Bilim insanları ve dermatologlar uzun zamandır, güneş kreminin cilt kanseri riskini azaltmanın en kolay ve etkili yol olduğunu savunuyor. Ancak, özellikle TikTok gibi platformlarda dolaşan bazı videolar bu algıyı değiştirebilir nitelikte.
University of Alberta’dan Alessandro Marcon liderliğindeki araştırmacılar, PLOS Digital Health dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada, popüler güneş kremiyle ilgili hashtag’leri (örneğin #sunscreen, #sunscreenviral, #spf) kullanan TikTok’taki en çok izlenen 971 videoyu incelediler. Bu videoların toplamda yaklaşık 8.7 milyar görüntülenmeye ulaştığı tespit edildi. Araştırmacılar, bu videoları güneş kremi kullanımını teşvik edenler ve ürünle ilgili sağlık sorunlarına dikkat çekenler olarak ikiye ayırdılar.
Analiz sonucunda, videoların çoğunluğunun (yüzde 86.8) güneş kremi kullanımını desteklediği görüldü; ancak küçük bir azınlık (yüzde 6), sağlıkla ilgili eleştiriler içeriyordu. Bu eleştirel videolardan yüzde 1.5’i, güneş kremi içeriğindeki maddelerin uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açtığını iddia ederken, yüzde 1.2’si ise güneş kreminin D vitamini emilimini engellediğini savundu.
Ancak, bu eleştirilerin daha düşük görüntüleme sayısına sahip olmasına rağmen, ortalama olarak daha yüksek düzeyde etkileşim yarattığı tespit edildi. Güneş kremi kullanımını cesaretlendirmeyen videoların daha fazla beğeni aldığı, daha çok paylaşıldığı ve daha fazla yorum aldığı görüldü. Bu durum, platformun algoritmasının bu türden kışkırtıcı içeriklere daha fazla yer verdiği izlenimi yarattı.
Araştırmacılar, “Güneş kreminin zararlı veya gereksiz olduğunu iddia eden TikTok videoları, beklenmedik derecede yüksek düzeyde etkileşim alıyor” şeklinde bir açıklama yaptılar. Ayrıca, TikTok içerik oluşturucuların genellikle güneş kremini, cilt bakım rutinlerinin bir parçası olarak ele aldığını ve faydalarının daha çok güzellikten ziyade sağlıkla ilgili olduğunu vurguladıklarını belirttiler.
Popüler Science dergisi, bu konuda TikTok’tan yorum istedi.
Güneş kremiyle ilgili şüphecilik yeni bir olgu değil; ancak özellikle çevrimiçi yanlış bilgilendirmenin hızla yayıldığı günümüzde yeniden canlanıyor. Bu eleştirilerin çoğu, bilimsel olarak daha az geçerliliğe sahip olan bazı kategorilere ayrılıyor. Örneğin, bazıları, reçeteli olmayan güneş kremlerindeki belirli kimyasal bileşiklerin kana emildiğini ve endokrin sistemini bozabileceğini veya hatta belirli kanser riskini artırabileceğini iddia ediyor. Ancak, çoğu güneş kremi için bu durum geçerli değil. Bazı çalışmalar, SPF 50’nin üzerindeki değerlere sahip ürünlerde kullanılan oksibenzon gibi maddelerin hormonları bozabileceğini gösteriyor. Bu bulgulara bağlı olarak, ABD’deki oksibenzon içeren güneş kremlerinin oranı 2019 ile 2023 arasında %60’tan %13’e düştü.
Öte yandan, bazı “güneş beslenimcileri”, güneşin doğal etkilerinden kaçınmanın daha zararlı olduğunu savunuyorlar. Bu tür iddialar ise daha çok tartışmalı bulunuyor. Bu kişiler, bronz tenin sağlıklı bir göstergesi olduğunu ve belirli tekniklerle (örneğin, erkeğin sünnetini doğrudan güneşe maruz bırakmak) testosteron seviyelerini artırabileceğini iddia ediyorlar.
Bu tür sıra dışı iddialar, sosyal medyada ilgi çekici içerikler oluşturma potansiyeline sahip. Bazı sağlık uzmanları, özellikle genç nesiller arasında güneş kremi konusundaki şüpheciliği artırdığı konusunda endişe duyuyor. 2024 yılında Orlando Health Cancer Institute tarafından yapılan bir araştırmaya göre, yetişkinlerin yaklaşık %17’si günlük güneş kremi kullanımının doğrudan güneşlenmeye daha zararlı olduğuna inanıyor. American Academy of Dermatology tarafından yayınlanan başka bir rapora göre ise, gençlerin %37’si sadece başkalarının onları güneş kremi sürmeye zorladığında kullanmaya istekli olduklarını belirtiyorlar.
Öte yandan, güneşin neden olduğu cilt kanserleri sayısı artıyor, özellikle de gençlerde. American Cancer Society, 2025 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 8.000 kişinin melanoma nedeniyle hayatını kaybedeceğini tahmin ediyor. Bu can kaybının önemli bir kısmı, güneş kremi kullanımı ve erken teşhis yoluyla azaltılabilir. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, cilt kanserlerinin %86’sı önlenebilir ve genellikle güneşe maruz kalmanın sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Cerrahi onkolog Dr. Rajesh Nair, NPR ile yaptığı röportajda, “Artan sayıda genç ve orta yaşlı yetişkinin sadece cilt kanseri değil, aynı zamanda gelişmiş evrelerde cilt kanserine sahip olduğunu görüyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.
Bazı kimyasal bileşenler ve mikroplastikler içeren güneş kremleriyle ilgili endişeler haklı olsa da, tüm güneş kremlerini bırakıp doğrudan güneşe maruz kalmak ciddi bir hata olurdu. Ayrıca, daha az kimyasal içerikli alternatiflerin varlığı da biliniyor. Tüketicilerin mineral bazlı güneş kremlere yöneldiği görülüyor; bu tür ürünler, kimyasal filtreler içermiyor ve cildin üzerinde duruyor.
Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Asya’da uzun süredir kullanılan bazı güneş kremi içeriklerini henüz onaylamış durumda. 8 Haziran’da Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), reçetesiz satılan güneş kremlerde ultraviyole radyasyonu engelleyen bemotrizinol bileşiğinin kullanımını onayladı. Bu, FDA’nın 20 yıldan uzun bir süredir onayladığı ilk yeni güneş kremi içeriği olarak dikkat çekiyor.
Ancak, bu tür detaylar genellikle sosyal medyada kışkırtıcı veya alışılmışın dışındaki iddialar kadar ilgi çekici olmayabiliyor. Birçok sosyal medya araştırmacısının gösterdiği gibi, korku temelli içerikler ve yerleşik bilimlere karşı çıkan materyaller, viral gönderiler için uygun bir zemin oluşturuyor.
Kaynak: Popular Science