların obeziteye karşı koruyucu olabilecek fizyolojik belirtiler gösterdiğini ortaya koydu. Bu durum, enerji depolama amaçlı kullanılan beyaz yağ hücrelerinin, ısı üretmek için daha çok kahverengi yağ hücreleri gibi davranmasına neden olabilir.

“Bu bulgular dikkatli bir şekilde yorumlanmalıdır, ancak diyetle tetiklenen FGF21 seviyelerinin insanlarda adipoz doku ‘kahverengileşme’ sürecini etkileyebileceği mümkündür,” diye yazarlar belirtiyor.

Ayrıca, belirli bir gen varyasyonu, kolesterol biyosentezinde önemli olan LBR proteininin üretimini etkiliyor ve bu durum sadece birkaç hafta içinde gerçekleşiyor.

Bu aynı gen varyasyonu, obeziteyle ilişkili başka bir etkiye de sahip olabilir.

“Bu genotip bağımlı LBR yükselişi, omnivordan hayvansal ürün kısıtlamasına geçiş sırasında azalan diyet kolesterol alımına karşı bir telafi edici yanıt olabilir,” diye yazarlar not ediyor.

Bu durum, diyet ve genetik arasındaki karmaşık etkileşimin obezite üzerindeki rolünü daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Subscribe to ScienceAlert's free fact-checked newsletter

“Taşıyıcılar, diyet kısıtlaması uygularken LBR’nin etkisiyle hafif bir şekilde obeziteye karşı korunmuş olabilir,” diye yazarlar açıklıyor.

“Bu bulgu, benzer diyet desenlerini takip eden kişilerin neden farklı obezite riskleri gösterebileceğini anlamamıza katkıda bulunabilir ve diyete bağlı olarak ortaya çıkan hastalık risklerindeki farklılıkların mekanizaları hakkında daha geniş bir fikir sağlayabilir.”

Sonuç olarak, bu çalışma, diyet, genetik ve metabolik durumlar arasındaki karmaşık etkileşimleri daha iyi anlamak için birçok yeni araştırma alanı sunuyor.

Hatta sadece birkaç hafta boyunca et ve süt ürünlerinden kaçınmak, büyük bir fark yaratabilir.

Bu çalışma, dergide yayınlandı.

Kaynak: Sciencealert ↗