2022 yılının Şubat ayında başlayan Ukrayna–Rusya savaşı, modern savaşın insansız hava araçlarının insan müdahalesi olmadan hedef seçip vuruş yapabilme düzeyine ulaşması yolunda önemli bir adım daha geride bıraktı. Savaşın ilk yıllarında tek yönlü saldırı dronlarını büyük miktarlarda üretemeyen Rusya, teknolojik destek için Tebrize başvurdu ve kendi kapasitesini yavaş yavaş geliştirdi; Ukrayna ise henüz yeni doğmuş bir dron endüstrisiyle özel savunma firmaları ve teknolojik yeniliklerle bu alanda büyümeyi başardı. Her iki taraf da mevcut dronlara otomasyon özellikleri eklerken, yapay zeka destekli yeni dronlar geliştirdi ve bu dronların savaş alanında insan operatörlerle iletişim bağlantısı kesildikten sonra bile hedefi tanıyıp son vuruş aşamasını kendi kendine yönlendirebilmesi gözlemlendi.
Uzmanların, bu dronların savaş alanında milyonlarca üretilen dronların yalnızca küçük bir yüzdesini temsil ettiğine dair güvenilir tahminler bulunmasa da, Rusya’nın 2025’in başlarında en az bir modelinde insan müdahalesi olmadan hedef seçip vuruş yapabilen tam otomasyonlu bir insansız hava aracını sahaya çıkardığı bildirildi. Ukrayna’nın ele geçirilen Rus dronlarının incelemesi, yapay zeka destekli karar verme yazılımını çalıştıran küçük bir Nvidia bilgisayarının tespit edilmesine yol açtı. Bu gelişmeler ışığında, önümüzdeki birkaç yıl içinde yüzlerce ya da binlerce tam otomasyonlu dronun aynı anda savaş alanında faaliyet göstermesinin olası olduğu değerlendiriliyor.
İnsan Kontrolüyle Teknoloji Arasındaki Boşluk
Uzman, bu alandaki teknolojinin Rusya ve Ukrayna’nın silahların insan kontrolünü koruma çerçevelerinden daha hızlı ilerleyebileceğinden endişe ettiğini belirtti. Savaşın seyri boyunca her iki taraf da dronlara otomasyon özellikleri ekledi ve yapay zeka kullanarak hedefleri tanıma, navigasyon ve hedefe kendi kendine ulaşma gibi işlevleri geliştirdi. İnsan operatörleri genellikle ahlaki gerekçelerle hedef ya da hedef alanlarını seçerken, dron üzerindeki yazılım son nişan noktasını bağımsız olarak belirliyor.
İnsansız dronların otomasyon düzeyindeki bu yükselişi, orantılı güç kullanımıyla ilgili insan hedefleme kararlarını, sivillerin vurulmaması ve yan etkilerin sınırlanması gibi değerleri tamamen bir kenara itme riski taşıyor.
Silah teknolojileri uzmanı
Drondaki yerleşik yapay zeka, bilgisayarlı görme teknolojisiyle dronun kendi sensörlerinden gelen görüntileri analiz etmesine olanak tanıyor. Bu sistem, nesneleri tanıyabilir, bunları takip edebilir, navigasyon yapabilir ve potansiyel hedefleri seçebilir. Rusya, Temmuz ayında Zaporojye’deki bir doğalgaz istasyonuna yönelik saldırıda daha az kapsamlı bir otomasyon biçimini sergileyen yapay zeka destekli bir dronu kullandı; bu vuruş üç Ukraynalı sivilin hayatını kaybetti. İnsan operatörleri doğalgaz istasyonunu hedef alan olarak seçerken, dron üzerindeki yazılım son nişan noktasını bağımsız olarak belirledi.
Teknik Detaylar ve Farklı Yaklaşımlar
Rusya, benzer teknolojilerin versiyonlarını İran’ın delta kanatlı Shaheed-136 saldırı dronuna dayanan Geran serisi insansız hava araçlarına entegre ediyor. Bazı Geran modellerinde, insan operatör hedefi ilk seçtikten sonra dronu son uçuş aşamasında yönlendiren bir arama rehberleme paketi bulunuyor. Ukrayna’nın ise dron ve diğer platformlara yaygın biçimde yerleştirilebilen, gömülü yazılımlı çipler ve bazen kameralar içeren modüler yapay zeka destekli paketlere odaklanması tercih edildi. Bir such modül, dronu hedeflere son 500 metrede yönlendiren bir sistem olarak çalışıyor.
Ukrayna, daha gelişmiş otomasyonlu dronları da savaş alanında kullandığını iddia ediyor. Eski Savunma Bakanı Mihailo Fedorov, Temmuz ayında Ukrayna’nın insan pilotla radyo bağlantısı olmadan, hedefi bağımsız olarak seçen bir dronu Rus işgal altındaki Kırım’daki vuruşlarda kullandığını söyledi. Fedorov, Ukrayna’nın bu dronu kütle üretmediğini de ekledi. Ukrayna ayrıca iki yıl önce, Rusya kuvvetlerine karşı Bahmut’un yakınında kullanıldığı bildirilen tamamen otomasyonlu dörtlü kanatlı dronları da sahaya çıkardı; bu dronların Rus askerlerini öldürdüğü raporlandı. Ancak dronların önceden programlandığına dair raporlar, dronların hedefleri bağımsız olarak seçip seçmediği sorusunu gündeme getirdi.

Savaş Alanındaki Avantajlar ve Etik Sorunlar
Rusya ve Ukrayna’nın otomasyon özellikli dronları, Kiev ve Moskova en gelişmiş sistemleri henüz büyük miktarlarda sahaya çıkarmadan bile savaş alanında etkisi oldu. Bu dronların avantajları açık: Otomasyonlu dronlar iletişim bağlantısına olan bağımlılıklarını azaltır ve karıştırma ile diğer elektronik savaş biçimlerine rağmen faaliyetlerini sürdürebilir. Bu yetenekler, her iki tarafın birbirinin derinliklerine yönelik vuruşları mümkün kılıyor. Uçuşın son bölümünde otomasyonlu navigasyon ve rehberlik, dronların hareketli hedeflerle etkileşme yeteneğini artırıyor. Tam otomasyonlu dronların büyük ölçekte kullanılması, büyük miktarlarda dronu işletmek için gereken personeli azaltabilir.
Ancak otomasyonlu dronlar ciddi etik sorunlar da beraberinde getiriyor. En büyük risk, bu teknolojinin geliştirilmesi ve kullanımı, Rusya ve Ukrayna’nın otomasyonlu silahların insan kontrolünü koruma kapasitesinden daha hızlı ilerlemesidir. Ukrayna Savunma Bakanlığı, “savaş” kararları için insanların döngüde tutulmasını gerektiren kurallara sahiptir; bu bağlamda insanların “son kesme aşamalarında” hedefleri doğrulaması beklenir. Buna karşılık Rusya’nın silah kontrolü konumları, insan kontrolü konusundaki görüşlerine ışık tutar; Rusya yetkilileri sistemin değiştirilebilmesini, devre dışı bırakılmasını ya da hedeflenebilecek hedef tipleri gibi sınırlamaları içerecek biçimde “insan kontrolü”nü vurgular. Ancak Moskova, hedeflere vurmadan önce insanın bu doğrulama aşamasında olması gerektiğini özellikle vurgulamaz.
Şu an endişe verici olan bu durumun ötesinde, yapay zeka destekli dron savaşının bir sonraki adımı daha da endişe verici: Birkaç taneden binlere kadar sürüler halinde avlayabilen ve birbirleriyle iletişim kurarak davranışlarını bağımsız biçimde değiştirebilen sürü dronları, insan kontrolünü korumayı korkunç bir zorluk olarak karşımıza çıkarıyor.
Silah teknolojileri uzmanı
İnsan müdahalesi olmadan gerçekleşmesi gereken hedef seçme ve vuruş yeteneği, distopik bir bilim kurgu senaryosu gibi görünen bir savaş alanı, henüz gerçeğe dönüşmemiş olsa da, modern savaşın bu yolda bir basamak daha aşağıya indirildiği söylenebilir. Bu durum, silah teknolojilerinde insan kontrolünün koruma mekanizmalarının teknolojik ilerlemenin gerisinde kalma riskine işaret ederken, savaşın geleceği açısından derin bir tartışma alanı açıyor.
Amy McAuliffe, bu konularda Notre Dame Üniversitesi’nde pratik alanında önde gelen profesör olarak görev yapmaktadır. Makale, yaratıcı ortak kullanım lisansı kapsamında The Conversation’dan yeniden yayımlandı.