Çin devlet televizyonunun Temmuz ayında yayınladığı görüntüler, dikey fırlatma sisteminden ateşlenen YJ-20 hipersonik anti-gemi balistik füzesini gösterdi ve bölgedeki deniz dengelerindeki önemli bir değişimi ortaya koydu. Bu füze daha önce yalnızca Çin’in en gelişmiş gemisi olan 12.000 tonluk Type 055 süper destroyerlerinde kullanılan bir silah olarak kabul ediliyordu. Şimdi ise, çok daha yaygın olan Type 052D filolarına da entegre ediliyor. Bu sadece teknik bir yükseltme değil, aynı zamanda bu silahın amiral gemisi gösterişinden standart filo teçhizatı haline gelmesi anlamına geliyor. Bu durum, Çin’in deniz tabanlı hipersonik saldırı sisteminin olgunlaştığını ve Batı Pasifiği’ne erişimi engelleyebileceğini gösteriyor.
Teknolojik olarak YJ-20, modern anti-gemi füze teknolojisinin zirvesinde yer alıyor. Bu füze, biyonik bir kayan araç ve katı yakıtlı bir güçlendirici kullanıyor, seyir uçuşunda saatte 6 Mach’ın üzerinde hızlara ulaşıyor ve hedefe yakın mesafede neredeyse dikey olarak saatte 10 Mach’a yakın hızlarda ilerliyor. Bu durum, balistik yörünge izleyerek ilerleyen eski füzelere göre farklılık gösteriyor. YJ-20, atmosferin üst katmanlarında yarı balistik “atlama-kayma” manevraları yaparak hedefine ulaşıyor.
Bu sayede, YJ-20, ABD Donanması’nın Aegis entegre Standard Missile-3 ve Standard Missile-6 gibi gelişmiş savunma sistemlerinin hedefleme algoritmalarını etkisiz hale getiriyor. Ayrıca, bu durum Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) içindeki rol dağılımını da değiştiriyor. Daha önce, Pekin’in “erişimi engelleme” stratejisi, esas olarak PLA Roket Gücü’nün DF-21D ve DF-26 gibi karadan fırlatılan füzelere dayanıyordu. Bu füzeler güçlü olsa da, anakaraya bağlılar ve üslerinden ayrıldıktan sonra uydu tarafından takip edilebilirler. Ancak YJ-20, gerçek zamanlı hedefleme verilerini kullanan deniz tabanlı düğümler sayesinde çok yönlü saldırılar gerçekleştirebilir.
Bu durum, Çin’in etkili menzilini önemli ölçüde artırıyor. 1.000 ila 1.500 kilometre, potansiyel olarak daha fazla mesafeye ulaşabilen bir YJ-20 ile donatılmış bir Type 052D destroyer, Çin kıyılarından yüzlerce mil uzaklıktaki düşman gemilerini hedef alabilir. Bu durum, müttefiklerin deniz hareketliliğini koruduğu stratejik noktaları bile tehdit ediyor. Ancak bu durum aynı zamanda Batı’nın güvenebileceği deniz koridorlarını ortadan kaldırıyor.
Bu füzenin yaygın kullanımı, Çin’in devasa sanayi kapasitesinin bir sonucu. PLAN (Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri) şu anda 10 adet Type 055 destroyer ve 35’ten fazla Type 052D destroyer’e sahipken, her yıl yeni gemiler filoya katılıyor. Bu gemilerde toplamda 3.800 adet dikey fırlatma hücresi bulunuyor ve bunlar uzun menzilli hava savunma, seyir ve hipersonik silahları ateşleyebiliyor. Herhangi bir büyük çatışmada, tek bir savaş grubu koordineli, çok yönlü bir hipersonik saldırı başlatarak müttefik eskort filolarının sınırlı savunma kaynaklarını hızla tüketebilir.
YJ-20’nin görüntülerini yayınlamak bilinçli bir hamleydi. Askeri hazırlıklar hakkında yapılan diğer haberlerle birlikte, bu görüntüler Washington ve bölgesel müttefiklerine açık bir mesaj gönderiyor: Batı Pasifiği’ndeki bir krizde müdahale etmek ciddi kayıplara yol açabilir. Bu durum, karar alıcıların kabul etmeyeceği kadar yüksek maliyetlere sahip olacak şekilde müdahaleyi daha riskli hale getirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda, bu durum yurtiçinde Başkan Xi Jinping’in liderliği altında askeri teknolojinin üstünlüğüne olan milli güveni pekiştiriyor.
Bu füzenin operasyonel olarak kullanıma sunulması, 2027 civarında olası bir Tayvan krizi hakkındaki istihbarat tahminleriyle doğrudan ilişkili. Bu yıl, PLA’nın kuruluşunun yüzüncü yıldönümü olması nedeniyle önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihte, deniz tabanlı hipersonik mühimmat ve uyumlu gemi sayısı kritik bir eşiğe ulaşması bekleniyor.
Bu tarihten sonra, Çin’in önceden konuşlandırılmış hipersonik gücünün yoğunluğu, Amerikan müdahale yeteneklerini etkisiz hale getirebilecek seviyeye ulaşacak. Bu durum, Batı’nın güvenebileceği deniz koridorlarını ortadan kaldırıyor.
Bu durum, bölgesel güçlerin savunma mimarilerini hızla yeniden şekillendirmesine neden oluyor. Japonya, uzun menzilli Tomahawk seyir füzelerini tedarik ederek ve güneydeki adalarındaki savunmayı güçlendirerek karşı saldırı yeteneklerini geliştiriyor. Avustralya ise AUKUS ortaklığı kapsamında nükleer denizaltılar alarak ve hipersonik teknolojiler konusunda işbirliği yaparak Çin’in deniz engellemeyi aşmaya çalışıyor. Aynı zamanda, Pentagon Guam Savunma Sistemi (GDS) projesine milyarlarca dolar yatırarak Pasifikteki en önemli güç yansıtma merkezini korumaya çalışıyor.
Tayvan için ise, YJ-20’nin kullanıma sunulması, Tayvan’ın güvenliği için temel bir değişimi temsil ediyor. Bu durum, Tayvan’ın doğu kıyısındaki gemilerin olası saldırıları nedeniyle limanları, hava üsleri ve kritik altyapısı gibi savunmasız hale getiriyor. Bu durum, Çin’in riskli bir amfibi operasyon başlatmadan deniz ablukası uygulamasını mümkün kılıyor.
Bu durum, Tayvan’ın savunma stratejisini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Büyük yüzey gemileri ve merkezi hava üsleri gibi geleneksel varlıklar, hipersonik bir ortamda savunmasız hale geliyor. Bu nedenle, Tayvan düşük maliyetli, yüksek hayatta kalım oranına sahip asimetrik yeteneklere odaklanmalı.
2030’a bakıldığında, YJ-20’nin Çin donanmasına entegre edilmesi, Batı Pasifiği’ndeki deniz üstünlüğünün sona erdiğini gösteriyor. Deniz alanı hızla, otomatik sensör ağları ve hipersonik tepki süreleriyle yönetilen rekabetçi bir alana dönüşüyor.
Bu dönemi aşmak için sadece yeni silahlara ve doktrinlere değil, aynı zamanda diplomasi kapasitesini aşmadan stratejik sınırlamalar oluşturmaya da ihtiyaç var.
Ronny P Sasmita, PhD,
Endonezya Stratejik ve Ekonomik Eylem Enstitüsü’nde kıdemli uluslararası ilişkiler analistidir.