Yeni bir ev satın almak veya kiralamak isteyenler, genellikle yer görmeden karar vermezler. Online ilanlar bu süreci kolaylaştırır; odaların fotoğrafları ve bazı durumlarda, sanal gerçeklik (VR) gözlükleriyle yapılan turlar imkan tanır. Ancak, araştırmalar gösteriyor ki bu tür sanal gezilerin kökenleri aslında olduğundan çok daha eski.
“Early Popular Visual Culture” dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, Londra’daki bir gayrimenkul şirketi, 1830’lar kadar erken bir tarihe ait mülk ilanlarının “proto-sanal” turlarını sunuyordu. Bu “sanal” ortam, “cosmorama” adı verilen bir galeriydi; burada zengin alıcılar, büyütülmüş ve aydınlatılmış bir resim aracılığıyla bir mülkün yanı sıra çevresindeki alanları da görebiliyordu. Cosmorama’lar, daha bilinen “peepshow” (gözlemevi) benzeri eğlence araçları gibiydi; ancak bu çalışma, teknolojinin ticari amaçlı gayrimenkul uygulamalarında kullanıldığı ilk örneklerden biri olduğunu gösteriyor.
University of Exeter’den John Plunkett ve çalışmanın ortak yazarı, yaptığı açıklamada: “Bu araştırma projesinde, cosmorama’ların sadece eğlence için değil, aynı zamanda ‘sanal seyahat’ deneyimi sunarak lüks mülkleri ve çiftlikleri satmak amacıyla kullanıldığını keşfettik.”
Cosmorama’lar genellikle Paris’te 1808’de ortaya çıkmış; ancak 1820’lerde popülerlik kazanmıştır. Bu ortam, detaylı resimlerin iç mekanlarda bir lens aracılığıyla incelendiği bir sistemdi ve perspektifi artırarak daha derin bir görsel deneyim sağlıyordu. Bu, insanların “büyülü” bir görsel deneyim yaşamalarına olanak tanıyan erken bir yöntemdi.
Cosmorama’lar, Avrupa ve Amerika’da popüler bir eğlence biçimi haline geldi; çünkü insanlara kendi bulundukları yerden uzaklaşma imkanı sunuyordu. İzleyiciler, lenslerden bakarak kendilerini dünyanın farklı yerlerine taşıyabiliyor veya başkasının hayatını deneyimleyebiliyordu. Günümüzde Netflix gibi seçeneklerin ve sürekli bilgi akışının olduğu bir dünyada, cosmorama’lar o dönem için gerçek bir görsel şölen sunuyordu.
Plunkett, 19. yüzyıl İngiltere’sindeki cosmorama örneklerini araştırırken, daha önce görülmemiş bir gazete ilanına rastladı. Brooks and Hedger (daha sonra Brooks and Greens) adlı bir gayrimenkul şirketi, 1838 tarihli bir ilanda, belirli mülklerin “cosmorama” görüntülerini sunduklarını duyurmuştu. Şirket, bu yöntemi kullanarak yüzlerce farklı mülkün kuşbakışı görüntüsünü sunarak alıcılara geniş bir seçenek yelpazesi sunuyordu. Bu görüntüler, sanatçıların her bir mülkü ziyaret ederek el ile çizilmesiyle oluşturulmuştu. Brooks and Hedger, bu hizmeti yaklaşık 20 yıl boyunca sürdürmüş; ancak Plunkett’in bulduğu ilanların çoğu 1840’lere aittir.
Bu ilanlardan biri, mülkün “doğanın tüm canlılığı ve gerçekliğiyle” yansıtıldığını belirtiyordu. Elbette, bu tür tasarımların yapılması yoğun bir iş gücü gerektirdiğinden, cosmorama’lar genellikle daha pahalı ve üst düzey mülklerin tanıtımında kullanılıyordu.
İlanda yer alan ifade şöyle: “Alıcının uzak bir mülkü ziyaret etmek istemesi durumunda, bu yöntemin avantajı, alıcının mülkü sanki kendi önünde gibi görmesini veya birçok seçenek arasından kendi zevki ve bütçesine uygun olanı seçmesini sağlamasıdır.”
Plunkett’e göre, bu ilanlar o dönemin kültürel ve ekonomik değişimlerinin bir yansımasıdır. 19. yüzyılda İngiltere ve Avrupa’da kentleşme arttıkça, mülk satışları da yükseldi. Ancak, sınırlı sayıda mülkün artan talebiyle birlikte, gayrimenkul danışmanlığı alanında uzmanlaşma başladı. Rekabetin artmasıyla birlikte, bu satıcılar en iyi müşterileri çekmek için yaratıcı yollar aramaya başladılar. Onlar fark etmese de, bu gayrimenkul danışmanları, günümüze kadar süren ve çeşitli görsel ortamlarla şekillenen bir tanıtım standardı oluşturmaya yardımcı oldular.
Plunkett ekliyor: “Ancak, uzmanlaşmış gayrimenkul danışmanlarının ortaya çıkışı, kentleşme, nüfus artışı ve ulaşım imkanlarındaki gelişmelerle birlikte mülk pazarlamasında daha profesyonel bir yaklaşımın başlamasına neden oldu. Bu bağlamda, Brooks and Green’in sanal turları 150 yıldan uzun bir süre önce dijital teknolojinin potansiyelini tam olarak gerçekleştirmesinden çok önce öncülük ettiğini görebiliriz.”
“That Time When” adlı Popular Science dergisinde, bilimi, mühendisliği ve inovasyonu şekillendiren en ilginç, şaşırtıcı ve az bilinen hikayeler anlatılıyor.
Kaynak: Popular Science