Çocukken, okul bahçesinde dolaşırken duyduğumuz bir laf vardı: Hıçkırığı bastırırsan gözlerin patlar.
Bu türden korkutma hikayeleri, “Sakız yutarsan 10 yıl kalır”, “Rüyanda yere düşersen ölürsün” gibi şehir efsanelerinin yanına yazılırdı. Ama ben, o zaman bile inanmadım ve hala gözlerim yerinde.
Yetişkin hayatımda sürekli hıçkırık bastırmaya çalıştım ve etrafımdakileri rahatsız etmek istemediğim için bunu yaptığımı düşünüyordum. Ancak, son araştırmalar gösteriyor ki, hıçkırığı bastırmak aslında o kadar da güvenli bir davranış değil.
Washington Üniversitesi’nde araştırmacı olan Dr. Qin Liu, “Hıçkırma mekanizması, aynı zamanda vücudun savunma sistemi olarak işlev görür. Ancak, bu refleksin zorla engellenmesi bazı durumlarda yaralanmalara yol açabilir” diyor. Peki, hıçkırığı bastırmak ne kadar tehlikeli?
Hıçkırmanın görünüşte rastgele olmasına rağmen, aslında karmaşık bir süreç olduğu belirtiliyor. Dr. Liu’ya göre, hıçkırma vücudun savunma mekanizmasıdır: İrritanları, alerjenleri ve patojenleri üst solunum yolundan temizlemenin hızlı ve etkili bir yoludur. Bu gücün arkasındaki neden de oldukça önemlidir. Peki, vücut bu gücü nasıl üretiyor?
Dr. Liu, vücutta neler olup bittiğine dair canlı (ve biraz da korkutucu) bir benzetme kullanıyor. Diyafram ve kaburga aralarındaki kaslar ana işi yapıyor. “Diyafram ve kaburga aralarındaki kaslar bir silah gibi çalışırken, hava basıncı mermiyi oluşturuyor” diyor Liu.
Normal bir hıçkırmada, biriken tüm enerji burun ve ağız yoluyla dışarı atılır ve havaya dağılır. Ancak, burnu sıkıp ağzı kapatarak bu çıkışları engellediğimizde, basıncın nereye gideceği kalmaz.
“Hıçkırma, açık bir basınç tahliye sistemidir” diyor Liu. “Sorunlar, bu tahliye yolunun aniden engellendiğinde ortaya çıkar.” Basınç dışarı atılmak yerine, vücudun kendi dokularına ve yapılarına yönelir. Yeterli güç varsa, bir şeylerin kırılması kaçınılmazdır.
Liu’ya göre, hapsolmuş bu basınç, burun boşluğuna, sinüslerine, östaki kanallarına ve hatta orta kulağa kadar ilerleyebilir. Nadir durumlarda, daha derin dokulara, boynun veya göğsün içindeki yapılara bile ulaşabilir.
Bu yapıların hiçbiri, böyle bir gücü absorbe etmek için tasarlanmamıştır. Sadece, basıncın nereye gidecekse oraya denk gelirler.
Liu’nun açıklamasına göre, “Eğer bu güçler, belirli bir yapının mekanik sınırlarını aşarsa, doku hasarı meydana gelebilir.”
Sonuç olarak, Liu’ya göre, kulak zarlarında yırtılma ve orta kulakta barotrauma (basınç yaralanması) oluşabilir. Ayrıca, gırtlak dokusunda hasar da görülebilir. Nadir durumlarda ise, boynun altındaki ciltte hava birikmesiyle karakterize edilen servikal enfizem veya akciğerler arasındaki boşlukta hava birikmesi gibi daha ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
Çoğu insan için, ara sıra hıçkırığı bastırmak acil servise gitmeyi gerektirmez. Ancak, bu tür durumların bile mümkün olması, sıradan bir şey olan hıçkırmanın, yanlış koşullar altında kulakları, gırtlağı ve hatta göğüs dokularını nasıl yaralayabileceğini gösteriyor.
Yani, hıçkırığı bastırmak aslında hiçbir fayda sağlamıyor. Peki, hıçkırmayı kontrol altına almanın en güvenli yolu nedir?
Liu’ya göre, en iyi seçenek basit: Hıçkırmaya izin verin ve bir doku kullanarak veya ağzınıza doğru hapşırdığınızı unutmayın.
Eğer hıçkırmanın tamamen dışarı çıkmasına izin vermek mümkün değilse (örneğin, bir iş görüşmesindesiniz veya bir cenazede konuşma yapıyorsunuz), Liu, her iki çıkışı da tamamen kapatmamayı öneriyor. En azından ağız yoluyla biraz hava akışına izin vermek, basınç birikimini azaltabilir.
Liu ayrıca, hıçkırma refleksinin tam olarak başlamadan önceki erken aşamalarında, bazı insanların tetikleyiciyi ortadan kaldırarak, nefes alma düzenlerini değiştirerek, dili damağa değdirerek veya burun ve üst dudağın etrafındaki hafif uyarımlarla hıçkırmayı engelleyebileceğini belirtiyor. Ancak bu fırsat çok kısa bir zaman dilimini kapsıyor.
“Hıçkırma motor programı tamamen etkinleştiğinde, gönüllü kontrol oldukça sınırlıdır” diyor Liu. Başka bir deyişle, bir kez hıçkırma başladıktan sonra vücut temelde otomatik pilot moduna geçer.
“Hıçkırmanın kontrollü ve hijyenik bir şekilde olmasına izin vermek her zaman en güvenli yaklaşımdır” diyor Liu.
Artık biliyorsunuz: Bundan sonra, hıçkırmama izin vereceğim. Benim ve kollarımın bu konuda biraz pratik yapması gerekiyor.
Kaynak: Popular Science