Yapay zeka, eğitimde devrim yaratma potansiyeline sahip. Ancak bu dönüşümün getireceği faydalar ve riskler neler?
Carl Hendrick, Waymo adlı otonom araç hizmetinde yaptığı ilk yolculukta, bunun eğitim geleceğinin bir yansıması olduğunu düşündü. Hendrick, Alpha School’da öğrenme bilimcisi olarak görev yapıyor ve burada yapay zeka modellerini eğitiyor. Bu süreç, bir otonom aracın eğitilmesine benziyor.
Otonom araçlar, binlerce kilometre boyunca veriler üzerinde kendilerini eğiterek çalışır. Burada da aynı prensip uygulanıyor: Yapay zekaya, öğrencilerin hatalarını ve öğrenme sorunlarını öğreterek daha iyi bir eğitim deneyimi sunulması hedefleniyor.
Alpha School’un hedefi, milyarlarca çocuğa ulaşmak. Bu iddialı bir hedef olsa da, yapay zeka teknolojisinin sunduğu potansiyel umut verici görünüyor.
Joe Liemandt, Alpha School’un milyarder kurucusu, “milyar dolarlık bir etki yaratmayı” hedefliyor. Hendrick ise bu yaklaşımın eğitim sistemlerindeki sorunları çözebileceğine inanıyor.
ABD’deki öğrencilerin yaklaşık %20’si okula düzenli olarak gitmiyor ve ülke genelinde matematik ve okuma puanları onlarca yıldır düşüşte. Yapay zeka destekli öğrenme modelleri, öğrencilerin performansını artırma potansiyeline sahip. Alpha School, bu fikri daha da ileriye taşıyarak akademik eğitimin büyük bir kısmını yazılıma devrediyor.
Alpha School’un arkasındaki veriler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak Dan Goldhaber, Washington Üniversitesi’ndeki eğitim araştırmacısı, geçen yıl gördüğü matematik dersi modelinin diğer, daha köklü adaptif öğrenme teknolojilerine benzediğini söylüyor. Bu teknolojiler ve diğer yapay zeka destekli öğretim modelleri hakkında kamuya açık çalışmalar mevcut.
2025 yılında yapılan bir çalışmada, Harvard Üniversitesi’ndeki öğrencilerden bazıları yapay zeka destekli bir öğretim modeli kullanırken, diğerleri geleneksel yöntemlerle eğitim aldı. Yapay zeka modelini kullanan öğrencilerin öğrenme kazanımları, diğerlerine göre iki kat daha yüksek bulundu.
Kelly Miller, Harvard profesörü ve bu çalışmanın ortak yazarı, Alpha School’un yaklaşımının mevcut K-12 sistemlerinden daha iyi olduğunu söylüyor. Ancak Miller, temel bilgileri yapay zeka ile öğretip, yüz yüze zamanı daha karmaşık konulara ayırmanın önemli olduğunu vurguluyor.
Greg Kestin, Harvard çalışmasının başyazarı, öğrencilerin benzer koşullarda öğrenmesi ve değerlendirilmesi durumunda “kırılgan bilgi” oluşabileceği konusunda endişelerini dile getiriyor. Bu tür bir bilgi, o ortamda iyi sonuçlar verse de, farklı ortamlarda uygulanamayabilir.
Gerald LeTendre, Pennsylvania State Üniversitesi’ndeki eğitim politikası araştırmacısı, Alpha School’un temel prensibinin yanlış olmadığını belirtiyor. Ancak iyi öğretim ve iyi eğitimin aynı şey olmadığına dikkat çekiyor. “Saf bir yapay zeka öğretim modelinin kullanılmasıyla elde edilebilecek tüm faydaların sağlanabileceğine dair bir kanıt bulunmuyor” diyor.
2025 yılında yapılan bir derleme çalışmasında, K-12 öğrencilerini içeren 28 çalışma incelendi ve yapay zeka destekli akıllı öğretim sistemlerinin genellikle olumlu etkileri olduğu bulundu. Ancak bu etkinin, aktif öğrenme modellerini kullanan ancak yapay zekaya dayanmayan sistemlere göre daha düşük olduğu tespit edildi.
Hendrick, Alpha School’un modelinin “mükemmel” olmadığını kabul ediyor. Ancak çoğu çocuğa iyi bir öğretmen veya bilimsel temellere dayalı bir eğitim verilmediğini savunuyor. “Öğrenci kalitesi ve sonuçlar arasındaki fark, çoğu insanın şoke edici bulacağı kadar büyük” diyor. Bu durum, doktorlar veya diş hekimleri söz konusu olduğunda kamuoyunun tepkisini çekecektir.
Hendrick’in en önemli argümanı, iyi öğretimin ölçeklendirilememesi: “Yazılım ise güncellenerek sınıflar arasında aynı anda dağıtılabilir ve öğretmenlerin tek tek ödevleri değerlendirmesine kıyasla çok daha hızlı geri bildirim sağlayabilir.”
Ancak yazılımların da hataları olabilir. Bu yıl yapılan bir soruşturmada, Alpha School’daki bazı derslerin hatalı olduğu ortaya çıktı. Bir eski çalışan, öğrencilerin “deney tavşanı” gibi kullanıldığına dikkat çekti. Alpha sözcüsü Anna Davlantes, Hendrick’in ekibinin sürekli olarak her şeyi test ettiğini ve iyileştirmeye çalıştığını belirtiyor.
Alpha School’a göre, yayınlanan veriler güçlü sonuçlar gösteriyor. Ancak bu verilerin, “okula katılan öğrencilerin özelliklerini yansıtabilir” diyor Andrew McEachin, Educational Testing Service’deki eğitim politikası araştırmacısı.
McEachin, “Bu raporlar, belirli bir politika veya program veya okul sisteminin neden olduğu sonuçları çıkarmak için tasarlanmamıştır” diyor.
Miller, daha kapsamli bir analiz yapılmasını ve Alpha School’un başarısının nedenlerini anlamanın önemli olduğunu vurguluyor. “Başarıya ulaştıklarına inanmıyorum ama başarılı olmak istiyorlarsa, bunun nedenlerini anlamaları gerekiyor.”
Bu soru, Alpha School’un büyümesiyle birlikte daha da önem kazanıyor. Şirket ayrıca modelin farklı versiyonlarını Houston ve Springfield (Massachusetts) gibi yerlerdeki kamu okullarında test etmeye başlıyor. Bu yeni ortamlarda, iyi öğretimin ölçeklendirilebilir olup olmadığına dair önemli ipuçları elde edilecek.