Columbia Üniversitesi’nden Jeffrey D. Sachs, ABD Kongresi üyelerine açık bir mektup yazarak Donald Trump‘ın İran’a yönelik savaşı durdurmaya çağrıda bulundu. Mektupta, Trump’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada İran’ı yok etmek ya da “cennete gömmek” gibi ifadelerini sert bir dille eleştiren Sachs, savaşın durdurulması için yetkinin Anayasa gereği Kongre’de olduğunu vurguladı. Akademisyen, Kongre üyelerine “başınızı öne eğip sessizce geçişi izleyemezsiniz; göreviniz var, bunu yapmalısınız” diyerek, Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonları finanse eden yasa tasarılarında fonları durdurma yetkisini hatırlattı.
Sachs, mektubunda Trump’ın bu yılki konuşmasında kendisine sınırlar sorulduğunda vereceği cevabı aktararak, başkanın tek kısıtını kendi ahlaki değerlerini ve aklını olarak tanımladığını belirtti. Bu ifadeleri, Trump’ın hem yasalara hem Anayasa’ya hem de yurt içi ve yurt dışı kamuoyuna bağlanmadığını savunan eleştirilerin merkezine koydu. Yazar, “Hiçbir şey bu başkanı bağlamaz” ifadesiyle, kararların seçim vaatlerine ya da halkın iradesine değil, kişisel bir tercihe dayandığını öne sürdü.
BM’den “yok etme” tehdidi ve anayasal tartışma
Trump, konuşmasını Bağımsızlık Beyannamesi’nin 250. yıldönümünü kutlayarak Amerika’nın özgürlüğüne vurgu yaparak açtı. Ancak Sachs, Trump’ın bu yaklaşımının, sömürgelerin isyan ettiği III. George kralına yönelik suçlamalardan çok daha ağır olduğunu iddia etti. Kurucuların III. George’ya yönelttiği eleştirilerden biri, “askeri gücü sivil güce bağımsız ve üstün kılmaya çalışması”ydı. Sachs’a göre, kendi “deli kralı” bugün bir medeniyetin varlığının yalnızca kendi elinde olduğunu kararlaştırdı.
Yazar, Trump’ın Kongre’ye yönelik küçümsemesinin kökenini, Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin kendi başkanlarından korkarak anayasal sorumluluklarını terk etmesinde aradı. Anayasa’nın I. Bölümünün 8. Maddesi, savaş ilan etme yetkisini yalnızca Kongre’ye, başkanın değil, verdiği olarak tanımlıyor. Sachs, “Bu bir tercih ya da seçenek değil” diyerek, Anayasa’nın kralın ulusalı savaşa sürükleyici gücünü açıkça reddettiğini hatırlattı. Alexander Hamilton’ın Federalist 69. makalesinde başkanın savaş yetkisinin İngiliz monarşinden çok daha az olacağından emin ettiğini, James Madison’ın 1798’de Jefferson’a yazdığı mektupta da “tarih, yürütme organının savaşta en çok ilgilendiği ve en çok eğilimli olduğu dal olduğunu gösteriyor” ifadesini aktaran Sachs, bu ilkenin günümüzde ortadan kalktığını savundu.
“Evet, bir şey var. Kendi ahlaki değerlerim, kendi aklım. Bana engel olabilecek tek şey bunlar.”
Donald Trump, Kongre üyelerine yazılan açık mektupta aktarılan ifadeler
Sachs, İran savaşı hem Trump’ın bir hatası hem de Kongre’nin durduramadığı için utancı olduğunu belirtti. Amacı olmayan bu savaşı, İran’da kitlesel bir acı yaratırken, ABD’ye doğrudan onlarca milyar dolarlık harcama ve Orta Doğu’daki sekiz ülkedeki askeri üslerde çökertici hasar bıraktığını öne sürdü. Hormuz Boğazı‘nın kapanması, petrol, doğal gaz, gübre ve benzeri ürünlerde dünya ve ABD fiyatlarını fırlattı. Dünya, İran’ın ABD’ye karşı direnebildiğini, ancak İran halkı ve bölge için büyük fedakarlıklarla bunu başardığını dikkatle gözlemledi.
İnsan bedeli ve askeri zeka iddiasının iflası
Sachs, savaşın ilk gününde bir Amerikan füzesinin oradaki kızlar için ilkokulu vurduğunu, 150’den fazla kişinin öldürüldüğünü aktardı. Ölenlerin çoğu yedi ila 12 yaş arası kız çocuklarıydı. Askerinin kendi soruşturması, hedefleme sürecinde yapay zeka teknolojilerine aşırı güvenin katkı sağladığını ortaya koydu. Trump, olayı “İran ya da başka biri” olarak suçlarken, yedi ay sonra yönetim ailelere herhangi bir tespit, özür ya da tazminat sunmadı.
Trump’ın BM Genel Kurulu kürsüsünden bir üye devleti yok etme tehdidinde bulunması, dünyada utandırdı. Bu tehdit, başka bir devlet karşısında hatta tehdit halinde bile zor kullanmayı yasaklayan BM Anayasası’nın 2(4) maddesini ihlal etti. Sachs, dünyanın neredeyse tamamının bu gelişmeye şaşkınlıkla baktığını belirtti.
Yazar, ABD’nin “askeri zeka” alanında övündüğü yetkinin, savaşın ilk gününde en korkunç biçimde iflas ettiğini vurguladı. Bu durum, teknolojik üstünlük iddalarının sahadaki gerçeklerle çarpıştığını gösterdi.
Kongre’nin görevi ve çağrı
Sachs, mektubu yazma nedenini, Trump’ın tembelliği karşısında sessizce başlarını öne eğip geçişi izleyemeyeceklerini hatırlatarak açıkladı. Cumhuriyetçilerden geçen hafta üçü daha, savaşı sonlandırmayı desteklemek için sıraları kırdı. Yazar, bu meslektaşlarının da takibini yapması gerektiğini söyledi. Amerikan halkının büyük çoğunluğunun bu savaşa karşı olduğunu, anketten ankete bu karşılığın arttığını belirtti. Bazı seçmenler bu cesareti buldu.
Kongre, cüzdan gücünü elinde bulunduruyor. Mali yıl 30 Eylül’de sona eriyor ve İran’a yönelik yetkisiz saldırı operasyonları için fon sağlayan her yasa tasarısı, bu fonları yasaklama fırsatı sunuyor. Doğru yolun ABD için basit olduğunu vurgulayan Sachs, Kongre’nin fonları kesmesi, ABD’nin saldırıları durdurup geri dönmesi gerektiğini söyledi. İran ya da başka kimseyle anlaşmaya gerek olmadığını, savaşın ABD tarafından başlatıldığını hatırlattı. Savaşı sonlandırarak dünya enerji piyasalarına, gıda tedarikine ve fiyatlarına anında bir miktar akıl sağlığı ve güvenlik geri kazandırılacağını belirtti.
“20 Eylül 1963’te Sovyetlerle Kısmi Nükleer Deney Yasaklaşması Anlaşması’nı müzakere ettikten sonra aynı kürsüde duran John F. Kennedy’den bu ülkenin nasıl gerilediğini görüyoruz.”
Jeffrey D. Sachs, açık mektupta aktardığı karşılaştırma
Sachs, konuşmasını, 1963’te aynı kürsüde duran John F. Kennedy ile bağlayarak, Kennedy’nin Sovyetlerle nükleer denemeleri kısmen yasaklayan anlaşmayı bir kaldıraç olarak tanımladığını aktardı. Archimedes’in kaldıraç ilkesini açıklarken arkadaşlarına “Bana durabileceğim bir yer verin ve dünyayı hareket ettireceğim” dediği hatırlatıldı. Yazar, “Bu ülkelerin kurultayında durma vakti geldi” çağrısıyla, kendi çağlarında dünyayı adil ve kalıcı bir barışa taşıyabileceklerini soruya dayandırdı.
Mektup, ABD’nin onurunu ve Anayasasını kurtarmak için Kongre üyelerinin bu savaşı durdurmaya ve Trump’ın cüretkâr, yıkıcı ve anayasaya aykırı güç tasarrufunu durdurmaya yükümlü olduğunu son cümleleriyle özetliyor. Jeffrey D. Sachs, Columbia Üniversitesi’nde üniversite profesörü ve Sürdürülebilir Gelişim Merkezi’nin yöneticisi. 2002’den 2016’ya kadar üniversitedeki The Earth Institute’ı yönetti. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Gelişim Çözümleri Ağı’nın başkanı ve BM Gelişim için Geniş Bant Komisyonu’nun bir üyesi. Guterres’in başkanlığı altında SDG savunucusu olarak görev yapıyor. En son “A New Foreign Policy: Beyond American Exceptionalism” (2020) adlı kitabın yazarı.