Bilim insanları, ateşböceklerinin senkronize parıltılarından insan müziğine kadar geniş bir yelpazede farklı canlılarda gözlemlenen ritmik davranışların, ortak bir tempo aralığında yoğunlaştığını ortaya koydu. Bu keşif, doğadaki iletişim ve sinir sistemleri arasındaki ilginç bağlantıları aydınlatıyor.

Tayland’ın mangrove ormanlarında, Pteroptyx malaccae ateşböceklerinin senkronize parıltılarını filme alırken, araştırmacılar dikkat çekici bir durumla karşılaştılar: Yakındaki çekirgelerin vuruşları, böceklerin parıltılarıyla neredeyse aynı tempoda gerçekleşiyordu. Northwestern Üniversitesi’nden biyofizik uzmanı ve çalışmanın başyazarı Guy Amichay, “Vay canına, bunlar etkileşimde olabilir mi?” diye düşündüğünü belirtiyor. Ayrıca, “Işık ile sesin birbiriyle etkileşimi beni de şaşırttı” şeklinde ekledi.

Yapılan daha detaylı analizler, hem ateşböceklerinin parıltılarının hem de çekirgilerin vuruşlarının yaklaşık 2.4 hertz (dakikada yaklaşık 145 vuruş) tempoda gerçekleştiğini gösterdi. Bu durumun bir tesadüf olup olmadığı belirsiz olsa da, hayvan iletişim çalışmaları üzerine yapılan geniş çaplı bir araştırmada, ateşböcekleri ve karideslerden balıklara, kuşlara, maymunlara ve insanlara kadar çok çeşitli canlılarda 0.5 ila 4 hertz (dakikada yaklaşık 30 ila 240 vuruş) aralığında ritmik sinyallerin tekrarlandığı tespit edildi.

Araştırmacılar, bulgularını PLOS Biology dergisinde yayınladılar. Ayrıca, geniş bir yaban hayatı ses arşivinden olan xeno-canto 124 kaydı tarayarak, düzenli ritmik sinyallere sahip 50 farklı tür belirlediler. Bu türlerin de büyük çoğunluğu, yaklaşık 180 vuruş/dakika civarında bir tepe noktasıyla aynı tempo aralığında yoğunlaşıyordu.

Çalışmanın yazarları, birçok türün bu aralık dışındaki tempolarda sinyal gönderme kapasitesine sahip olmasına rağmen, neden bu aralığı tercih ettiğini anlamak için araştırmayı sinyal gönderen canlılardan alıcılarına odakladılar. Çünkü tüm sinyaller nihayetinde, birkaç yüz milisaniyeliğine gelen girdilere bağlı olarak tepki veren nöronlardan oluşan sinir sistemleri tarafından işlenir.

Araştırmacılar, basit bir bilgisayar modeli kullanarak, içsel “temposu” 120 vuruş/dakika olan nöral devrelerin, yaklaşık aynı tempoda olan sinyallere en iyi tepki verdiğini gösterdiler. Bu bulgu, Cornell Üniversitesi’nden bilişsel bilim uzmanı Nori Jacoby’nin de belirttiği gibi, insanlarda da gözlemlenen ritim algısı araştırmalarıyla örtüşüyor. İnsanlar geniş bir yelpazede ritimlerle senkronize olabilse de, ritim algılama ve üretimi genellikle yaklaşık 85 ila 120 vuruş/dakika aralığında yoğunlaşıyor.

Çalışmanın yazarlarından biri olan [Honing], sinirsel açıklamanın sadece bir olasılık olduğunu belirtiyor. Hareket veya solunum gibi diğer biyolojik ritimlerin de hayvan iletişiminin temposunu belirlemede rol oynayabileceği ve farklı türlerin benzer tempolara nasıl ulaştığının hala tam olarak anlaşılamadığı vurgulanıyor.

[Honing], “Bu bulgular, doğadaki karmaşık etkileşimleri anlamak için önemli bir adım” şeklinde ekliyor.

İlginizi Çekebilir: Kuşların Göç Yollarının Takibi, Küresel Bir Virüsün Yayılımını Anlamamıza Nasıl Yardımcı Oluyor? →
Kaynak: Scientificamerican ↗