Çin uzay programı, son yılların en yenilikçi Ay keşif görevlerinden birine hazırlanıyor. Neredeyse iki asırdır, Ay’da su bulunduğuna dair bilgilerimiz var. Ancak, kalıcı olarak gölgelenen kraterlerin içindeki erişilebilir su buzunun miktarı, derinliği ve yapısı hakkında hala bilgi sahibi değiliz.
Bildiğimiz şey, bu su buzuna ulaşmanın gerçek bir zorluk olacağı: Bu buz, Güneş‘in asla ulaşmadığı derin, geçilmesi zor kraterlerin dibinde bulunuyor. Milyarlarca yıldır, -200°C’nin altında sıcaklıklarda kalıyor. Bunlar Ay’daki en değerli yerler olsa da, ulaşılması ve keşfedilmesi en zor olanlarıdır.
Ay keşifleri, Sovyetler Birliği’nin Luna-1 uzay aracının Ocak 1959’da Ay çevresine girmesiyle başlayan uzun bir süreci içeriyor. Apollo görevleri ve devamındaki çalışmalar, Ay’a ulaşmanın ötesinde, insanların ve geleneksel robotların kolayca ulaşamayacağı yerlerin keşfedilmesi ve Ay’ın kaynaklarının gelecekteki araştırmacılar için kullanılabilir olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Çin, iki on yılı aşkın süredir giderek daha iddialı bir Ay keşif programı inşa ediyor. Bu program, antik Çin Ay tanrıçası Chang’e’nin adıyla anılıyor. Chang’e-7 görevinin bu ay içinde Ay’a doğru yola çıkması bekleniyor; ancak, farklı bir Çin roketinde yaşanan son bir başarısızlık, fırlatma tarihine dair bazı belirsizlikler yaratmış durumda. Bu görevi diğerlerinden ayıran özellikler şunlardır:
Chang’e-7 görevi neyi hedefliyor? Görev, Ay keşfi için birkaç yenilikçi yaklaşımı içerecek ve bir yörünge aracı, iniş aracı, robot ve atlama aracından oluşacak. Ayrıca, daha önce Mart 2024’te fırlatılan Queqiao-2 Ay dinleme uydusu da görevde olacak. Bu uydu, Dünya ile Ay yüzeyi arasındaki iletişimi sağlayacak ve Chang’e-6 görevi sırasında da kullanılmıştı.
İnişin yapılacağı yer henüz kesin olarak belirlenmedi; ancak, Shackleton kraterinin yakınındaki aydınlık bir sırtın üzerinde veya yakınında bir konum, olası bir iniş yeri olarak değerlendiriliyor. Görevdeki en dikkat çekici unsur ise atlama aracı olacak. Tekerlekli bir robotun aksine, bu araç, engebeli arazinin üzerinden atlayarak, Güneş ışığının ulaşmadığı kraterlerin içine girebilecek ve geleneksel araçların ulaşamayacağı yerleri keşfedebilecek.
Çin bilim insanları, Ay’da su bulunduğuna dair kesin kanıtlar olduğunu belirtiyor. Görevin temel amacı ise, bu suyun tam olarak nerede bulunduğu, hangi formda olduğu ve konsantrasyonunun ne kadar olduğu sorularına cevap bulmak.
Bu durum, sadece Ay’ı keşfetmekten daha ileri bir aşamaya geçiş anlamına geliyor: Ay kaynaklarının gerçek anlamda kullanılabilir olup olmadığının belirlenmesi.
NASA‘nın farklı bir yaklaşımı Diğer ülkeler de aynı soruyu yanıtlamaya çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri, sürdürülebilir Ay operasyonları gerçekleştirmeyi hedefliyor. NASA, benzer fiziksel sorunlarla karşılaşsa da, farklı bir çözüm yolu seçti: Ticari Lunar Payload Services (CLPS) programı aracılığıyla bir “Ay pazar yeri” oluşturmak. Bu programda, kendi uzay araçlarına sahip şirketlerden Ay’a yönelik teslimat, hareketlilik ve teknoloji hizmetleri satın alınıyor.
NASA şu anda 17 sözleşmeli teslimat gerçekleştiriyor ve bu teslimatlarda 60’tan fazla cihaz yer alıyor. Bu çabaların ilk sonuçları elde edildi: Intuitive Machines’in IM-2 görevi, Athena adlı iniş aracı, bir sondaj aleti ve kütle spektrometresi ile uçucu maddeleri aramış, zorlu arazileri keşfetmek için tasarlanmış küçük bir atlama aracı ve deneysel bir mobil iletişim ağı taşımıştır. Ancak, iniş aracının iniş sırasında devrilmesi ve sadece bir gün sonra devre dışı kalması beklenenden farklı bir sonuç doğurmuştur.
Özetle, hedeflediğimiz yer sorunları belirliyor; farklı uzay programları bu sorunları çözmek için farklı yollar deniyor.
Ay’da yaşamak Ay kaynaklarını bulmak sadece ilk adım. Chang’e-7 görevi, Ay’ın Güney Kutbu bölgesindeki kullanışlı kaynakların nerede bulunduğunu belirlemeye ve özelliklerini anlamaya çalışacak. 2028’de fırlatılması planlanan Chang’e-8 görevi ise, bu kaynakların nasıl kullanılacağına dair deneyler yapacak.
Bunun ardından, mürettebatlı keşiflerin gelmesi bekleniyor. Bu da, Çin Ulusal Uzay İdaresi ve Rusya’nın Roscosmos uzay ajansı tarafından ortaklaşa yönetilen Uluslararası Lunar Araştırma İstasyonu’nun inşa edilmesiyle sonuçlanacak. Pasifik Okyanusu’nun diğer tarafında, CLPS programı, NASA tarafından yönetilen Artemis programına teknoloji ve bilimsel veriler sağlayacak. Bu program ise, sürdürülebilir Ay keşifleri için bir temel oluşturmayı amaçlıyor.
Sonuç olarak, Ay’ın Güney Kutbu bölgesine hangi ülkenin bayrağının dikildiği önemli değil. Her iki bölgeye de giren araştırmacılar, aynı karanlıkla, aşırı soğukla, engebeli arazilerle ve iletişim sorunlarıyla karşılaşacak. Ay’a ulaşmak, 20. yüzyılın büyük teknolojik zorluklarından biriydi. Ay’da yaşamak ve çalışmak ise, 21. yüzyılın en büyük zorluklarından biri olabilir.
Richard de Grijs, Macquarie Üniversitesi’nde astrofizik profesörüdür. Bu makale, Creative Commons lisansı altında The Conversation’dan alınmıştır. Orijinal makaleyi okumak için tıklayın.