Her hafta, podcast ile bilimin en tuhaf yönlerini keşfedin. The Weirdest Thing I Learned This Week her Çarşamba sabahı Spotify, YouTube, Apple ve diğer popüler platformlarda yayında! Popüler Bilim’in editörleri tarafından hazırlanan bu program, sizi bilim dünyasının en ilginç gerçekleriyle tanıştırıyor. Eğer bu yazıda yer alan hikayeler hoşunuza gitti ise, bu programın da size keyif vereceğine emin olabilirsiniz.
Uzun süredir dinleyicilerimiz (ve okuyucularımız) zaten bilirler ki ben naked mole ratları çok seviyorum . Daha önemlisi, naked mole ratların ne kadar tuhaf canlılar olduğunu da biliyorsunuz. Ağrıya karşı neredeyse bağışıklılar ve kansere karşı bir dirençleri var. Gizemli bir şekilde soğukkanlılar. Uzun ömürlülüğün sırrını barındırıyor olabilirler. Neredeyse hiç oksijene ihtiyaçları yok. Bu haftaki bölümde, bu tuhaf canlıların en bilinen özelliklerine odaklanıyorum: karınca ve arı gibi toplu yaşam sürüyor olmaları ve kraliçe dişilerinin ölümüyle dişi bireylerin hakimiyet için şiddetli mücadelelere girmesi.
Naked mole rat kolonilerinde, sadece en büyük dişilerin kraliçe olma şansı vardır ve sadece kraliçeler üreme yapar. Kraliçe, işçi olarak çalışan yavrular dünyaya getirir. Kraliçe üremeye devam ettiği sürece, diğer tüm dişi bireylerin üreme yeteneği tamamen engellenir. Eğer kraliçede bir sorun yaşanırsa, en büyük dişiler üremeye başlar ve hakimiyet için mücadele ederler. Sonunda birisi galip gelir ve tahta oturur.
Bilim insanları, kraliçenin varlığının diğer dişi bireylerin üremediğini nasıl engellediği konusunda uzun zamandır meraklıydılar. Yeni bir araştırmaya göre, bu durumun nedeni aslında oldukça basit: kraliçe dişiler, bulundukları ortamı özel kokularıyla dolduruyorlar. Bu kokunun adı isopropyl myristate ve genellikle insan burnu tarafından algılanamaz. Ancak araştırmacılar, bazı durumlarda bu kokunun fark edilebildiğini belirtiyorlar. Araştırmaya göre, bu koku dişi bireylerin üreme yeteneğini engelliyor ve böylece sadece kraliçe koloninin tek üyesi oluyor.
Bu haftaki bölümde ayrıca, özel konuk Alexis Nikole Nelson ile birlikteyiz. Alexis, “Black Forager” olarak da bilinir ve yaban hayatı hakkında harika bilgiler sunuyor. İlk kitabı olan “Happy Snoking, Don’t Die!”, yenebilir bitkiler hakkında kapsamlı bir rehberdir ve ön siparişle satın alınabilir.
Alexis’in sunduğu farklı bir konu ise, juneberry adı verilen meyveler hakkındaki şaşırtıcı hikaye. Bu meyveye shadbush, sarvis, sugarplum gibi farklı isimler de veriliyor. Amelanchier cinsine ait bitkiler, gül familyasına aittir ve çeşitli çiçekli çalılara ve küçük ağaçlara ev sahipliği yapar. Burada kafa karıştıran şey, bitkinin kendisi değil, ona verilen isimlerdir.
Alexis’in bu meyveler hakkında yaptığı araştırmalarda, her zaman tartışmalara yol açan durumlarla karşılaşmıştır. İzleyicileri, kullandığı isimlerle ilgili sürekli düzeltmeler önermekte ve hatta en ufak bir hatada bile tepki göstermektedir. Alexis, farklı isimlerin kökenlerini ve kullanım alanlarını açıklamasına rağmen, yine de bazı izleyicilerin onu unutulan bir isim için eleştireceğini bilmektedir.
Bazı isimler oldukça basittir: juneberry ismi, meyvenin olgunlaşma zamanına atıfta bulunur. Benzer şekilde, “chad” kelimesini içeren isimler, aynı zamanda mevsiminde olan balık türlerine gönderme yapar. Saskatoon berry ise, aslında Kanada şehrinden değil, bu meyvelerin bölgedeki öneminden dolayı şehir adının kendisinden türetilmiştir.
Ancak, bir ismin kökeniyle ilgili yaygın inanış, serviceberry olarak bilinen isim için yanlıştır. Alexis, daha önce birçok kişinin inandığı gibi, bu ismin meyvenin ilkbaharda olgunlaşmasından kaynaklandığını düşünüyordu. Bu dönemde, toprak donmuş ve gevşemiş olduğundan, topluluklar ancak o zaman cenaze törenleri yapabilirdi. Ancak bu açıklama, diğer isimler kadar mantıklı görünmeyebilir.
Bu haftaki bölümde ayrıca, Liz Clayton Fuller ile birlikteyiz. Liz, ipaintbirbs olarak da bilinir ve kuşlarla ilgili harika bilgiler sunuyor. Teal adı verilen bir tür kuştan ilham alınarak oluşturulan bu renk, oldukça dikkat çekici ve ikonik bir görünüme sahiptir.
Tüm kuşların isimleri renkleriyle aynı olmasa da, tüyleri çok çeşitli renkler barındırır. 19. yüzyılda yaşamış olan Robert Ridgway, bu durumun kendisi için büyük bir sorun teşkil ediyordu. Farklı türlerdeki kuşların farklı renk ve tonlarda olması, ornithologların doğru tanımlama yapmasını zorlaştırıyordu. Bu nedenle, Ridgway, standart renkler içeren bir kitap oluşturdu. Bu sayede, insanlar kuşları veya herhangi bir şeyi tanımlarken, Ridgway’in kitabındaki renklere başvurarak daha doğru ifadeler kullanabilirlerdi. Zamanla, Pantone gibi diğer şirketler de bu alanda öne çıkmış ve günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Kaynak: Popular Science