Dünyanın en nadir ve gizemli canlılarından biri olan goblin köpekbalığı (Mitsukurina owstoni), ilk kez doğal yaşam alanında kaydedildi. Bu eşsiz canlı, yaklaşık 125 milyon yıldır varlığını sürdüren bir soyun tek hayatta kalanıdır ve kendine özgü, boynuz benzeri burnu ve dışarı doğru çıkarılabilen çeneleriyle dikkat çeker.
Goblin köpekbalığı ilk olarak 1898’de tanımlanmış olsa da, gözlemler oldukça nadirdir. Bu balıklar genellikle yaklaşık 3.000 feet derinlikte yaşarlar ve insanlarla karşılaşmaları, genellikle tesadüfen olta ağlarına takılmaları sonucunda gerçekleşir. Ayrıca, bu 13 fit uzunluğundaki yırtıcıların yüzeye çıkarıldığında hızla öldüğü bilinmektedir.
Ancak, Hawaii Üniversitesi’ndeki deniz biyologları yakın zamanda, goblin köpekbalığının iki farklı örneğinin doğal habitatlarında yüzdüğünü gösteren videolar kaydetmeyi başardılar. Bu kayıtlar, Journal of Fish Biology dergisinde yayınlanan bir çalışmanın parçasıdır ve Pasifik Okyanusu‘ndaki bu sıra dışı karşılaşmaları gözler önüne seriyor. Bir goblin köpekbalığı Jarvis Adası yakınlarında (Hawaii ile Cook Adaları arasında) ve diğeri ise Fiji güneydoğusundaki Tonga Çukuru’nun yamaçlarında tespit edildi.
“Tüm derin deniz köpekbalıklarının en ikonik olanını, doğal habitatında canlı ve sağlıklı bir şekilde görmek eşsiz bir onurdur,” diye Hawaii Üniversitesi okyanus bilimcisi ve çalışmanın ortak yazarı [İSİM] tarafından yapılan açıklamada belirtildi.
2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirilen ayrı seferlerde kaydedilen bu videolar, goblin köpekbalığının yaşam alanları hakkında yeni bilgiler sunuyor. Jarvis Adası’ndaki gözlem, hayvanın bilinen yaşam alanını Orta Pasifik Okyanusu’na kadar genişletirken, Tonga Çukuru kaydı ise beklenenin yaklaşık 2.300 fit daha derin bir alanda gerçekleşti.
“Goblin köpekbalığı, derin denizdeki karizmatik canlılardan biridir ve onu hayatta görmeyi hiç beklemezdim,” diye çalışmanın ortak yazarı ve Minderoo-Avustralya Üniversitesi Derin Deniz Araştırma Merkezi’nin kurucusu Alan Jamieson tarafından yapılan açıklamada belirtildi. “Onu görmek harika bir deneyimdi, ancak meslektaşlarımın Hawaii’de de aynı canlıyı gördüğünü öğrenmek gerçekten inanılmazdı.”

