Hint ve Pasifik bölgelerinde, en az 18 milyon insan aşırı yoksulluk içinde yaşarken, deniz yosunları (deniz çayrı) olarak da bilinen su altı otlaklarında balık tutuyor. Bu kişilerin 6,5 milyonu ise geçimlerini ve gelirlerini tamamen bu sulak alanlara ve avcılığa bağımlı durumda. Deniz yosunu ekosistemlerine bağlı hanehalklarının geliri, diğer balıkçılara göre %23 daha düşük seviyede bulunuyor. Bu durum, kırılgan ve düşük gelirli balıkçılık faaliyetlerinin kıyı bölgelerindeki yoksulluğu ve gıda güvenliği sorunlarını derinleştirebileceğini gösteriyor.
Deniz yosunları, sadece balık tutmak için değil, aynı zamanda birçok deniz canlısının yaşam alanı olması nedeniyle de büyük önem taşıyor. Bu sulak alanların korunması, hem biyolojik çeşitliliği desteklemek hem de kıyı topluluklarının geçim kaynaklarını güvence altına almak açısından kritik bir gereklilik.
Uzmanlar, bu hassas ekosistemlerin tahrip edilmesinin önüne geçmek için sürdürülebilir balıkçılık yöntemlerinin teşvik edilmesi ve yerel halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin deniz seviyeleri üzerindeki etkilerinin de dikkate alınarak, kıyı şeritlerindeki doğal bariyerlerin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.