Rahmân Sûresi’ndeki “Evrendeki her şey yok olmaya (fânî olmaya) mahkûmdur; ancak celâl ve ikrâm sahibi Rabbinin zâtı bâkî kalır” fermanının; Termodinamiğin İkinci Yasası, Boltzmann istatistiksel entropisi (S = k · ln Ω), termodinamik zaman oku ve yıldızların tükenişiyle analitik tahlili.

Antik materyalist felsefeden 19. yüzyıl mekanist doğa anlayışına kadar birçok düşünür, evrenin ezelî ve ebedî bir devridaim makinesi olduğunu; maddenin asla eskiyip tükenmeyeceğini iddia etmişti. Onlara göre yıldızlar sonsuza kadar parlayabilir, kâinat sonsuz bir döngüde kendi kendini yenileyebilirdi.
Ancak 19. yüzyılın ortalarında fiziğin en sarsılmaz temeli olarak kabul edilen Termodinamiğin İkinci Yasası formüle edildiğinde, bu ebedî ve durağan madde miti tamamen çöktü. İkinci yasa uyarınca; izole bir sistem olan evrende toplam entropi (düzensizlik ve kullanılamaz enerji) daima artar ($\Delta S \ge 0$). Evrendeki kullanılabilir serbest enerji geri dönüşsüz olarak tükenmekte; yıldızlar hidrojen yakıtlarını bitirerek sönmekte ve evren kaçınılmaz bir “Kozmik Isı Ölümüne” (Big Freeze) doğru sürüklenmektedir.
Bilimsel Sınır ve Hakkaniyet: Kur’ân-ı Kerîm teorik termodinamik denklemleri kurmaz. Fakat kâinattaki tüm yaratılmış varlıkların özünde mutlak bir “fenâ” (bozulma, tükenme ve fânîlik) damgası taşıdığını; maddenin kendi kendine sonsuz kalamayacağını ve mutlak bekānın yalnızca Zât-ı Bârî’ye mahsus olduğunu beyan etmesi, modern termodinamiğin “maksimum entropi ve ısı ölümü” gerçeğiyle derin bir ontolojik uyum içindedir.
Fiziğin tüm temel yasaları (Newton mekaniği, Maxwell elektromanyetizması, Kuantum mekaniği) zaman simetrisine sahiptir; yani zaman ileri de aksa geri de aksa denklemler değişmez. Evrende zamana ileriye doğru tek yönlü bir ok (Arrow of Time) kazandıran yegâne fizik yasası Termodinamiğin İkinci Yasası’dır:
Bu denklem, doğadaki her düzenli durumun zamanla istatistiksel olarak daha olası olan düzensiz durumlara doğru aktığını gösterir. Sıcak bir fincan kahve soğuyarak oda sıcaklığına gelir ama asla odadaki ısıyı emip kendiliğinden kaynamaz. Benzer şekilde, evrendeki trilyonlarca yıldız nükleer yakıtlarını uzaya saçarak soğumakta ve bir daha asla ilk parlak hallerine geri dönememektedir.
Âyetlerdeki anahtar kavramların kök tahlilleri:
Evren kapalı bir sistem olduğundan toplam düzensizlik sürekli artar; termodinamik süreçler asla kendiliğinden tersine dönemez.
Gelecekte tüm yıldızların yakıtını tüketmesiyle evrenin mutlak sıfıra yakın homojen bir soğuk karanlığa gömülmesi senaryosu.
Zamanın neden sadece geçmişten geleceğe aktığını açıklayan tek fiziksel parametre: Entropi gradyanı.
Kozmolojik açıdan maddenin ebedî olmadığını; tek ebedî ve bâkî varlığın onu yaratan Allah olduğunu teyit eden fiziksel hakikat.
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (Te’vîlâtü Ehli’s-Sünne):
“Yaratılmış olan her cisim ve araz, kendi özü itibariyle yok olucudur ve yokluğu kabul edicidir (fânîdir). Âlemin bekāsı kendinden değil, onu ayakta tutan Kayyûm olan Allah’tandır. O desteğini çektiği anda her şey aslına, yani yokluğa ve fenâya döner.”
Güneş her saniye 600 milyon ton hidrojeni helyuma dönüştürerek tükenmektedir. Gökyüzündeki trilyonlarca yıldız, tıpkı bir mum gibi sessizce erimektedir. Fizik bilimi açıkça ortaya koymuştur ki; kâinatın kendisi ebedî değildir, kendi kendine varlığını sürdüremez ve bir başlangıcı olduğu gibi termodinamik bir sonu da vardır. Vahyin “Her şey fânîdir; ancak O’nun zâtı bâkîdir” nidası, maddenin acziyetini ve Yaratıcı’nın mutlak samedaniyetini kalplere nakşetmektedir.