Enbiyâ Sûresi 32. Âyet-i Kerîme’nin Van Allen radyasyon kuşakları, manyetik kalkan, ozon tabakası ve göktaşı imha zırhı ile kurduğu sarsılmaz mutabakat.

14 asır önce; elektromanyetik tayfın, ultraviyole ve X-ışınlarının, kozmik radyasyon parçacıklarının, jeomanyetik alanların ve uzay boşluğunun dondurucu (-270 °C) ölümcül ortamının henüz zerre kadar bilinmediği; insanların gökyüzünü sadece gündüzleri mavi görünen boş bir hava tabakasından ibaret sandığı 7. yüzyılda; okuma-yazma bilmeyen (ümmî) bir insan olan Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed (sallâllâhu aleyhi ve sellem):
1. Gökyüzünün yalnızca boşluk olmadığını, yeryüzündeki hayatı yukarıdan gelecek felaketlere karşı bir zırh gibi koruyan “korunmuş bir tavan” (sakfen mahfûzâ) olduğunu,
2. Uzaydan yağan ölümcül kozmik ışınların, Güneş fırtınalarının ve her gün düşen milyonlarca meteorun bu tavan tarafından engellendiğini,
3. Ve bu korumanın hem jeomanyetik Manyetosfer hem de çok katmanlı atmosfer yapısıyla sağlandığını kendi beşeri tecrübesiyle nasıl bilebilir?
Bu muhteşem örtüşme tesadüfle izah edilemez. Bu durum; yeryüzündeki her bir canlıyı uzayın ölümcül fırtınalarından koruyup muhafaza eden el-Hafîz ve el-Hâfız (الحفيظ / الحافظ), zararlı kozmik ışınlara kalkan olup mani olan el-Mani’ (المانع), her şeyi ince bir lütufla düzenleyen el-Latîf (اللطيف), kudret sahibi el-Kâdir ve el-Muktedir (القادر / المقتدر) ve sonsuz ilim sahibi el-Alîm ve el-Habîr (العليم / الخبير) olan Yüce Allah’ın (Celle Celâlühû) kâinatı yaratan Kudreti ile Kur’ân-ı Kerîm’i indiren Zât’ının aynı Yaratıcı olduğunu akıl ve vicdan sahiplerine açıkça ispatlar.
Dünya’nın merkezinde yer alan erimiş sıvı demir ve nikel çekirdeğin dönme hareketi, devasa bir jeodinamoyu tetikleyerek gezegenimizin etrafında binlerce kilometre uzanan Manyetosfer (Van Allen Radyasyon Kuşakları) kalkanını üretir.
Güneş’ten uzaya sürekli olarak saniyede 400 ila 800 kilometre hızla milyonlarca derece sıcaklıkta ölümcül yüklü parçacıklar (Güneş Rüzgarları ve Koronal Kütle Atımları – CME) püskürtülür. Eğer Dünya’nın bu manyetik tavanı olmasaydı; bu radyasyon saniyeler içinde atmosferimizi uzaya süpürür, yeryüzündeki tüm DNA zincirlerini parçalar ve Dünya’yı tıpkı Mars gibi tamamen ölü bir radyasyon çölüne çevirirdi. Manyetosfer, bu ölümcül parçacıkları yakalayarak kutuplara doğru saptırır ve gökyüzünde zararsız büyüleyici kutup ışıklarına (Aurora) dönüştürür.
Gökyüzü tavanının koruyucu özellikleri katman katman mükemmel bir biyofiziksel mühendislik örneğidir:
Her gün uzaydan Dünya’ya doğru saatte on binlerce kilometre hızla yaklaşık 100 milyon meteorit parçası ve binlerce tonluk kozmik kaya düşer. Mezosfer katmanındaki yoğunluk ve gaz sürtünmesi bu taşları akkor haline getirerek yeryüzüne ulaşamadan yakıp buharlaştırır. Gökyüzü tam anlamıyla bir zırh tavan görevi görür.
Güneş’ten gelen öldürücü Ultraviyole-C (UV-C) ve UV-B ışınları Stratosferdeki Ozon tabakası tarafından %99 oranında soğurulur. Yalnızca fotosentez ve D vitamini sentezi için gerekli olan yaşam dostu ışık dalgalarının yeryüzüne geçişine izin verilir.
Uzay boşluğunun ortalama sıcaklığı mutlak sıfıra yakın -270 °C’dir. Atmosferik tavan sera etkisi ve hava dolaşımıyla Dünya’nın gece-gündüz sıcaklık farkını dengede tutarak gezegenimizi yaşanabilir bir termal seraya dönüştürür.
Arapçada “sakf” (سقف) kelimesi bir evin üstünü örten, altındakileri yağmurdan, doludan ve dış tehlikelerden koruyan “tavan / çatı” demektir. “Mahfûz” (محفوظ) ise hem “kendisi bozulmaktan korunan” hem de “altındakileri koruyan ve muhafaza eden” anlamına gelen iki yönlü bir ism-i mef’ûldür. Gökyüzünün bir kubbe gibi yerküreyi çevreleyip koruyucu bir tavan olarak nitelenmesi, modern atmosfer ve manyetosfer fiziğiyle kelimesi kelimesine örtüşmektedir.
Dünya’nın uzaya doğru uzanan ve Güneş rüzgarlarını saptıran manyetik kalkan kalınlığı.
Stratosferdeki ozon tabakasının ölümcül morötesi ışınları yeryüzüne ulaşmadan filtreleme yüzdesi.
Mezosfer katmanında sürtünmeyle yakılarak imha edilen günlük meteorit sayısı.
“Cenâb-ı Hak gökyüzünü yeryüzü sakinleri için korunmuş bir tavan kılmıştır. Tavan nasıl ki evin içindekileri yukarıdan gelecek afetlerden korursa; gökyüzü de yeryüzünü ve insanları helak edici şeylerden öyle muhafaza eder. O hem çökmekten korunmuştur hem de altındakileri koruyan bir siperdir.”
“‘Sakfen mahfûzâ’; yıkılmaktan, bozulmaktan muhafaza edilmiş ve aynı zamanda yeryüzünü zararlı şeylerden koruyan sağlam bir tavan demektir. Eğer bu semavi tavan ve atmosferik intizam olmasaydı yeryüzünde hiçbir canlı hayat bulamazdı.”