Bu makale, Robert Lawrence Kuhn’u, Çin hakkında Batı’nın tek boyutlu otoriter devlet stereotipi ile Çin’in hızına ve teknolojik yükselişine karşı eleştirel olmayan bir hayranlık arasındaki orta yolu temsil eden bir figür olarak sunuyor. Bu tutumun, Çin’i hem rakip, hem zorlayıcı hem de potansiyel ortak olarak gören Batı ve Hindistan gibi ülkeler için faydalı olduğu savunuluyor.

Kuhn, bu konuda alışılmadık derecede bilgili bir rehber olarak sunuluyor. 1988’de Song Jian tarafından davet edildiği zamandan beri Çin’de çalışıyor, 100’den fazla şehri ziyaret etmiş, yaklaşık 30 kitap yazmış (özellikle “How China’s Leaders Think”, 2009) ve 2018’de Çin’in Reform Dostluk Madalyası’nı almış. “Xi Jinping’s New-Era China: The Inside Story” (364 sayfa, Hindistan’daki Pentagon Press tarafından yayınlandı), Xi’nin 2012’den itibaren liderliğini kapsıyor.

İncelemenin temel iddiası ise “bağlam, pohpohlama değil”. Kuhn, “ulusal yeniden doğuş” ve “Çin Rüyası” kavramlarını strateji olarak ele alırken, aynı zamanda “Kişisel Perspektif” bölümünde Çin hakkında 14 sayfaya yayılan yaklaşık 200 suçlamayı sıralıyor; ardından hem savcılıkta hem de savunmada yer almayı reddederek, okuyucuların sadece bir suçlayıcı raporun ima ettiği karmaşıklığın ötesinde daha kapsamlı bir ülke görmesini sağlıyor.

Robert Lawrence Kuhn, Batı’da Çin hakkında tek boyutlu bir otoriter devlet imgesiyle karşılaştırılan veya Çin’in ABD’yi yeni teknolojilerde geçebileceğine veya sadece dokuz saatte bir tren istasyonu inşa edebildiğine dair eleştirel olmayan bir hayranlık gösterenlere benzemeyen, farklı bir Batılı Sinolog. O, aynı zamanda, Çin’i hem rakip, hem zorlayıcı hem de potansiyel ortak olarak gören ve yeni bir dünya düzenini sağlamak ve istikrarlı hale getirmek için potansiyel bir ortak olabilecek bir ülke olduğu için, onu anlamanın önemine vurgu yapıyor. Bu karmaşık ve çelişkili yönleri anlamadan, hiçbir ülkenin Çin’i uygun şekilde yönetemeyeceği belirtiliyor.

Tam da bu noktada, Robert Lawrence Kuhn’un en son kitabı “Xi Jinping’s New-Era China: The Inside Story” adlı eserini okumak ve gerektiğinde başvurmak önemli hale geliyor. Kuhn, Çin’de uzun yıllardır yaşıyor, binlerce Çinliyle etkileşim kurmuş, 100’den fazla Çin şehrini ziyaret etmiş ve yaklaşık otuz kitap yazmış.

Kuhn’un Çin yolculuğu, 1988 yılında Dr. Song Jian tarafından “Çin’in ilk piyasa ekonomisine yönelik çabalarında bilim ve teknoloji sektörüne tavsiye vermek” amacıyla davet edildiği zamana dayanıyor. Yazdığı kitaplar arasında en önemlisi ise 2009 yılında yayınlanan “How China’s Leaders Think” adlı eseri. Kuhn, Çin’in 40. yıl dönümünde “Çin Reform Dostluk Madalyası” ile onurlandırılmış.

“Xi Jinping’s New-Era China: The Inside Story”, objektiflik ve bağlam ile içsel bir bakış açısı arasında mükemmel bir denge sunuyor. Hindistan’daki Pentagon Press tarafından yayınlanan bu 364 sayfalık kitap, Mao Zedong’dan sonra ülkenin en güçlü lideri olarak ortaya çıkan Xi Jinping’in 2012’den günümüze kadar olan olağanüstü dönemini kapsıyor. Kuhn, Xi’nin “ulusal yeniden doğuş” veya “Çin Rüyası” kavramlarını basit siyasi sloganlar olarak değil, arkasındaki vizyonu ve stratejiyi anlamaya yönelik bir yaklaşımla ele alıyor.

Kuhn, bu eserin bir pohpohlama olmadığını kanıtlamaya kararlı. “Kişisel Perspektif” bölümünde, Çin hakkında 14 sayfaya yayılan yaklaşık 200 suçlamayı sıralayarak, bunların “göz ardı edilemeyeceğini” belirtiyor.

“Ben bu iddiaların hem savcılığını yapmayacağım, ne de savunmasını. Amacım daha sınırlı ve daha faydalı olacak şekilde, sadece bir suçlayıcı raporun ima ettiği karmaşıklığın ötesinde, daha zengin, daha ilginç ve daha ilgili bir ülke olduğunu hissettirmek istiyorum” diye belirtiyor Kuhn.

Bu ifade, eserin odak noktasını tam olarak özetliyor ve günümüz Çin’ini doğru bir perspektifle anlamaya yardımcı oluyor.

İlginizi Çekebilir: Kuzey Kutbu Nehirleri, Bilim İnsanlarının Beklentilerinin Ötesinde Aşınmaya Neden Oluyor →
Kaynak: Eurasia Review ↗