Hadîd Sûresi 25. Âyet-i Kerîme’nin modern nükleosentez, gezegen koruma kalkanı ve periyodik tablo matematiği ile 1400 yıl önceden kurduğu sarsılmaz mutabakat.
14 asır önce; mikroskobun, teleskobun, parçacık hızlandırıcıların, spektroskopinin ve kimyasal periyodik tablonun henüz hayal dahi edilemediği, insanların demiri yalnızca kazma-kürekle topraktan çıkarılan sıradan bir taş sandığı 7. yüzyıl çöl ikliminde; okuma-yazma bilmeyen (ümmî) bir insan olan Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed (sallâllâhu aleyhi ve sellem):
1. Demirin yeryüzünde veya Güneş’te oluşamayacağını, ancak uzayın derinliklerindeki nükleosentez patlamalarıyla “indirildiğini” (Enzelnâ),
2. Arapça “El-Hadîd” (الحديد) kelimesinin ebced değerini tam olarak periyodik tablodaki demirin atom numarası olan 26‘ya,
3. Sûre numarasını demirin doğadaki en kararlı izotoplarından biri olan 57’ye (Fe-57),
4. Ve demirin hem yeryüzü hayatının manyetik kalkanı hem de biyolojik solunumun anahtarı olduğunu kendi beşeri zihninden nasıl bilebilir?
İhtimal hesaplarına göre tüm bu parametrelerin aynı anda tesadüfen bir araya gelme olasılığı matematiksel olarak sıfırdır. Bu durum; atomik çekirdeklerin bağlanma enerjisini ve periyodik tablonun dengesini takdir eden el-Muhsî (المحصي), süpernova patlamalarıyla gökleri ve yerleri şekillendiren sonsuz kudret sahibi el-Kâdir ve el-Muktedir (القادر / المقتdr), her şeyi benzersiz bir hikmetle vareden el-Bâri’ (البارئ) ve 1400 yıl önceden bu ilmi vahyeden el-Alîm ve el-Habîr (العليم / الخبير) olan Yüce Allah’ın (Celle Celâlühû) kâinatı atom atom inşa eden Kudreti ile Kur’ân-ı Kerîm’i indiren Zât’ının aynı Yaratıcı olduğunu akıl ve vicdan sahiplerine şüpheye yer bırakmayacak bir berraklıkla ispatlar.
Kur’ân-ı Kerîm’de yeryüzünde yaratılan diğer madenler veya canlılar için genellikle “halaknâ” (yarattık) veya “cealnâ” (kıldık) fiilleri kullanılırken; Hadîd Sûresi 25. âyette demir madeni için özellikle “Enzelnâ” (أنزلنا – İndirdik) kelimesi seçilmiştir. Klasik Arapça lügatlerde bu fiil, “fiziksel olarak yüksek bir mekândan/semadan aşağıya indirmek” anlamına gelir.
Güneş’in ve benzeri yıldızların çekirdek sıcaklığı (~15 milyon °C), demir elementini (Fe – Atom No: 26) nükleosentez yoluyla oluşturmaya kesinlikle yetmez. Demir atomunun nükleon başına bağlanma enerjisi evrendeki en kararlı noktadır (Iron Peak). Demirin oluşabilmesi için Güneş’ten yüzlerce kat büyük süperdev yıldızların ömürlerinin sonunda patladığı Tip II Süpernova patlamaları veya nötron yıldızı birleşmeleri gerekir. Bu patlamalarda sıcaklık yüz milyonlarca Kelvin dereceye ulaşır ve demir atomları uzay boşluğuna fırlatılır.
Dünya 4.5 milyar yıl önce oluşurken ve sonrasında yüzeyi soğurken, üzerindeki tüm demir rezervleri uzaydan yağan meteorit bombardımanı vasıtasıyla tam anlamıyla gökyüzünden “indirilmiştir”.
Âyetteki “Onda çetin bir güç (be’sün şedîd) ve insanlar için birçok faydalar (menâfi’u li’n-nâs) vardır” ifadesi, modern bilimin ışığında iki devasa sistemi işaret eder:
Dünya’nın merkezindeki çekirdek sıvı ve katı Demir-Nikel alaşımından oluşur. Bu erimiş demirin dönüşü devasa bir jeodinamoyu tetikler ve Dünya’nın etrafında Manyetosfer (Van Allen Kuşakları) kalkanını üretir. Bu demir çekirdek olmasaydı; Güneş rüzgarları atmosferimizi süpürür ve Dünya tıpkı Mars gibi cansız bir çöle dönerdi.
İnsan biyolojisinde her bir kırmızı kan hücresinin (alyuvar) merkezinde Hemoglobin proteini ve onun da kalbinde bir Demir (Fe) atomu yer alır. Ciğerlerimize çektiğimiz oksijen bu demir atomuna tutunarak beyne ve tüm dokulara taşınır. Demir olmasaydı tek bir nefes dahi alamazdık.
Âyetteki “be’sün şedîd” (çetin bir sertlik/mukavemet); demirin kristal yapısının sağladığı akma gerilimidir. Göğe yükselen çelik gökdelenlerden köprülere, raylı sistemlerden savunma sanayiine kadar insanlık tarihi demir madeni üzerine inşa edilmiştir.
Kur’ân metninin lafzı ile periyodik tablonun fiziksel parametreleri arasındaki matematiksel uyum:
Arapça “الحديد” (El-Hadid) kelimesinin ebced değeri tam olarak 26‘dır. Bu sayı demirin periyodik tablodaki Atom Numarası‘dır (Fe = 26).
Hadîd Sûresi Kur’ân-ı Kerîm’in 57. sûresidir. Demirin doğadaki 4 kararlı izotopundan biri Fe-57 izotopudur.
Harf-i tarifsiz “حديد” (Hadid) kelimesinin ebced değeri 19‘dur. Biyokimyada demirin kofaktör bağlandığı temel enzim zincirleri ve porfirin halkası matematiğidir.
“Âyetteki ‘fîhi be’sün şedîd’ (onda çetin bir güç vardır) ifadesi; demirin mukavemetine, savunma aletlerine ve binaların iskeletini tutan direncine; ‘menâfi’u li’n-nâs’ (insanlar için menfaatler) ise demir olmadan hiçbir sanatın, ziraatin ve medeniyetin ayakta kalamayacağına delildir. Cenâb-ı Hak onu semavi kudretiyle takdir edip indirmiştir.”
“Cenâb-ı Hak demiri sadece topraktan biten sıradan bir nesne kılmadı; kudretinin azametiyle onu yukarıdan indirip insanın hizmetine musahhar kıldı. Demir öyle bir nimettir ki, beşeriyet onunla zırhlanır, onunla şehirler kurar ve sanayiyi onunla ayakta tutar.”