Pakistan, 20-21 Eylül gecesi Afganistan’ın Kunar (Nurgal) ve Paktika (Barmal, Patan, Rakhah ve Tor Kundi bölgeleri dahil) eyaletlerindeki Fitna al Khawarij bağlantılı terör hedeflerine yönelik hava saldırılarını gerçekleştirdi. İşlem, Khyber Pakhtunkhwa eyaletinde Kohat ve Hangu’da yaşanan ölümlü saldırıların ardından yapıldı ve Pakistan, üç terör hedefinin—including intihar bombacısı eğitim alanı—yıkıldığı ve 28 militanın öldürüldüğüne dair iddia ortaya attı. Pakistan Bilgi ve Yayın Bakanlığı, operasyonun bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerine yönelik, rastgele bir Afganistan bombardımanı değil, kapsamlı bir terörle mücadele kampanyasının bir parçası olduğunu vurguladı.
Kabul ve Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA) ise saldırının sivil kayıplara yol açtığını açıkladı. Afgan yetkililer, Kunar eyaletinde bir erkeğin, bir kadının ve bir kızın öldürüldüğüne, dört kişinin de yaralandığına dikkat çekti. Bu, Pakistan’ın neredeyse üç aydır Afganistan topraklarına yönelik yaptığı ilk hava harekatı olarak nitelendirildi ve iki başkent arasında Afgan toprağının Pakistan’a karşı kullanılıp kullanılmadığı konusundaki uyuşmazlığın sürdüğüne işaret etti.
Tehdit Zincirinden Çıkan Operasyon
Pakistan, saldırının zamanlamasını da dikkate değer bir bağlamda değerlendirdi. Harekat, Khyber Pakhtunkhwa’da bir dizi şiddet olayının ardından gerçekleşti; bunların arasında Kohat’taki bir polis tesisi hedefine yönelik ölümlü bir intihar bombacısı saldırısı ve Hangu’da Pakistanlı güvenlik personelinin öldürüldüğü bir silahlı çatışma yer alıyordu. İslamabad, tüm bu şiddet dalgasının Afgan sınırına yakın veya üzerinde faaliyet gösteren terör örgütleriyle bağlantılı olduğunu defalarca dile getirdi.
Kohat olayı, bu bağlamda özellikle ağır nitelik taşıyordu. Raporlara göre, polis kampı içindeki bir camiye yönelik intihar bombacısı saldırısının ardından silahlı militanların saldırısı izledi. En az 21 kişinin hayatını kaybettiği olayın büyük çoğunluğunda polis memurları yer aldı. Tesisi, terörle mücadele birimleriyle militanlar arasında çatışan bir yapı olarak tanımlandı.
Pakistan, 21 Eylül’deki operasyonu, Afganistan’ın rastgele bir bombardımanı olarak değil, terörle mücadele kampanyasının bütününe dahil edilen bir adım olarak sunuyor. Saldırganların eğitim alanının yıkıldığı belirtiliyor; çünkü bu alanın gelecekteki saldırılarda kullanılabileceği öne sürüldü. Hassasiyetle yapılan bombardımanla yan etkileri en aza indirmek için tüm önlemlerin alındığı iddia edildi.
Pakistan Bilgi ve Yayın Bakanlığı
Bu açıklamaya dayanarak, operasyonun bölgede terörle mücadele kapsamında planlandığı, ancak İslamabad ve Kabul arasında anlatıların önemli ölçüde farklılaştığı görülüyor. Afgan yetkililer, Pakistan’ın hedef tanımlarını reddediyor ve Kunar’daki sivil kayıpların üç kişiden oluştuğunu—bir erkek, bir kadın ve bir kız—belirterek dört kişinin de yaralandığını duyurdu. UNAMA da saldırılardan kaynaklanan sivil kayıpları raporladı.
Sınır Uyuşmazlığının Derinleşmesi
Bu anlatı farklılıkları, sınır ötesi terörle mücadele önlemlerinin genel karmaşıklığının bir kanıtı niteliği taşıyor. Pakistan, saldırıların Pakistan’a yönelik saldırıları gerçekleştiren terör altyapısına yönelik olduğunu savunurken, Taliban yönetimi kendi topraklarının komşularına karşı saldırı için kullanılmadığını iddia ediyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasını engelleyen başlıca faktörlerden biri de bu.
Bu son harekat, bölgedeki nispi barışın ortasında gerçekleşti. Reuters ve birçok başka haber ajansının aktardığına göre, Eylül saldırıları, neredeyse üç aydır Pakistan’ın Afganistan’ın içine yaptığı hava saldırılarını geride bırakan bir çatışmanın tırmanışını işaret etti. Daha önce 2026’da yapılan saldırılar, sivil kayıplar ve sınır ötesi tırmanış konusunda endişe yaratmıştı.
Pakistan’ın karşılaştığı temel güvenlik zorluğu, kabaca ve sızdıran bir sınır çizgisinin ötesinde faaliyet gösterebilme yeteneğine sahip terör ağlarının varlığında yatıyor. İslamabad, yalnızca askeri baskının sorunu kalıcı olarak çözemediğini, Afgan hükümetinin militanların Afgan toprağını Pakistan’a karşı faaliyetlerinin üssü olarak kullanmasını durdurması gerektiğini defalarca dile getirdi.
Bölgesel Dengeler ve Gelecek Aşamalar
Bu noktada, askeri karşılaşmanın sürmesi bölge için daha geniş anlamda yansımalar taşıyor. Sınır ötesi saldırılar, diplomatik gerilimleri artırabilir, sivil acıları derinleştirebilir ve çatışmayı yumuşatmak isteyen bölgesel devletlerin arabuluculuk çabalarını daha da zorlaştırabilir. Uluslararası basın kapsamına göre, İslamabad ve Kabul arasındaki düşmanlığın tırmanmasını durdurmaya ilgi duyan bölgesel güçler—örneğin Çin—bulunuyor.
Bu bağlamda, Çin ve diğer aktörlerin sakinliğin korunmasını istemesi, operasyonun yalnızca bir askeri eylem örneği değil, aynı zamanda Pakistan ve Afganistan arasında terör sığınakları, sınır güvenliği ve egemenliğin yorumlanması konularındaki devam eden uyuşmazlığın bir yansıması olduğunu gösteriyor.
Son olarak, sınır güvenliğinin başarısı yalnızca terör altyapısının yıkımına değil, aynı zamanda istihbarat işbirliği, sınır kontrolü, diplomasi ve silahlı aktörlere yönelik eylemlere de bağlı kalacak. Sınır ötesi militanlığın sorunu çözülmeden, hiçbir tek askeri operasyon güvenlik çatışmasını çözmeye yetmeyecek.