Brefini tutarak derin sulara dalan serbest dalış sporcularının, oksijensiz ortama tekrar tekrar maruz kalmalarına rağmen hafıza fonksiyonlarında beklenen bir düşüş gözlenmemesi yıllardır bilim dünyasını merak ettiriyordu. Paris-Saclay Üniversitesi nörobilimci Julia Micaux’un liderliğini yaptığı araştırma ekibi, 17 serbest dalıcının yedi aylık eğitim sürecini incelediği yeni bir beyin görüntüleme çalışmasıyla bu gizemin ardındaki mekanizmayı aydınlatabilecek bulgulara ulaştı. Çalışma, tekrarlayan kontrollü oksijensizliğin (hipoksi) beyni hastalık veya yaralanmaya bağlı zorunlu oksijensizlikten farklı bir biçimde yeniden düzenlediğini gösteriyor.
Serbest dalış sporcularının beyinlerindeki bağlantı ağlarının eğitim sürecinde nasıl değiştiğini takip eden araştırmacılar, hipokampüs ile beynin diğer bölgeleri arasındaki iletişimin hafızayı korumaya yönelik uyarlayıcı bir süreç içerdiğini tespit etti. Bulgular, bu adaptasyonun gelecekte tıp alanında kullanılma potansiyeli taşıdığını da ima ediyor.
Oksijensizlik Beyne Nasıl Zarar Verir?
Beynin oksijenden mahrum kalması sağlık açısından son derece tehlikelidir. Enerji üretimi için ihtiyaçları olan oksijenden yoksun kalan nöronlar, birkaç dakika içinde ölmeye başlayabilir ve bu durum en uç durumlarda nöbetler, bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanabilir. Bu hipoksiye karşı özellikle hassas olan yapı, deniz atına benzer biçimdekihipokampüsüdür. Hafıza oluşturma ve koruma işlevinin yanı sıra fiziksel dünyada yön bulma yeteneğimizde de derinlemesine rol oynayan bu bölge, yüksek enerji talebi nedeniyle oksijenden yoksun kalmaya çok duyarlıdır.
Araştırmalar, oksijenden mahrum kalmanın nörozenez olarak adlandırılan yeni nöronların üretildiği süreçi ve sinaptik plastisite denilen nöronlar arasındaki bağlantilerin değişen koşullara uyum sağlama yeteneğini bolabileceğini ortaya koymuştur. Öğrenme ve hafıza için kritik öneme sahip olan bu iki sürecin ikisinin de etkilenmesi, hipoksinin aynı zamanda hafıza, dikkat ve diğer bilişsel işlevlerde sorunlarla da ilişkilendirilmesine neden olmuştur.
Bu bulgular, serbest dalış eğitiminde tekrarlayan gönüllü hipoksinin, hipokampüs ve ölçekli beyin ağlarında seçici bir fonksiyonel yeniden düzenleme ile ilişkili olduğunu öne sürüyor. Bu desen, aralıklı oksijensiz maruz kalmaya bağlı olarak korunan epizodik hafıza ile bağlantılı uyarlayıcı nöplastisiteyi yansıtıyor olabilir.
Araştırma ekibi
Sporcular Neden Hafızaları Bozulmuyor?
Oysa dünyada oksijensiz ortama gönüllü ve tekrarlı biçimde kendini bırakan insanlar var. Bunlar, dakikalarca nefesini tutarak derin sulara dalan serbest dalış sporcularıdır. Bu alandaki rekoru, bir dalma havuzunun dibinde nefesini inanılmaz derecede 29 dakika 3 saniye tutan Hırvat serbest dalıcı Vitomir Maričić’in elindedir.
Rastlantısal biçimde bu sporcuların, tekrarlayan hipoksinin yol açması beklenen bilişsel fonksiyon bozukluğunu göstermedikleri gözlemleniyor. Bu durum araştırmacıları konuyu daha yakından incelemeye yönlendirdi. Micaux ve meslektaşları, 2025 yılında yayımladıkları önceki çalışmalarında hipokampüsün yapısal olarak korunduğunu ve buna eşlik eden bir epizodik hafıza bozukluğu bulunmadığını tespit etmişti.
Bu bulgu, uyarlayıcı bir sürecin işliyor olabileceğine işaret ediyordu. Egzersizin sürekli büyük ölçekli beyin ağlarının yeniden düzenlenmesiyle ilişkilendirilmesi araştırmacıları, serbest dalıcıların zamanla geçen değişimleri daha yakından incelemeye sevk etti.

Çalışma Nasıl Yapıldı?
Araştırma ekibi, deneyimli 17 amatör serbest dalıcıyı – yaşları 27 ile 55 arasında olan erkekleri – standartlaştırılmış yedi aylık bir serbest dalış eğitimine tabi tuttu. Kontrol grubu olarak ise benzer yaş ve geçmişe sahip, serbest dalış yapmayan 20 erkek katılımcı daha dahil edildi. Önemli olan bu katılımcıların hareketsiz olmamasıydı; haftada yaklaşık beş saat aerobik egzersiz yapıyorlardı ve bu miktar serbest dalıcıların eğitim yüküne denk geliyordu.
Serbest dalıcılar, yedi aylık eğitimin hem başında hem de sonunda fonksiyonel rezonans görüntüleme (fMRI) yöntemine tabi tutularak fonksiyonel bağlantı ölçüldü. Bu bağlamda, beynin hangi bölgelerinin birlikte çalıştığını ortaya çıkaran senkronize aktivite desenleri incelendi.
Araştırmacılar aynı zamanda serbest dalıcıların hem normal nefes alırken hem de aslında nefesini tutarken (apne) beyinlerinde ne olduğunu görmek istedi. Böylece dalıcıların nefesini tutarken ve sonrasında beyin bağlantıları karşılaştırılabilir, bu desenlerin yedi aylık eğitimden sonra nasıl değiştiği takip edilebilirdi.

Dalcılar ayrıca epizodik hafıza testi gerçekleştirdi. Bu testte katılımcılara konumlar ve jestlerin belirli kombinasyonları gösterildi, yaklaşık 15 dakika sonra ise kendilerine gösterilenlerle özdeş olan kombinasyonları benzer ve tamamen yeni olanlardan ayırt etmeleri istendi.
Bu yöntem araştırmacılara yalnızca beyin bağlantılarındaki değişimleri değil, aynı zamanda bu değişimlerin dalıcıların hafızalarının ne kadar iyi çalışmasıyla ilişkili olduğunu da inceleme imkanı tanıdı.
Bulgu Ne Gösteriyor?
Araştırmacılar kesinlikle belirgin ve önemsiz olmayan değişimler buldu. Yedi aylık eğitimden sonra serbest dalıcılar, bilişsel kontrol, dikkat, duysal işleme ve hareketle ilgili ağlarda bağlantılarında değişiklik gösterdi. Genel olarak önpariyetal bölgeler ile duyusal-motor, belirleyicilik (salience) ve görsel ağlar arasındaki bağlantı güçlendi.
Oysa hipokampüs farklı bir şey yapıyordu. Eğitimden sonra her iki hipokampüs de, hafıza gibi bilişsel işlevlerdeki rolüyle giderek daha fazla tanınan hareketin koordinasyonundaki klasik görevinin yanı sıra beyincikle (serebellum) daha güçlü bağlantı geliştirdi. Aynı zamanda hipokampüs ile duyusal-motor bölgeler arasındaki bağlantı zayıfladı, özellikle de serbest dalıcılar normal nefes alırken.

Araştırmacılar bu birleşimin, dışsal duysal ve motor bilgi işlemeden, serbest dalışın olağandışı fizyolojik talepleri altında hafızanın korunmasına yardımcı olan içsel süreçlere kayma biçiminde bir değişimi yansıtıyor olabileceğini düşünüyor.
Spor ötesinde, bu bilgiler; yaşlanma, nörodejenerasyon veya hipoksinin yol açtığı patolojiler gibi hipokampüs hassaslığının hedef alındığı terapötik müdahaleler için translasyonel yollar açıyor. Bu amaçla uyarlayıcı nöplastisiteyi kullanacak şekilde tasarlanmış kontrollü oksijensiz eğitim modelleri aracılığıyla.
Araştırma ekibi
Hafıza testleri bu yorumu destekler nitelikteydi. Eğitimden sonra serbest dalıcılar arasında, sol hipokampüs ile beyincik arasındaki bağlantıları daha güçlü olanların benzer hafızaları ayırt etme ve tamamen yeni olanları tanımlamada daha başarılı oldukları görüldü. Öte yandan sağ hipokampüs duyusal-motor bölgeler arasındaki bağlantıları zayıf olanlar ise özdeş hafızaları tanıma konusunda daha iyi performans gösterdi. Birlikte bu bulgular, tekrarlayan hipoksinin, hafıza fonksiyonunu korumaya yardımcı olabilecek biçimde hipokampüsün diğer beyin bölgeleriyle bağlantılarındaki değişimlerle ilişkili olduğunu öne sürüyor.
Sınırlılıklar ve Gelecek
Olası sınırlılıkları da göz ardına etmek mümkün değil. Yalnızca 17 kişilik bir çalışma grubu pek büyük sayılmaz ve tüm katılımcılar erkekti. Ayrıca serbest dalıcılar eğitimden önce ve sonra görüntülemeye tabi tutulmuş olsa da, kontrol grubu yalnızca tek seferde görüntülenmiş; bu durumun tamamen serbest dalışın kendisinden kaynaklandığını kesin biçimde söylemeyi imkânsız kılıyor.
Yine de bulgular oldukça dikkat çekicidir. Tekrarlayan kontrollü oksijensizliğin, hastalık veya yaralanmaya bağlı zorunlu oksijensizlikten çok farklı bir biçilde beyni etkileyebileceğini ima ediyorlar. Bu adaptasyonun tam olarak nasıl işlediği ve gelecekte tıpta kullanılabilme potansiyeli olup olmadığı ise çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuyor.
Bulgular, hakem sürecinden geçmemiş ancak bioRxiv ön yazı sunucusunda paylaşılan makalede yer alıyor. Makale Carly Cassella tarafından doğrulanmış ve düzenlenmiştir.





1 yorum
Fikrinizi bir kaynak, soru veya yapıcı karşı görüşle geliştirin.