Dünyanın en büyük balığına ulaşmak ve üzerine bir izleme etiketi takmak için ne gerekir? Bir azizin sabrı, esnek bir pipetin bükülme özelliği ve bir Olimpiyat yüzücüsünün dayanıklılığı.
Deniz biyoloğu ve balina köpekbalığı etiketleme konusunda uzman olan Jaida Elcock, Popular Science dergisine yaptığı açıklamada, “Köpekbalığı yavaş gibi görünse de, kesinlikle sizden çok daha hızlı yüzüyor” diyor. “En iyi yüzme becerilerine sahip olsanız bile, büyük bir dayanıklılığa ihtiyacınız var. Sanki koşu yaptıktan sonra nefesinizi tutmaya çalışıyormuşsunuz gibi.”
Elcock, MIT ve Woods Hole Oceanographic Institution (WHOI) arasındaki ortak programda doktora çalışmalarını yürütüyor. Dünyanın en büyük iki balık türü olan leopar köpekbalıkları (Cetorhinus maximus) ve balina köpekbalıkları (Rhincodon typus)’ın hareketlerini ve yaşam alanlarını inceliyor.
Elcock, bu balina köpekbalığını New England kıyılarından yaklaşık 100 mil açıkta, Kuzey Atlantik’teki kuzey kanyonları ve yükseltiler bölgesinde etiketledi. Bu bölge, bol miktarda planktonla zengin bir biyoçeşitliliğe sahip.
“Balina köpekbalığı sürülerine dünyanın dört bir yanındaki tropikal bölgelerde rastlamak mümkün. Filipinler, Meksika, Avustralya gibi yerlerde genellikle genç veya ergin bireylerden oluşan sürüler görülüyor” diyor Elcock. “Ancak kuzeydeki kanyonlarda daha çok yetişkin ve üreme çağında olan büyük balinalarla karşılaşıyoruz. Bu durum, sıkça rastlanmayan bir olgu.”
Diğer etiketleme yöntemlerinin aksine, bilim insanları balina köpekbalıklarında yemli oltalar kullanarak onları yakalayıp etiketleyemiyorlar. Çünkü bu balıklar 60 metreye kadar büyüyebiliyor ve filtre besleniciler oldukları için beyaz veya kaplan köpekbalığı gibi türlerde olduğu gibi yemi yiyemiyorlar. Balinaları bulmak için hem karadan hem de denizden destek gerekiyor.
“Tekneye biniyoruz ve bir gözlem uçağının bize balinanın koordinatlarını bildirmesini bekliyoruz” diyor Elcock. “Balinaya ulaştığımızda, onun sadece yüzmüyor olmasını umuyoruz.”
Balinaya yaklaştıklarında, iki kişi suya giriyor. Birinin elinde balinanın vücudundaki işaretlemeleri tespit etmeye yardımcı olacak bir kamera var. Diğerleri ise su sıcaklığı, balığın hareket kalıpları, dalış derinliği gibi verileri toplayacak etiketi hazırlıyor. Elcock’a göre, bu izleme cihazı “elinizle açıp balinanın yüzgecinde tutturmanız gereken büyük bir iğne”ye benziyor.
Etiketlenen balık, yoluna devam ederken, cihaz zamanla kendiliğinden düşüyor. İçindeki radyo vericisi sayesinde bilim ekibi, balığın yerini tespit edip, verileri analiz edebiliyor. Elcock, geçen yıl yapılan etiketlemelerden elde edilen verileri değerlendirerek, bu balinaların Kuzey Atlantik’te neden toplandığını ve orada neler yaptığını anlamaya çalışıyor.
Dünyanın en etkileyici canlılarından birinin yanında yüzmek çoğu insanın deneyimleyemeyeceği bir şey olsa da, Elcock bunun özellikle tuhaf hissettirdiğini söylüyor.
“Çocukluğumda çöl ikliminde yaşadığım için, sadece suyun olduğu ve karaya bakamadığım bir yerde olmak benim için çok garip bir durum” diyor. “Hatta şimdi bile heyecan verici ve gergin edici. Etiketin düşüp düşünmemesi konusunda endişeleniyorum, başka bir canlının ortaya çıkmasından değil.” Ayrıca ekliyor: “Bazen balina köpekbalığına etiket takarken, köşede bir çekiçpostu yüzgecinin olduğunu görüyoruz. Yani orada keşfedilecek çok şey var.”
Kaynak: Popsci